GÖRÜNTÜLÜ

Rıza Altun, Kürdistan dağlarında anıldı: Şehadetiyle de yol açıyor

Tuzluçayır’dan dağlara uzanan 45 yıllık mücadelesiyle iz bırakan Rıza Altun, şehadetinin 6. yılında Medya Savunma Alanları’nda anıldı. Murat Karayılan, “Böyle öncüler şehadetleriyle de Hareketimize yol açıyor. Bu nedenle ölümsüzdürler” dedi.

MURAT KARAYILAN

PKK’nin kurucularından Rıza Altun, şehadetinin 6. yılında Kürdistan dağlarından Murat Karayılan’ın katılımıyla Medya Savunma Alanları’nda anıldı.

“Rıza Altun yoldaşın şehadetinin altıncı yıldönümüdür. Bundan altı yıl önce, 25 Eylül 2019’da heval Rıza, heval Baz ve heval Garzan, Zêwkê köyü yakınlarındaki bir karargahtaydı. Arkadaşlara yönelik kapsamlı bir hava saldırısı gerçekleşti; her üç arkadaş da şehit düştü. Biz arkadaşları saygıyla anıyoruz ve ayrıca Rıza, Baz ve Garzan yoldaşlar şahsında tüm Kürdistan şehitlerini anıyoruz” diyen Karayılan, militan yapıyı bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.

Karayılan, saygı duruşunun ardından “Anıları her zaman yolumuzu aydınlatacaktır” dedi.

Karayılan şu konuşmayı yaptı:

“Hareketimizde yönetim olan birçok arkadaş düşmanın özel olarak hedefindeydi. Bu arkadaşlardan biri de heval Rıza’ydı. Bu nedenle onların çalışmaları üzerinde çok fazla takip vardı. Heval Rıza, o dönem KCK’nin genel diplomasi çalışmalarından sorumluydu. 21 Mart 2019 Newroz gününde Qendîl’deki bir köyde hedef alındılar. O zaman da arkadaşlara yönelik ağır bir saldırı oldu. Bu saldırıda 1980 öncesinden beri saflarda olan Sînanê Sor yoldaşımız vardı; gerilla hareketinin başlangıcından beri rol sahibiydi, Maliye Komitesi üyesiydi. Diplomasi Komitesi üyesi Serhat Amanos yoldaşımız, Navdar Sinegir, Serhat Şafak ve Şiyar Faraşîn arkadaşlar, bu saldırıda şehit düştüler. Onları saygıyla, hürmetle anıyoruz.

Bu saldırıda Rıza arkadaş ağır yaralandı, tedavi için kaldırıldığı hastanede de düşman saldırmaya çalıştı fakat düşmanın saldırısı başarıya ulaşmadı. Sonra tedbir alındı; Rıza arkadaş uygun bir alanda uzun bir süre tedavi gördü. Tedavisini tamamladıktan sonra sağlığı yerindeydi. Çalışmalarını yürütmek üzere tekrar alana geldi. Bu dönemde, -başta da belirtiğimiz gibi- güvenlikten sorumlu yönetim olan Baz arkadaşımız -ki güvenliği sağlamak için oraya gitmişti- ve Garzan arkadaş da onlarla birlikteydi; öyle gözüküyor ki düşman tespit etmişti. Bu nedenle onların bulunduğu yere gaddar bir saldırı gerçekleşti ve her üç arkadaş şehit düştü. Tekrar onları saygıyla anıyoruz.

KATILIMI BİREYSEL DEĞİLDİR

Heval Rıza, Önder Apo 1975’te Ankara’da ideolojik çalışma yürüttüğü dönemde Hareketi tanıdı. Bildiğim kadarıyla ilk önce heval Kemal Pir’le tanıştı. O dönemler Ankara’nın Tuzluçayır mahallesinde oturuyordu. Emekçi bir aile ve emekçi bir mahalledir. Heval Rıza giderek Hareketi tanıyor ve böylelikle katılıyor. Ama Rıza Altun arkadaşın katılımı öyle bireysel bir katılım değildir; hem kendisi katılıyor hem de ailesinin tümünü daha o zaman katıyor. Yani aile tümüyle ideolojik grubun hizmetine giriyor. Hareket, henüz grup aşamasındadır. Denilebilir ki, Önder Apo’nun çalışması, Rıza arkadaşla tanışma ve bu şekilde aileyi ve çevreyi Harekete katma, Hareket ile ilişki geliştirme, Apocu hareketin ilk toplumsallaşma çalışmasıdır. Yani toplumsallaşma ilk orada gelişiyor.

APOCU GRUBA NEFES ALANI YARATTI

Rıza arkadaşın ve ailesinin katılması, Tuzluçayır mahallesinin hepsinin katılması gibidir. Çünkü heval Rıza daha başlangıçta halkçı, öncü özellikleri olan biridir. Birlikte okula gittiği arkadaşları, mahalle arkadaşları, birçok kişi etrafındadır. Zaten sadece ilkokulu okuyor. O ikna olup katıldıktan sonra çevresi de hepten katılıyor. Kattığı arkadaşların bazıları hala içimizdedir, bazıları şehit düştü. Hem Kürt olanlar hem de Türk asıllı olanlar vardı içlerinde. Yani Rıza arkadaş katılarak, kendi ailesini, kendi arkadaşlarını, yarenlerini de katarak, mahalleyi Hareketin temeli haline getirdi. Harekete nefes alanı yarattı. O dönemden önce Hareket, üniversite öğrencileriyle sınırlıydı. Ama Rıza arkadaşla tanışmalarından sonra Hareket, mahallelere giriyor, halkın içine giriyor. İlk kez Tuzluçayır’da oluyor bu.

Aynı yıllarda Önder Apo, zaman zaman Kürdistan’a geliyor, bazı alanları dolaşıyordu; fakat oralarda da yine öğrencileri görüyordu. Tuzluçayır’da ise ailelerin, halkın grubu tanımaları söz konusu. Bu yüzden bu şekilde katılımı çok anlamlıdır.

KATILIMININ ÖZÜNDE SAMİMİYET, DÜRÜSTLÜK VARDIR

Kuşkusuz katılımının özünde samimiyet var, herhangi bir konuda hesapçı yaklaşım yoktur. Acaba bunlar kimdir, nedir, bize zarar verirler mi vermezler mi; böyle bir hesap yoktur. Dürüstlük, samimiyet vardır. Arkadaşları tanıdıktan, özellikle Başkan’ı tanıdıktan sonra artık tereddütsüzce, her şekilde katılıyorlar; örgütün dostları, yoldaşları, aileleri oluyorlar. O dönemde bu şekilde yaklaşım, samimiyettir, dürüstçe yaklaşımdır. Bir şeye inandıktan sonra her şey yapmadır, böyle bir duruştur. Rıza arkadaş öncülüğünde Tuzluçayır’daki ailelerde geliştirilen bu duruş böyle tanımlanabilir.

Rıza arkadaş, mahallede herkesin etrafında toplandığı, arkadaşlarının olduğu doğal bir öncüdür. Hatta o dönem Rıza arkadaşa lakap olarak ‘Şirket’ deniliyordu. Sonra Türkiye basınına da yansıdı ve ‘Şirket’ olarak tanındı. Bu kişinin bu Harekette öncü bir militan olduğu anlaşılınca, özellikle askeri eylemlerde adı öne çıkınca Türkiye basını daha o zamanlar ‘Şirket şöyle yapmış, Şirket böyle yapmış” diye yazmaya başlamıştı. Yani daha 79’da böyle gündem oldu. Çünkü kitlesel katılım olmuştu.

DEĞERLİ KOMUTANIMIZ KARA ÖMER’İ ŞEHİT EDEN ÇETEYİ CEZALANDIRDIK

Rıza arkadaşın ailesinden kardeşi Kara Ömer (Haydar Altun) de aynı yıllarda katılmıştı. Kara Ömer’i ben şahsen tanıyordum, birlikte çok kaldık; özellikle Lübnan-Filistin sahasında. O da orada eğitime katıldı. Daha sonra uzun bir pratiği var Lolan’da, Botan’da. Değerli, cesaretli bir komutandı. Mart 1991’de Qileban-Heftanîn sınır hattında Türkiye devleti ile arkadaşlar arasında çatışma çıkıyor, bu çatışmada bir çete Kanas silahıyla uzaktan Kara Ömer’i vuruyor. Kara Ömer oranın komutanıydı.

Daha sonra ben de aynı alana geldim; arkadaşlarımız Kara Ömer’i vuran o çeteyi bir yolda sağ olarak, o Kanas silahıyla birlikte yakaladı.

Yakalandığını YNK de duymuştu. Bir heyeti yanımıza gönderdiler. “Böyle birini yakaladığınızı, elinizde olduğunu duyduk” dediler. “Doğru” dedik. “Bu şahıs, Elî Esker zamanındaki savaşta da çeteydi; Qaşûra alanında bizden 18 kişiyi şehit etti. Onu bize teslim edin; biz onu cezalandırmak istiyoruz” dediler. Biz, “Hayır. Bu bizim değerli bir komutanımızı şehit etti; onu kendi ellerimizle cezalandıracağız” dedik. Ve öyle de oldu; cezalandırıldı.

CUMALİ VE DOĞAN: HER BİRİ CANI GÖNÜLDEN KATILAN DEĞERLİ MİLİTANLARDI

Sonra ailesinden yeğenleri katıldı. Yeğenlerinden Cumali vardı, Hêzên Taybet üyesiydi. 2005’te Başkale’de düşmanla yaşanan bir savaşta şehit düştü. Diğer yeğeni Doğan, düşmanın arkadaşların bulunduğu noktaya atış yapması sonucu Xinêre-Lolan’da şehit düştü. Her biri canı gönülden katılan değerli militanlardı.

Aile bireylerinden çalışmalara katılım şimdi de var. Rıza arkadaşın değerli annesi Hatice Ana dahil herkes çalışıyordu. Hatırlıyorum; Hatice Ana daha 92’de bile kurye olarak Bakur’dan Önderliğin yanına geldi. Önderlik zaten önceleri tanıyordu, çok saygı duyuyordu. Emekçi bir anneydi. Vefat etti. Vefat ettiği zaman Önderlik zindandaydı, başsağlığı mesajı gönderdi.

EYLEMCİ DENİNCE ADI KEMAL PİR’DEN SONRA GELENDİ

Rıza arkadaşın katılımı böyle bir katılımdır. 1. Kongre’de Rıza arkadaş da yer alıyor. Bu nedenle partimizin kurucularından biridir. Askeri çalışmalar yürürlüğe girince, önce Askeri Komite kuruluyor. Rıza arkadaş da Askeri Komite’nin üyesidir. Kürdistan ve Türkiye’de birçok çalışması vardır. Antep’te mesela. Ama en belirgin olanı, Siverek savaşında komutandı. Düşmana orada esir düştü. Dar bir yere benzin almak için giriyorlar herhalde, düşman da arkadan geliyor ve sıkıştırıyor; bu şekilde ele geçiyorlar.

O zamanlar bu zamanlara benzemiyor; biz yarı sivil yarı askerdik, Rıza arkadaş da öyleydi. Esaret öncesi askeri bir rol ve misyonu vardı. Mesela ‘Şirket’ arkadaşın ismi Kemal Pir arkadaşla özdeşleşmişti. O zamanlar “eylemci” denince Kemal Pir arkadaşın ismi geçiyordu; O’ndan sonra ‘Şirket’ arkadaş, yani heval Rıza geliyordu.

10 yıldan fazla bir süre zindanda kaldı. Özal zamanında Türkiye yasalarında bazı değişiklikler yapıldığında Karasu arkadaşla aynı gün serbest bırakılıyorlar. Birlikte Önderlik Sahası’na ulaştılar.

İDEOLOJİYE GÖRE POLİTİKA SANATINI İCRA ETMEDE ÇOK GELİŞKİN, ÇOK YÖNLÜYDÜ

Heval Rıza mücadelemizin birçok çalışmasında yer aldı. PKK Merkez Komite Üyeliği, KCK Konsey Üyeliği yaptı. Uzun yıllar Avrupa sorumluluğunu üstlendi. Maxmur, Xakurkê, Şehîdan gibi alanlarda sorumluluk aldı. Sonra HPG’de Apollo Akademileri’nde bir öğretmen gibi çalıştı. Birçok arkadaşın yetkinleştirilmesinde rol, emek sahibi oldu. Heval Rıza, Önder Apo çizgisinde derinleştirmek için ideolojik-teorik olarak kendisini yeterliliğe ulaştırmıştı. Hem kendisinde derinlik yarattı hem de akademilerde arkadaşlara kavratmak için çok emek sarf etti.

Rıza arkadaşın katılımından şehadetine kadar geçen pratiği 45 yıldır. 45 yılda birçok görev üstlendi ve Hareketimiz için büyük emek verdi. Çalışmada rol sahibiydi.

Rıza arkadaşın özelliklerini birçok arkadaş programlar aracılığıyla dile getiriyor. Biz de biraz tanıdık, biliyoruz. Tekrarlamaya gerek görmüyoruz. Ancak Hareketimizde en önemli özelliği, çok politik olmasıydı. İdeolojiye göre politika sanatını icra etmede çok gelişkindi, çok yönlüydü. Dogmatik, tıkatıcı değildi. Her görüşmede, her işte ‘çıkış yolu nedir’ diye üzerinde duruyordu ve inisiyatifliydi. Bir işi eline aldığında yarım bırakmıyordu; aksine bir şekil veriyordu ve çıkış yolu gösteriyordu. Bu yönüyle mücadelemizde bir iz bıraktı.

Büyük emek sahibi olduğu kadar katılımından bu yana samimiydi ve bu nedenle malını, ailesini, arkadaşlarını, yarenlerini Hareket için açtı ve bu şekilde katıldı. Ama kendisini de yetiştirdi.

Heval Rıza çok okuyordu. Kendisini Önder Apo’nun ideolojisi ve felsefesinde derinleştirmişti. Kıvrak zekası vardı, çok yönlülük vardı. Söz ustasıydı. Sözü nasıl iyi ifade edeceğini biliyordu. Bir düzey kazanmıştı, yetkindi. Hem tespitleri vardı, derindi; hem de iyi ifade gücü vardı. Karşısındakini nasıl ikna edebileceğini, nasıl yürüteceğini ve bu şekilde nasıl örgüt kurabileceğini biliyordu. Bir emeği, bir düzeyi vardı.

YOLDAŞLIĞI KUSURSUZDU

Değerlere, yoldaşlığa bağlıydı. En son Avrupa çalışmaları sırasında bazı eleştiriler oldu, özeleştiri gelişti. Ancak Rıza arkadaş kendisini hızla toparladı. Önderliğin, Hareketin eleştirilerine göre kendisini düzeltti ve kattı. Ne kadar eleştiri, özeleştiri olsa bile yoldaşlığa karşı sevgi ve saygıda kusur göstermezdi. Bir yönetim olarak hepimize karşı ilişkilerinde dikkat ediyordu. Ne kadar eleştiri olsa da, temel ilke yoldaşlıktır. Yoldaşlık sevgi ve saygısı konusunda kusursuzdu. Hızla kendisini toparlama özelliği vardı. Eleştiri gerektiği yerde eleştirir, özeleştiri gerektiği yerde de istendiği gibi özeleştirisini verir, ona göre hareket ederdi. Geçmiş pratikte Rıza arkadaş, emeği ve çabasıyla bu hakikati açığa çıkardı.

BÖYLESİ ÖNCÜLER ŞEHADETLERİYLE DE YOL AÇIYORLAR

Hareketimizin kurucularındandı. Başlangıçtan sonuna kadar emek sahibiydi ve Önder Apo çizgisine bağlı kaldı. Önder Apo ile tanışmasından sonuna kadar bu çerçevede hareket etti, bağlılığını sürdürdü. Önder Apo’nun ilk yoldaşlarındandır. Bu Harekete çok büyük emek verdi; bir iz bıraktı. Emeğiyle, çalışmasıyla Hareketimizde bir iz yarattı. Heval Rıza’nın yürüttüğü pratik barizdir. Bu nedenle düşman tarafından hedef alındı.

Hareketimizin her militanı düşman için bir hedeftir ama verdiği mücadele, yürüttüğü çalışmayla bağlantılı olarak düşman Rıza arkadaşı başat hedef aldı.

Böyle arkadaşlar şehadetleriyle de bir değer yaratıyorlar. Düşman kendisini kandırıyor. Düşman; böyle emek yaratan, 45 yıl bir pratik oluşturanları şehit etmekle kimsenin onların yerini alamayacağını, Hareketin zarar göreceğini ve gerileceğini sanıyor. Düşman bu şekilde hesapladığı için böyle arkadaşları hedefliyor. Düşman, Önder Apo’nun Kürdistan’da kalıcı bir şekilde geliştirdiği diyalektiği gözönünde bulundurmuyor. Gözönünde bulundursa, böyle saldırıların veyahut böyle şehadetlerin onlar için acizlik olduğunu görecek. Başka bir deyişle; böyle şehadetler PKK için, Apocu hareket için zarar değil. Çünkü böylesi öncüler şehadetleriyle de yol açıyor, bir değer yaratıyor. Yani tarihe mal oldular. Her konuda düşmana engel oluyorlar; şehadetleriyle de güçlük çıkarıyorlar, varlıklarıyla da... Bu nedenle ölümsüzdürler. Hareketi zayıflatmak bir yana, şehadetleriyle de Hareketi güçlendiriyorlar.

Hareketimizin yönetimleri olan Rıza arkadaşın da, Fuat arkadaşın da, Sofî, Koçero arkadaşların da, Emine Erciyes arkadaşın da şehadetleri bize ağır gelse de, hüzün verse de… Evet, duygusalız. Hareketimizde yoldaşlığın güçlü oluşu bizde biraz duygusallık da yaratıyor. Doğru, biz ideolojik bir hareketiz; duygusallık bizde önde olmamalı ama şu hakikat de var ki, biz duygusalız da. Arkadaşların şehadetlerinde üzüntü ve acı fazlalaşıyor. Ama bu Hareketin diyalektiğine, hakikatine bakıldığında, Önder Apo’nun oluşturduğu diyalektiğe bakıldığında, aslında her şehadet kendisiyle birlikte bir güç oluşturuyor.

Hareketimizin tarihi böyle değil midir? Yani her şehadet halkası olduğunda kendisiyle birlikte yeni ilerlemelere yol açmıştır. Başka bir deyişle, yeni ilerlemelerin temeli olmuştur. Bu arkadaşlar da bu rolü oynuyor. Böyle arkadaşlar yaşamlarıyla, emekleriyle, mücadeleleriyle, direnişleriyle kendilerini ispatlamışlardır. Onlar hakikatin takipçileri, Önder Apo’nun yoldaşlarıdırlar ve asla ölmezler, ölümsüzdürler. Rıza Altun ölümsüzdür. Şehîd namirin!”