GÖRÜNTÜLÜ

Yoldaşlarının dilinden şehit Tufan: ‘Hedefi, Önder Apo’nun yaşam felsefesini dünyaya tanıtmaktı’

Özgür Basın emekçileri Agir Tufan ve Vejîn Ararat, şehit Tufan’ın en büyük hedefinin Kürdistan devrimini, gerilla yaşamını, şehitlerin mücadelesini ve özellikle Önder Apo’nun yaşam felsefesini tüm dünyaya tanıtmak olduğunu belirtti.

TUFAN SEFKAN

Özgür Basın emekçilerinden Tufan Sefkan, (Ulaş Güven) Türk devletinin saldırısı sonucu 13 Ekim 2024 yılında Medya Savunma Alanları’nda şehit düştü.

Yoldaşları arasında Tufan Dersim olarak tanınan şehit Tufan Sefkan, Kürdistan dağlarında gerçeğin izinden giden basın emekçilerinden biriydi.

Özgür Basın çalışanlarından Agir Tufan ile Vejîn Ararat, Tufan Serkan’ı anarak, onun mücadelesini, kişiliğini ve basın çalışmalarına yaklaşımını paylaştı.

Şehit Tufan Sefkan ile yaklaşık bir yıl birlikte kaldıklarını söyleyen Agir Tufan, şunları ifade etti:


“Heval Tufan ile birbirimizi basın çalışmalarında tanıdık. Samimiyeti, heyecanı ve içtenliği insanda derin bir etki bırakıyordu. Tufan, basın alanında çalışırken günlerce kafa yorardı; ‘Nasıl daha ileri gidebiliriz, yaptığımız işin etkisini nasıl artırabiliriz? diye sürekli düşünürdü.

Basın alanında onun çabaları sonucu çok şey öğrendik. Birlikte çalıştığımız dönemde heval Tufan özellikle gerilla komutanı Ali Piling’in mücadelesini anlatmak için hakkında çok araştırma yaptı. Çünkü komutan Ali Piling’in yanında kalmış ve direnişine tanıklık etmişti.

Tufan, yaptığı her işte o emeğe layık olmaya çalıştı. Komutan Ali Piling’in bıraktığı mirası yaşatmak için çabaladı.

Heval Tufan’ın bu bağlılığı, bize şehitlere nasıl yakın olunması ve o kahraman gerillaların direnişine nasıl sahip çıkılması gerektiğini gösterdi. Bunu yaşayarak öğretiyordu. Kürt halkının özgürlüğü uğruna en zorlu koşullarda savaşan, şehit düşen o yiğitlere nasıl bağlı olunması gerektiğini bize gösterdi.

Tufan’ın bu yakınlığı, bizde derin izler bıraktı. Öyle bir arkadaştı ki, onunla konuşmaya bile gerek kalmazdı; yüz ifadesi ve mimikleri insana güç verirdi. Bir bakışıyla insanı etkilerdi. Zor günlerde, sıkıntılı anlarda bu durumu hemen hisseder, yardım etmek için elinden geleni yapardı. Sorunları çözmek için sürekli çabalardı. Eğer bir konuda gelişmek istiyorsa, yanındaki arkadaşını da geliştirirdi.

Şehit Tufan, kendine bir hedef koymuştu. Hedefi; Kürdistan devrimini, gerilla yaşamını, Kürdistan şehitlerinin mücadelesini ve özellikle Rêber Apo’nun kurduğu yaşam felsefesini bütün dünyaya tanıtmaktı.

O, gerçekten de hakikatin izinden giden bir insandı. Her zaman tüm enerjisini yaptığı çalışmaya verir, kendisini bütünüyle o çalışmaya adardı. Çünkü onun bilincinde Kürdistan’ın doğası, gerillanın emeği, tarihte Kürt halkının yaşadığı acılar ve direniş hep canlıydı.

Bu yüzden sürekli araştırır, öğrenir ve bu gerçekliği herkesle paylaşmak isterdi. Biz de onların yolunda, onların izinde yürümeye devam edeceğiz. Bir kez daha bunun sözünün veriyoruz.”

‘FEDAKAR VE HESAPSIZDI’

Özgür Basın çalışanlarından Vejîn Ararat da Şehit Tufan Sefkan’ın HPG-BİM alanına geçmeden önce, Türk devletinin saldırıları sonucu arkadaşlarıyla birlikte yaralandığı bir dönemi olduğunu hatırlattı. Yoldaşı Vejîn Ararat, o sürece ilişkin şunları anlattı:


“Saldırının yaşandığı yerde hem yaralanma hem de şehadetler olmuştu. Kendisi de o süreçte yaralanmış, daha sonra ihtiyaç gereği Kerkük ve Maxmur hattına geçmişti. Orada hem tedavisini sürdürmüş hem de basın çalışmalarına devam etmişti. Bu sürecin ardından, Özgür Basın alanına dönme talebi üzerine tekrar görevlendirildi.

Gerillaların ihtiyaçlarına göre komutan düzeyinde sorumluluklar üstlendi. Biz de o süreçte kendisini tanıma şansına sahip olduk. Duruşu, bir komutan olarak gözlerindeki o dikkat ve sorumluluk duygusu çok farklıydı.

Tufan o dönem bize çok yardımcı oldu. Gerillaları nasıl görüntüleyeceğimiz, hangi çalışmaları nasıl yürüteceğimiz ve hatta yaşamı ile ilişkiyi nasıl kuracağımız konusunda bize büyük destek verdi. Onun emeği ve katkısı bizim için çok değerliydi.

Basın alanında kısa bir süre birlikte çalıştık. Hem yaşamında hem de çalışmalarında, herkes ondan bir şeyler öğrenirdi. Gerçekleri, özgürlük ölçülerini, Rêber Apo’nun ilkelerini kendi kişiliğinde somutlaştırmıştı.

Onu gören bir insan, bu ilkeleri duruşunda ve davranışlarında görürdü. Sözlerinde Ali Kanîroj’un ruhunu yaşatıyor, bunu pratiğe döküyordu. Aynı zamanda Helgurt yoldaşın coşkusu ve gençliğine benzer bir katılım sağlıyordu.

Şehit Tufan, fiziksel olarak olgun ve yaşça büyük bir yoldaş olsa da gerillaların toplantılarına geldiğinde o gençlik coşkusunu yayıyordu. Enerjisi, neşesi ve içtenliği ortama sıcaklık katardı. Gerçekten de çoğu zaman bir çocuk gibi neşeliydi.

Yaşamın her alanında, gittiği her cephede, kurduğu her ilişkide kişiliği etkili olurdu. Birlikte kaldığımız süreçte beni en çok etkileyen özelliklerinden biri şuydu: Yaralıydı, acı çekiyordu, bacaklarında yara izleri vardı ama hiçbir zaman durmadı.

Bir diğer dikkat çekici özelliği de fedakârlığı ve hesapsız yaklaşımıydı. Bu, onun kişiliğinde adeta bir ilke haline gelmişti. Yaralı olmasına rağmen, gerillaların bulunduğu her alana gider, mevzi mevzi dolaşırdı. Ağır yükünü, kamerasını sırtına alır, tüm gerilla sahnelerini kaydetmek isterdi.

Gerçekten de onun emeği çok büyüktü. Hem HPG-BİM alanında hem de birlikte yürüttüğümüz süreçte emeği bizim için çok kıymetliydi. Yoldaşları olarak onu bir kez daha minnetle anıyoruz.”