Kuzey ve Doğu Suriye halklarının ortak iradesi: Tişrîn

Yalnızca bir baraj savunusu değil; Kuzey ve Doğu Suriye halklarının ortak yaşam iradesinin ve geleceğini savunma kararlılığının simgesi olan Tişrîn Direnişi’nde ortaya konan mücadele ruhu bugün hâlâ canlılığını koruyor.

2024 yılının son aylarında Suriye’de derinleşen kaos ortamını fırsata çeviren Türk devleti ve bağlı silahlı çete grupları, 27 Kasım’da Şehba, Til Rifat ve Minbic’i işgal etti. 8 Aralık’tan itibaren ise Tişrîn Barajı ve Qereqozaq Köprüsü’nü hedef alan yoğun hava ve kara saldırıları başlatıldı.

Amaç açıktı: Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ni stratejik olarak felç etmek ve bölgeyi tümden işgal etmek.

Bu saldırılara karşı yalnızca askeri güçler değil, halk da tarihsel bir direniş sergiledi. 8 Ocak 2025’te Özerk Yönetim’in çağrısıyla on binlerce yurttaş, ağır bombardıman ve SİHA saldırılarına rağmen Tişrîn Barajı’na doğru yola çıktı. Yola çıkan konvoylar vuruldu, siviller katledildi; gazeteciler ve sağlık emekçileri doğrudan hedef alındı. Ancak tüm bu saldırılara rağmen halk geri adım atmadı; baraja ulaşıldı ve 118 gün sürecek nöbet direnişi başlatıldı.

Fırat, Cizîr, Tebqa, Reqa ve Dêrazor kantonlarından onlarca farklı grup, zorlu kış koşullarında nöbeti devraldı. Direniş, yalnızca bir savunma hattı değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir duruşa dönüştü.

Direnişçiler, kışın dondurucu soğuğuna rağmen; 15 Şubat’ta Önder Apo’ya yönelik uluslararası komplonun yıldönümünü, 27 Şubat’ta Önder Apo’nun ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı, Kobanê’nin DAİŞ çetelerinden kurtuluşunun onuncu yılını, 8 Mart’ta Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, 15 Mart’ta Suriye halk ayaklanmasının yıl dönümünü, 21 Mart’ta Newroz Bayramı’nı, Ramazan ayı ve bayramıyla birlikte 4 Nisan Önder Apo’nun doğum gününü saldırılar altındaki barajda karşıladı.

Kadınlar, gençler, yaşlılar; Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler başta olmak üzere bölgenin tüm halkları ortak bir irade etrafında kenetlendi.

8 Ocak’tan 5 Mayıs’a kadar süren direnişe yönelik yüzlerce saldırı oldu; buna rağmen Fırat Kantonu’ndan sekiz, Tebqa, Reqa ve Dêrazor kantonlarından yedi, Cizîr Kantonu’ndan ise on dokuz farklı grup barajdaki direniş nöbetine katıldı.

Söz konusu saldırılarda, bir gazeteci ile üç sağlık çalışanının da aralarında bulunduğu en az 24 sivil katledildi; yedisi gazeteci, üçü sağlık çalışanı olmak üzere 200’ü aşkın kişi ise yaralandı.

5 Mayıs 2025’te Özerk Yönetim, nöbet direnişinin amacına ulaştığını ve sona erdiğini açıkladı. Zira Tişrîn Direnişi, işgal planlarını boşa çıkarmış ve bölge halklarının birlikte mücadele edebileceğini tüm dünyaya göstermişti.

Bugün, Tişrîn Direnişi’nin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, halkların mücadelesi hâlâ sürüyor. İşgalci Türk devleti başta olmak üzere HTŞ’nin bölge halklarına yönelik saldırı tehditleri ve siyasi baskılar devam etse de Tişrîn’de ortaya çıkan ortak direniş bilinci yaşamaya devam ediyor.

Bölge halkları, şehitlerin anısına bağlılıklarını yineleyerek, “Tişrîn’de savunduğumuz sadece bir baraj değil, onurlu ve özgür bir yaşamdır” mesajını veriyor.

Kobanê, Cizîr, Tebqa, Reqa, Qamişlo, Amudê, Hesekê, Derik gibi gibi kentlerden yüzlerce kişi, 8 Ocak’ta savaşın yoğun olduğu Tişrîn Barajı’na akın etti.