Kürt halkı için “Direniş Bayramı” anlamına gelen PKK’nin 47. kuruluş yıldönümü vesilesiyle Kürdistan Özgürlük Gerillaları Bawer Kobanê ve Zeryan Rênas, ANF’ye konuştu.
"Adım Bawer Kobanê, Sara (Sakine Cansız) yoldaştan etkilenerek partiye katıldım. Bugün bizim için kutsal bir gün: PKK'nin 1978'deki kuruluşunun 47’nci yıl dönümünü kutluyoruz. Öncelikle PKK'nin kurucusu Önder Apo'yu kutluyoruz.
PKK, tarihte unutulmayacak bir isimdir. Soykırıma uğramış, kimsenin tanımadığı, dili yok olma eşiğinde olan, zulüm görmüş ve kültüründen uzaklaştırılmış bir halk, PKK'nin kuruluşuyla tanınan bir halk haline geldi. Artık her Kürt, ‘Ben Kürt'üm’ diyebiliyor.
Parti’ye katılmam da bu ilkeye dayanıyordu. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından, PKK isim olarak ortadan kalkmış olabilir ama unutulamaz. Çünkü PKK, Kürdistan İşçi Partisi olarak şehitleriyle ve sosyalizmiyle bilinir.
PKK'nin dostluğundan, mücadelesinden ve direnişinden etkilendik. Bu uğurda çok fedakarlık yapıldı. Ne kadar fedakarlık yapılırsa yapılsın, yine de yetersizdir. O fedakarlar, 'Yaşasın Önder Apo, yaşasın PKK’ sloganlarıyla hiç tereddüt etmeden düşmanın üstüne gitti.
PKK, Önderlik partisi olduğu kadar, bir kadın partisidir de. Düşman, ateşle barutun nasıl bir arada durduğunu söylüyor. PKK, kadınlarla erkekler arasında gerçek bir dostluğun doğmasını sağladı. Önderlik, bir erkeğin sosyalist olabilmesi için bir kadınla gerçek bir dostluk kurması gerektiğini söylüyor. Biz de Önderlik ve PKK çizgisinde kendimiz için çabalıyoruz.
Amacım, soykırım altındaki halkımız için ve yine Önderliğin özgürlüğü için mücadele etmek, bu bir direniş ve mücadeledir. Önderliğin Manifestosu'na kendimi adayacağım ve kadın özgürlüğü çizgisinde gerçek bir sosyalist olacağım."
‘PKK, KADIN İÇİN YENİ BİR YAŞAM YARATTI’
"Benim adım Zeryan Rênas. Öncelikle 27 Kasım’ın Önder Apo’ya, tüm devrim şehitlerine, halkımıza, bu yolda emek verip mücadele edenlere ve özellikle de daha önce kendini bu yola adamış her kadına kutlu olmasını diliyorum.
Biz dünyaya geldiğimizde gözümüzü PKK’yle açtık, onu öyle tanıdık. Bizim için PKK’nin anlamı çok farklıdır. PKK, kadının varlığını ortaya çıkardı, kadın üzerinde binlerce yıldır yürütülen köleliği ortadan kaldırdı, onun mücadelesini görünür kıldı ve kadın ordusunu oluşturdu.
Bu yüzden belki PKK’nin adı değişmiş olabilir ama bizim kalbimizde her zaman PKK vardır ve hep olacaktır. Çünkü biz PKK’nin yolunda kendi gerçeğimizi tanıdık, varlığımızı tanıdık ve bu seviyeye ulaştık. Doğru yolu gördük ve şimdi de bu yolda mücadelemizi sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz.”
PKK, kadın için yeni bir yaşam yarattı. Toplum düzeninde kadının varlığı yok denecek kadar azdı, doğru bir yoldaşlık yoktu ve kadınlar her zaman küçük görülüyordu.
PKK içinde ise yoldaşlık, özellikle kadın ile erkek arasındaki yoldaşlığın nasıl olması gerektiği ve hangi temeller üzerine kurulması gerektiği gösterildi. Bu, erkek egemen zihniyet üzerine değil, Önderlik tarafından bize sunulan doğru bir yoldaşlık temeli üzerinedir; bize öncülük edildi. Bizim çabamız da bu esas üzerinedir.
Önderlik, kadına çok büyük bir değer verilmesi gerektiğini ortaya koydu ki kadın her alanda kendi rolünü oynayabilsin.
Ben de katıldıktan sonra çok dikkatimi çekti ki, iki cins nasıl birlikte bir işi yürütebiliyor. Önderliğin sayesinde kadının varlığı bu seviyeye ulaştı. PKK’yi inşa etti ve 47 yıldır bu şekilde devam ediyor.
Bu mücadeleye katılan her kadın, kendi gerçeğini tanıyor, kendi varlığını tanıyor ve kendi öz benliğini eline alıyor. Kim olduğunu, ne olduğunu biliyor; neden katıldığını, neden bu mücadeleyi sürdürdüğünü biliyor.
PKK’nin Kürt halkı için anlamı da çok farklıdır. Çünkü Kürt halkı bir soykırım sürecinden geçiyordu. PKK ortaya çıktığında artık her Kürt biliyordu ki o da vardır; o da kendi diliyle konuşabilir, çocuğunu kendi kültürüyle büyütebilir ve kendi kültürüyle yaşayabilir.
Gerçekten de Türk devleti ve onun zihniyeti Kürt halkına karşı bu kadar düşmanca ve yok etmeye yönelik bir politika uyguluyordu ki Kürtler artık kendilerinin Kürt olduğunu bilemez hale gelmişti; görünmez olmuştu.
PKK bir uyanış yarattı; Kürt halkının yeniden uyanmasını, yeniden ‘Ben Kürdüm, ben varım’ demesini sağladı.
Her Kürt gencinin, her annenin ve babanın çocuklarını bu kültürle büyütmesini istiyorum.
Ayrıca her gencin de kendisini bu yola vermesini, kendi varlığını daha da netleştirmesini ve gerçeğini daha iyi tanımasını diliyorum. Her genç, Önderliğin ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla kendisini biraz daha örgütleyebilir ve her zaman doğru yola yönelip özgürlüğe doğru yürüyebilir.
Bu temelde, yıllarca fedakârlık yapan, şehid olan kahraman arkadaşların değerleri vardır; özellikle dört duvar arasında bizim için direnen Önderliğin direnişinin değeri vardır. Biz de mücadelemizi daha da güçlendireceğiz.
Önderliğin yeniden inşa ettiği bu sistemde, ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ doğrultusunda kendimizi daha fazla geliştirecek, mücadelemizi güçlendirecek ve büyüteceğiz.”