GÖRÜNTÜLÜ

Koma Cûdî: Kürdistan halklarına yönelik her saldırıya karşı direneceğiz

Tişrîn Direnişi’nin birinci yılına ilişkin konuşan Koma Cûdî üyeleri, “Kürdistan halklarımıza yönelik nerede bir saldırı olursa olsun, her zaman savaşçılarımızın yanında yer alacak ve direnişe katılacağız” dedi.

Tişrîn Direnişi’nin üzerinden bir yıl geçti. 27 Kasım 2024’te HTŞ ve SMO çetelerinin Halep’e yönelik saldırılarının ardından, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşar Esad iktidarının düşmesiyle birlikte Türk devletine bağlı Süleyman Şah Tümeni (62. Tümen-El Emşat), Sultan Murad Tümeni (72. Tümen), Hamza Tümeni (76. Tümen) ile Nur el-Din Zenki (80. Grup) güçlerinin Tişrîn Barajına yönelik saldırıları başladı.

 

8 Ocak 2025’te ise Kuzey-Doğu Suriye halklarının Tişrîn Barajı’na sel gibi akmasıyla birlikte Tişrîn Direnişi, “Devrimci Halk Savaşı’na” dönüştü. 5 Mayıs 2025 tarihinde QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi ile YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn’in açıklamalarıyla birlikte, Türk devletine bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye geçici hükümetine bağlı HTŞ çetelerinin saldırıları karşısında Tişrîn Direnişi’nin zafer kazandığı ilan edildi.

Yaklaşık beş ay süren direnişin, tüm dünya insanlık tarihine bir direniş mirası bıraktığının altını çizen Koma Cûdî üyeleri, “Devrimci Halk Savaşı’nın zafer kazandığı Tişrîn Direniş ruhuyla bugün Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de yine aynı bu güçlere karşı destan yazıldı” diyerek değerlendirmede bulundu.

 

Tişrîn Direnişi’ni Önder Apo’ya, devrim şehitlerine, Kürt özgürlük savaşçılarına ve başta Kuzey ve Doğu Suriye halkları olmak üzere tüm Kürdistan halklarına kutlayan Koma Cûdî üyesi Xalid Dêrik, Rojava Devrimi’nin bir ayağının kültür-sanat devrimi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bugün birinci yıl dönümüne giriyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye halklarımız, en kritik dönemde ilk defa Tişrîn Barajı’nda devrimci halk savaşını yürüttü. Biz de Önder Apo’nun ve şehitlerin emeğiyle oluşturulan Koma Cûdî ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki kültür-sanat grupları olarak bu direnişe katıldık ve yerimizi aldık. Zaten bir halkın sanatçısı olarak bu direnişte yer almak, bizim devrimci ve sanatçı görevimizdir. Halkımız ve topraklarımız için sazımızla, şarkılarımızla, sesimizle ve sanatımızla bu direnişte yer almamız gerekiyordu.

Devrimimizin bir ayağı da kültür ve sanat devrimidir. Bu amaçla, devrim sürecinde oluşturulan gruplarımızın şarkıları ve kültür-sanat çalışmaları sayesinde binlerce kişi bu devrime katıldı. Birçok arkadaşımız, bir elinde silah, diğer elinde saz ile bu devrimde yer alarak işgalcilere karşı savaşıyor.”

‘TİŞRÎN DİRENİŞİ OLMASAYDI İŞGALCİLER QAMIŞLO’YA KADAR İLERLERDİ’

Tişrîn Direnişi’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de ne ilk ne de son direniş olacağını belirten Dêrik, Türk devletine ve Şam geçici hükümetine bağlı çete gruplarına tarihi bir ders verildiğini belirterek şunları ifade etti:

“Kuzey ve Doğu Suriye halklarımız, kendi savaşçılarının yanında bu direnişe katıldı. Yani bütünüyle devrimci halk savaşının yaşandığı bir direnişti. Tişrîn Direnişi’nde savaşçılarımızın kahramanlıklarını, fedakarlıklarını ve fedai tarzda savaşa katılımlarını anlatmak, eksik kalacaktır. Çünkü Türk devletinin tüm tekniğini arkasına alarak gelen çete gruplarına karşı savaşçılarımız büyük bir direniş örneği sergiledi ve adlarını, bu direnişle birlikte tarihe altın harflerle yazdırdı.

Onlarca savaşçımız fedai bir ruhla çetelerin üzerine giderek bu direnişi tarihsel bir direnişe dönüştürdü. Bu fedai savaşçılarımız olmazsaydı, Türk devletine bağlı bu çete grupları Qamişlo’ya kadar ileleyebilir, topraklarımızı işgal edip halklarımızı katliamdan geçirebilirlerdi.

Halkımız da bu tehlike ve gerçekliği görerek savaşçılarının yanında bu direnişe katıldı. Siyasetçilerimizden sanatçılarımıza, aydınlarımızdan yazarlarımıza kadar toplumun tüm kesimleri, bu direnişe katılarak savaşçılarının yanında yer aldı. Tişrîn Barajı’nda halk ve savaşçılar tek ruh halinde çete saldırılarını kırdı ve tarihe geçen bir cevap verdi. Türk devletine bağlı çeteler, bu direniş karşısında yenilgiye uğradı.”

‘HALKIMIZIN CESARETİNDEN MORAL ALIYORDUM’

Türk devletinin tüm teknik ve hava saldırılarına rağmen Tişrîn Direnişi’ne katılan halkın korku duvarlarını yıktığına dikkat çeken Dêrik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Unutmadığım anılardan biri halkın cesaretiydi. Tüm hava saldırılarına rağmen keşif uçakları, dronlar, obüsler ve tanklarla saldırılar oluyordu. Halkımız doğrudan hedef alınarak direniş kırılmak isteniyordu ve bu saldırılarda halkımızdan onlarca şehit verdik. Ancak halkımız, üzerlerinde dolaşan keşif uçaklarına ve intihar dronlarına rağmen korku duvarlarını yıkarak tereddüt etmeden savaşçılarının yanında yer aldı.  Üzerlerine düşen tüm görev ve sorumlulukları yerine getirerek bu direnişi zaferle sonuçlandırdı.

Biz Koma Cûdî olarak bu direnişteki yerimizi almak için Tişrîn Barajı’na gittik. Tişrîn Barajı’nda yaşlılarımızı, annelerimizi, babalarımızı ve genç kardeşlerimizi gördüğümüzde büyük bir moral ve güç alıyorduk. Bu nedenle, halkımız görev paylaşımı temelinde bir kez katılırken, biz Koma Cûdî olarak iki kez katılıyorduk. Halkın içinde kalıyor, onların direnişinden moral ve güç alıyorduk.”

‘TÜM DÜNYA TİŞRİN DİRENİŞİ’NE TANIK OLDU’

Tişrîn Direnişi’nin büyük bir inanç ve irade direnişi olduğunun vurgulayan Koma Cûdî üyesi Hecî Musa ise, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir direniş örneği serrgilediğini belirterek şunları söyledi:

“Tişrîn Direnişi’nin birinci yıl dönümünü başta arkadaşlarımıza, halkımıza ve savaşçılarımıza kutluyorum. Tişrîn Barajı’nda yaşanan direniş sıradan bir direniş değildi. Büyük bir irade ve inançla yürütülen, büyük bir zaferin kazanıldığı bir direnişti. Tüm dünya bu direnişe tanık oldu. Dünya halkları şunu çok iyi gördü ki devrimci halk savaşıyla büyük direnilir ve büyük kazanılır. Çünkü Tişrîn Baraj’ında kazanılan zafer, tekniğin değil büyük bir iradenin zaferidir.

Aynı zamanda bu direniş, tüm teknik ve insanlık dışı saldırılarla birlikte yürütülen psikolojik savaşa karşı da verilen bir direnişti.

Dünyada, savaşın olduğu bir alana doğru akan halk kitlesine tanık olunmamıştır. Ancak Kuzey ve Doğu Suriye halklarımız, tarihte az rastlanacak böylesi bir direnişi tüm dünya halklarına gösterdi. Bu direniş karşısında, Türk devletinin tüm hava desteğine rağmen çeteler ileleyemedi ve iradeleri kırıldı.”

‘TİŞRÎN DİRENİŞİ, KUZEY VE DOĞU SURİYE’NİN KİLİDİ OLDU’

Onbir gün boyunca Tişrîn Barajı’nda direnişçilerle birlikte kaldıklarını söyleyen Musa, şöyle devam etti:

“Tişrîn Barajı’na gittiğimizde biz de büyük bir moral ve güç aldık. Çünkü oradaki halk, tüm korku kalelerini yıkmıştı. Tişrîn Barajı Direnişi, Kuzey ve Doğu Suriye’nin kilidi oldu. Eğer Tişrîn Barajı Direnişi olmazsaydı, tüm Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye büyük bir tehlike, imha ve katliamla karşı karşıya kalırdı.

Tişrîn Barajı’nda Türk devletinin dışarıdan devşirdiği çetelerin saldırılarına karşı büyük bir direniş örneği sergilendi. Bu saldırılar boşa çıkarıldı, çetelerin ve işgalcilerin iradeleri kırıldı. Bu direniş, devrimci halk savaşının bir ifadesiydi. Çünkü bu direnişte yer alanlar yalnızca savaşçılar değildi; sanatçılar, aydınlar, yazarlar, imamlar, şêxler, anneler, babalar, gençler ve çocuklar da vardı. Yani bu direniş, toplumun tüm kesimlerini ve tüm renklerini kapsayan bir halk direnişiydi.”

Hecî Musa, “Kürdistan halklarımıza dönük nerede bir saldırı olursa olsun, biz her zaman savaşçılarımızın yanında yer alacak ve direnişe katılacağız” diyerek sözlerini tamamladı.