Irak seçimleri ve Şengal’in durumu
Irak Parlamentosu seçimleri 11 Kasım’da yapılacak. Bu seçimler, iç siyasi dengeleri ve bölgesel güç mücadelelerini yeniden şekillendirecek kritik bir aşama olarak görülüyor.
Irak Parlamentosu seçimleri 11 Kasım’da yapılacak. Bu seçimler, iç siyasi dengeleri ve bölgesel güç mücadelelerini yeniden şekillendirecek kritik bir aşama olarak görülüyor.
Irak’ta 11 Kasım’da yapılması planlanan parlamento seçimleri için hazırlıklar başladı. Seçim süreci ise resmi olarak 1 hafta önce başladı. Irak’ta siyasi istikrarın sağlanamadığı bir dönemde yapılacak olan seçimler, son yıllarda artan iç anlaşmazlıkları ve bölgesel çekişmeleri daha da görünür kılacak. Irak’taki siyasi ve askeri durum hâlâ kaotik bir durumda. Bu nedenle seçimler, çoğu zaman dış güçlerin etkisinin belirgin olduğu bir süreç haline geliyor. Dolayısıyla Irak parlamento seçimleri genellikle ülke içindeki çıkar çatışmalarının ve bölgesel güç rekabetlerinin bir yansıması olarak görülüyor. Her ne kadar Irak Anayasası gereği seçimlerin dört yılda bir yapılması öngörülse de, 2005’ten bu yana yönetim biçiminde kayda değer bir değişim yaşanmadı. Ülkedeki siyasi denge, üç ana güç arasında sürdürülüyor. Irak seçimleri, demokratik bir süreçten ziyade, zorunlu bir siyasi prosedür niteliğinde ilerliyor.
Mukteda es-Sadr ve partisi, 2021’deki parlamento seçimleriyle 2023’teki il meclisi seçimlerini boykot etti. Bu boykot, Irak Şii siyasetinde büyük bir boşluk yarattı. Her ne kadar Sadr’ın boykotu halkın katılım oranını düşürmüş olsa da, parlamento üzerindeki denetim İran yanlısı grupların eline geçti. Bu durum, İran yanlısı çevreler tarafından bir başarı olarak değerlendirildi. İran’ın Irak üzerindeki etkisi yalnızca siyasetle sınırlı değil. İran tarafından desteklenen silahlı gruplar, örneğin Haşdi Şabi, ülke içi karar mekanizmalarında da etkili bir rol oynuyor. Bu nedenle, özellikle ABD ve Türkiye askerlerinin Irak’tan çıkarılması meselesi, seçim kampanyalarının önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Irak’taki siyasi bölünmeler, özellikle Sünni ve Kürt topluluklar arasındaki iç anlaşmazlıkları derinleştiriyor.
Her grup, kendi çıkarlarını koruyabilmek için ya İran’la ya da Batı’yla, özellikle ABD ve Avrupa ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. ABD ve bazı Batılı ülkeler, İran yanlısı Şii grupların etkisini azaltmayı hedefliyor. Bu nedenle, İran bağlantılı bazı kişi ve örgütler “terör listesine” alındı. Bu adımın amacı, İran’ın mali kaynaklarını kesmek ve bu grupların gücünü zayıflatmak. Aynı şekilde, İran yanlısı Haşdi Şabi gibi yapıların devlet kurumları içindeki etkisinin sınırlaması da hedefleniyor. Irak hükümeti bu grupları denetim altına almak için mücadele ederken uluslararası baskılar nedeniyle onları resmi konumlardan uzaklaştırma yoluna gidiyor. ABD ve İran karşıtı güçlerin temel amacı, İran’ın Irak’taki askeri etkisini azaltmak ve ülkenin bir “açık savaş alanına” dönüşmesini engellemek. Ancak, İran ile Bağdat arasındaki yakın ilişkiler nedeniyle bu hedefler tam olarak gerçekleşmiş değil.
TÜRKİYE VE IRAK’IN BAĞDAT ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Hem İran hem de Türkiye, Irak’ta güçlü çıkarları olan iki bölgesel aktör konumunda. İran, Şii ağırlıklı bir hükümetin iktidarda kalmasını ve kendisine yakın bir yönetimin güçlenmesini istiyor. Bu nedenle İran, Şii partiler ve milis gruplar aracılığıyla Bağdat üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Türkiye ise Irak’ta hem ekonomik hem de askeri baskı unsurlarını devreye sokuyor. Ülkedeki karmaşadan faydalanmak isteyen Ankara, Bağdat ve Hewlêr ile ekonomik ve enerji alanında ilişkilerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin Güney Kürdistan’daki işgal operasyonları, Irak’taki seçim politikalarını da doğrudan etkiliyor. Hem Türkiye hem de İran, seçim sonuçlarını kendi çıkarlarına uygun biçimde yönlendirmek için destekledikleri partiler ve ittifaklar üzerinden müdahalede bulunuyor.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, seçimler öncesinde Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Uluslararası Komplo’nun yıldönümüne denk gelen son derece hassas bir dönemde yapıldı. 1998 yılında, KDP, Türkiye’ye destek vererek Önder Apo'ya karşı gerçekleştirilen Uluslararası Komplo’ya ortak olmuştu. 9 Ekim 2019 yılında da Türkiye, tüm askeri gücüyle Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etti. KDP ise Habur sınır kapısını kapatarak Rojava ile tüm geçişleri durdurdu. Yine 9 Ekim 2022 yılında Irak hükümeti, KDP ve ABD, Êzidî halkına karşı 9 Ekim Anlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşma, bugün hâlâ Êzidî toplumunu hedef alan bir politika aracı olarak kullanılmakta. Hem Neçirvan Barzani hem de Fuad Hüseyin, Türkiye’nin desteğini alarak Bağdat hükümeti içindeki pozisyonlarını güçlendirmeye çalışıyor. Bu girişimler özellikle seçim öncesi dönemde yoğunlaşmış durumda.
Şengal, Irak seçimlerinde her zaman kritik bir bölge olmuştur. Her siyasi taraf, özellikle de KDP bu bölgedeki etkisini artırmak istemektedir. DAİŞ’in saldırıları sonrasında binlerce Êzidî’yi çetelerin eline bırakıp kaçan KDP, Şengal üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor. Bağdat ile Hewlêr arasında 9 Ekim Anlaşması’nın imzalanması, Êzidî toplumunun iradesinin yok sayılması anlamına geliyor. KDP, bu anlaşmanın yapılması için Irak hükümetine defalarca baskı uyguladı; ancak her defasında Êzidî halkının tepkisiyle karşılaştı. Irak ordusunun varlığı ve diğer siyasi güçlerin Şengal’deki etkisi, seçimleri ve göç etmek zorunda kalan halkın geri dönüşünü de doğrudan etkiliyor. 2023 yerel meclis seçimlerinde kamplarda yaşayan Êzidîlerin oyları, bu bölgelerdeki siyasi partilerin etkisine göre şekillendi. KDP, 11 yıldır bu oyları kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor ve seçim sonuçlarını etkilemeye çalışıyor.
KDP’NİN ŞENGAL’DEKİ SEÇİM STRATEJİSİ VE HEDEFİ
Aday belirleme süreci genellikle Irak Yüksek Seçim Komisyonu’nun kararlarına bağlıdır. Êzidîler için ayrılan kota, kimi zaman açık bir siyasi müdahale aracı haline geliyor. Bu kota, çoğu zaman KDP veya diğer partilerin desteklediği adaylar lehine kullanılmaktadır. Bu durum, Şengal’in kendi kendini yönetme iradesinin siyasi ve resmi düzeyde engellenmesine yol açıyor. Böylece Êzidî toplumunun temsiliyeti diğer partilerin kontrolü altında kalıyor. KDP, 2023 il meclisi seçimlerinde Ninova vilayetindeki, özellikle de Şengal’deki konumunu korumayı ve güçlendirmeyi hedefledi. Ancak bunda başarılı olamadı ve sonrasında siyasetini tamamen değiştirdi. Bu kez, bölgedeki etkisini artırmak amacıyla özellikle Êzidî toplumu içerisine kendisine yakın güçleri yerleştirdi.
KDP’nin hedefi, Bağdat’la iş birliği yaparak Şengal’deki mevcut özerk yönetimi ortadan kaldırmak. Êzidîlerin seçimlerdeki temsil hakkını kendi lehine kullanmak ve bölgedeki siyasi güç dengelerini yeniden şekillendirmek istiyor. KDP, yerel seçimlerde yaşadığı kayıplardan sonra, Şengal’deki konumunu güçlendirmek için Bağdat hükümetinin desteğini alarak veya askeri baskı yoluyla yeniden alan kazanmayı planlıyor. Sonuç olarak, Irak seçimleri genel anlamda ülke içindeki dengeleri ve bölgesel güç dengelerini belirleyecek bir aşama olarak görülüyor. Şengal ise bu güç mücadelesinden çok fazla etkileniyor.