Onlar devrimci, muhabir ve hakikat aşığıydı

Yaşamları, duruşları, özlemleri ve idealleri ile geride bıraktıkları tüm izlerde kendi ardıllarına ölümsüz birer örnek olmanın gururunu bıraktılar.

BASIN ŞEHİTLERİ

Heybelerinde dağ yürekli yiğitlerin umutlarını, gülüşlerini, özlemlerini ve tüm insanlığa pay ettikleri hakikati taşıdılar. Bir dağ misali zulme karşı doruklara sevdalı yüreklerini siper ederek her adımda, her solukta tarihi anların bir parçası olmak, bu tarihi anlarda yaşayan ve tüm insanlığın onuru için mücadele edenleri tarihe not ettiler. Onların kayda aldığı yüzler insanlığın yüz akı ve özgür yarınlarının öncüleriydi. Dağ basınının kahraman şehitleri olan Tufan Sefkan, Aso Baran, Şilan Ezgi, Azad Serxwebûn ve Fırat Tolhildan, dur durak bilmeden gerçeklerin peşinde koşarken farklı tarihlerdeki düşman saldırılarında şehadete ulaştıklarında geriye anlam yüklü bir yaşamın anıları ve unutulmaz izleri miras kaldı.

Onlar hem devrimin hem de basın mesleğinin unutulmaz yüzleri oldu.  Mevlâna, “mürşit, müridi hakka götüren kapıdır” der. Sadece ilim ve irfan sahipleri bu bağı anlama kavuşturabilir. Kürdistan’ın özlü birer evladı olan bu 5 kahraman da gerçeği arzulayan hakiki bir mürit olmaya çabaladılar ve tüm devrimcilik yılları boyunca dervişane bir yaşamı temel aldılar. Yaşamlarını, mücadele gerçeğini tüm insanlara ulaştırmaya adayan ve isimlerini tarihe nakşeden bu değerli kahramanlar, dağ basınının öncüleri olan şehit Selçuk Şahan, Gurbetelli Ersöz, Halil Dağ, Cesûr Roboskî, Arjîn Amed, Elî Kanîroj, Arhat Ba, Jiyan Amargî, Nûjiyan Erhan, Argeş Serhed, Avrîn Mahsûm ve daha nicelerini kendileri için örnek alarak, onların yolunda ilerlemeyi esas alarak yaşadılar ve son nefeslerine kadar da gerçeklerden kopmadılar.  

YAŞAMI DÜŞÜNCEYLE ÖRDÜLER

Kürdistan özgürlük mücadelesi birçok açıdan eşi benzeri bulunmaz nitelikleri kendisinde ihtiva eder. Çok yönlü yürütülen bu destansı mücadele, gerillanın kendisini birçok açıdan geliştirmiş ve profesyonel düzeyde mücadeleye kendisini sevk etmiş olmasından kaynağını alır. Apocu bir militan gerektiğinde savaşçı, gerektiğinde komutan, gerektiğinde mühendis, gerektiğinde ise hakikati dilden dile herkese ulaştırmayı temel bir görev addeder. Dağlara güzelliğini veren ve bu güzelliği en ince haliyle yaşamasını bilenlere taşıran da bu değil midir? Yaşamı tüm yönleriyle kurmak, sarsılmaz bir temel üzerinde kurulan bir yaşam için medcezirleri geride bırakarak dupduru bir düşüncenin ve duygu bütünlüğünün öncüsü olmak, bazı insanların yaşamında bilinmezden çıkarak bilgiyi yaşamın temeline yerleştirmenin özü olmuştur. Bununla birlikte bilinmelidir ki yaşam bir devinimdir. Düşünce dediğimiz ideanın ete kemiğe bürünmesi, insanın içsel mücadelesinin ve gerçeklere olan bağlılığının bir sonucu olarak yaşam olgusunu doğurur.  

TOPLUMUN GÖZÜ VE KULAĞI OLDULAR

Özgürlüğe aşık bireyler, her şeyde olduğu gibi yaşamın bütününde de unutulmaz izler bırakır. Hele gerçeklerin dile getirilmesinde ayrım katmadan tüm toplumu aydınlatmayı esas alan önemli bir meslek olan basın faaliyetleri ele alındığında bu izler oldukça önemli olur. Toplumun günlük bilgi ihtiyacının temin alanı olan basın, sistem tarafından en kirli şekilde toplum karşıtlığı ve toplum mühendisliği yapma amaçlarıyla dizayn edilip kullanılırken basın çalışmalarını savaşın en yoğun yaşandığı alanlarda yürütmek ve gerçekleri yalın bir dille tüm topluma aktarmak için çabalayanlar ile sistemin birer maşası olan ve gazetecilik mesleğinin etik kurallarını kirletenleri karşılaştırmak mümkün müdür? Birileri bu mesleğin onuruyla oynayarak gerçekleri çarpıtmayı görev bilirken, özgür basının öncüsü ve hakikatin sesi olanlar, dağlarda ve mücadelenin en çetin yaşandığı yerlerde toplumun gözü ve kulağı oldular. Bu yüzden dağlarda adım adım gerçeklerin peşinde koşan şehitleri anmak bu mesleğin tüm insanlığa yüklediği sorumlulukları bir kez daha gözler önüne sermektedir. 

MESLEĞİN YÜZ AKI TEMSİLCİLERİYDİ

Dağlarda basın çalışması yürütmek; bazen kamera kadrajına giren bir görüntüde, bazen bir fotoğraf karesine sığdırılan mücadele ile özdeşleşmiş yüzlerde, bazen de yazılan bir haberde; gerçekleri yalın, eksiksiz ve katıksız bir şekilde dile getirmenin özverisi içinde olmaktır. Bu değerli şehitler, düşmanın toplumu zapturapt altına alarak gerçekleri karartmaya çalıştığı her yerde ve zamanda bu çalışmayı göğüslemiş insanlar olarak büyük bir mücadele içerisinde bu çalışmayı yürüttü. Dağ basınının unutulmaz yüzü ve değeri olan Şehit Xelil Dağ’ın kapitalizmin merkezi olan Avrupa’dan koparak özgür dağlarda yıllarca bu çalışmanın temellerini atması ve bir gerillanın yaşamındaki her anda yer alan hakikati kaydetmek istemesi, Şehit Eli Kanîroj’un bir elinde silahıyla düşmana karşı mücadele ederken diğer elinde bu mücadelenin doğurduğu gerçekleri herkese ulaştırmayı görev bilmesi, basın mesleğini dağlarda yürütmenin özüdür aslında. Bundandır ki sistemin tüm kirli politikalarına karşı özgürlük mücadelesinin neleri açığa çıkarttığını dile getirmek büyük bir özveri ve bağlılık temelinde yaşamayı ve çalışmayı gerektirir. 

GERÇEĞİN İZ SÜRÜCELERİ OLDULAR

Bak ana kucağından kopup gelen ve özgür bir ülkeye kucak açan yiğitler nasıl tutuşmuşlar özgürlük kavgasına. Bak ki karanlığın iktidarını galebe çalacak olan insanlığın onuru için dövüşenler nelere kadirdir göresin. Zulme karşı insan olmakta ısrar edenlerin kavgasıdır bu. Yüzlerinde insanlığı düze çıkaracak devrimin ışığı, kalplerinde düşmandan intikam alma arzusu varken gerçek onların kalplerindeydi. Söyle hele hangi kudret, hangi güç ve kim durabilir karşısında bu gerçeğin…  İşte bu kahramanlar bu gerçeğin iz sürücüleri oldular. Dorukları iyiliğin kötülüğe karşı savaşına mekân olan dağlarda gecenin hükmü sona erip yeni bir gün doğarken kendi canlarını insanlık onuru için seve seve feda ederek, halen dövüşenlerin olduğunu bildikleri için, bunu herkese göstermeye çabaladılar. Bunu kameraları, kalemleri ve sözleriyle dile getirenler, tarihin ilk yazıcılarından günümüze kadar insanlara gerçekleri ulaştırmanın gayretkeşliği içinde olanlardır.  

DEVRİMİN BİR GÖREVİ OLARAK GÖRDÜLER

Tufan, Şîlan, Aso, Azad ve Fırat bu ülküyle yola çıktılar. Zorluklar onları bu mesleğin kutsallığını görmelerini ve bağlanmalarını sağladı. Onlar, insanlık için mücadele edenlerin akıttıkları her damla terin, çektikleri zorlukların ve yarattıkları bil cümle güzelliklerin toplumlara ilham olmasının aracısı olmayı en asli görev olarak gördüler. Dêrsim’den Botan’a, Zap’tan Şengal’e kadar Kürt halkına karşı yürütülen imha konsepti çerçevesinde yapılan saldırıları ve bu saldırılara karşı Kürdistan özgürlük gerillalarının nasıl tarihi bir mücadele safhası yaşadıklarını tüm zorlu şartlara rağmen yorulmadan takip etmeyi bir devrim görevi gördüler. Her biri nice büyük hayallerle yönlerini özgür dağlara vermiş olmanın gururunu ve sevincini ilk günden son ana kadar büyük bir özveriyle taşıdılar. 

GERÇEĞİN DİLİ VE EYLEMİ OLDULAR

Onlar ruhlarında barındırdıkları tüm incelikleri yaptıkları işlerine kattılar. Bir bireyin doğumdan ölüme geçtiği yolun sırat köprüsü misali ince bir çizgiden ibaret olmadığını bizzat yaşayarak tecrübe ettiler. Bireyin yaşam serüveninde duygunun, düşüncenin, istem ve hayallerin insanı çepeçevre sarmaya çalışan karanlığa karşı şaha kalkarak özgürlüğe koştuğunu kendi benliklerinde ölümsüzleştirdiler. Onlar gerektiğinde yılmaz birer özgürlük savaşçısı, gerektiğinde gerçek bir savaş komutanı gerektiğinde de gerçeğin dili ve eylemi olmanın adı oldular. Kürdistan’ın farklı şehirlerinden, farklı kültürel yapılarından gelerek tek bir amaç uğruna kendilerini feda etmeyi her an büyük bir onur olarak gören dağ basınının değerli şehitleri olan bu kahramanların mirasını yerde bırakmamak için gerçekleri her şart ve koşulda dile getirmek bizler için büyük bir onur borcudur. 

Gerilla mücadelesinin en can alıcı noktasında bile bu mücadeleyi tüm dünyaya duyurmak için canla başla çabalayan dağ basınının öncü birer militanı olarak bu çalışmanın değerli öncüleri ve yılmaz neferi devrim şehitlerinin arasında yerlerini aldılar. Gerçeğin saklı kalmama gibi bir huyunun olduğunu ve her ne pahasına olursa olsun gerçekleri tüm insanlara ulaştırmayı görev addetmemiz gerektiğini öğrettiler. Onlardan devraldığımız kamera ve kalem tüm ezilen halkların özgürlük teminatı olacaktır.