2025 Şubat’ta toplanan Daimi Halklar Tribünali (Permanent Peoples’ Tribunal- PPT) Rojava / Türkiye Duruşması – 54. Oturum Yargıçlar Heyeti imzasıyla Rojava’daki mevcut duruma ilişkin açıklama yaptı. Yargıçlar Frances Webber (Başkan Birleşik Krallık), Giacinto Bisogni (İtalya), Domenico Gallo (İtalya), José Elías Esteve Molto (İspanya), Czarina Golda S. Musni (Filipinler), Gabrielle Lefèvre (Belçika), Rashida Manjoo (Güney Afrika) ve PPT Genel Sekretaryası’dan Simona Fraudatario (İtalya) ile Gianni Tognoni (İtalya) imzasıyla yayınlanan açıklamada uluslararası hukuk kurumları, insan hakları örgütleri, Birleşmiş Milletler mekanizmaları, devletleri ve halkları; Rojava’da devam eden ağır ihlallere karşı gecikmeksizin harekete geçmeye çağırdı.
İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR
Ocak 2026 tarihli PPT açıklamasında önceki dönem saldırılarının “soykırım özel kastına (dolus specialis)” işaret ettiği belirtildi. PPT açıklamasında “Şubat 2025’te Permanent Peoples’ Tribunal (PPT), Türkiye’nin Rojava’ya (Suriye’nin kuzeyi ve doğusu) yönelik en az yedi yıldır sürdürdüğü saldırılara ilişkin sarsıcı kanıtlar dinledi. Bu saldırılar; Kürtlerin evlerinin, tarlalarının, zeytinliklerinin, arkeolojik mirasının, köylerinin, kentlerinin ve kasabalarının hedefli biçimde tahrip edilmesini, işgal edilmesini ve Türkleştirilmesini kapsamaktadır. Bu saldırıların amacı, Kürt kimliğinin, varlığının ve kültürünün ortadan kaldırılmasıdır. Tribunal, Mart 2025 tarihli kararında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile üst düzey bakanların ve generallerin; saldırı suçu, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve ağır insan hakları ihlalleri dahil uluslararası suçlardan suçlu oldukları sonucuna varmıştır. Bu bulgular, soykırım özel kastına (dolus specialis) işaret etmektedir” denildi.
KÜRT NÜFUSUN YAŞAMINA YÖNELİK TEHDİT VAR
PPT yeni bulguların, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik kuşatmanın Kürt nüfusun yaşamına yönelik tehdit oluşturduğunu belirterek “Şimdi ise medyada yer alan, bağımsız kurumlar tarafından belgelenen ve doğrudan PPT’ye sunulan yeni bilgiler; Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki saldırıların bir kez daha yoğunlaştığını göstermektedir. Halep’te Kürtlerin yaşadığı bölgelere, özellikle Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine uygulanan kuşatma; ayrım gözetmeyen topçu, roket ve drone saldırıları; hastanelerin ve sağlık personelinin doğrudan hedef alınması; temel insani ihtiyaçlara erişimin engellenmesi — tüm bunlar birlikte, etkilenen bölgelerde yaşayan Kürt nüfusun güvenliği ve hayatta kalması açısından acil ve yaşamı tehdit eden tehlikeler oluşturmaktadır” dedi.
SALDIRILAR PLANLI, TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI SORUMLULUĞU VAR
Sivillere yönelik saldırıların planlı olduğunu belirten PPT, Türkiye’nin komuta sorumluluğu ilkeleri kapsamında uluslararası hukuki sorumluluğu olduğuna işaret etti ve şunları belirtti: “Kadınlar ve çocuklar dahil sivillerin öldürülmesi, yaralanması ve kitlesel yerinden edilmesi; bu saldırıların planlı olduğuna ve süreklilik arz eden bir örüntünün parçası olduğuna dair kaygıları güçlendirmektedir. Bu durum, uluslararası hukuk tarafından yasaklanan fiillerin işlendiğine ilişkin güçlü bir şüphe doğurmaktadır. Mevcut belgeler; HTŞ (Hayat Tahrir el-Şam) bağlantılı grupların, hâlihazırda ya da geçmişte IŞİD saflarında faaliyet yürütmüş kişilerin, ayrıca Türkiye’nin askeri, lojistik, istihbari ve operasyonel desteğiyle ve onun etkin kontrolü altında hareket eden silahlı vekil güçlerin bu ihlallerde doğrudan veya dolaylı rol oynadığını göstermektedir. Bu da komuta sorumluluğu ilkeleri kapsamında uluslararası hukuki sorumluluğun doğduğuna işaret etmektedir. Bu, Tribunal’in Mart 2025 tarihli kararında da ulaştığı bir bulgudur.”
PPT açıklamasının devamında şunlar belirtildi: “Sivil mahallelerin “askeri bölge” olarak ilan edilmesi, sağlık tesislerinin işlevsiz hale getirilmesi ve insani yardımın engellenmesi; yalnızca sivilleri korumayı ve bölgedeki çatışmaları sınırlamayı amaçlayan mevcut anlaşma ve protokollerin ihlali anlamına gelmemekte, aynı zamanda sivilleri korumaya ilişkin temel yükümlülüğün bilinçli biçimde hiçe sayıldığını da göstermektedir.
Bu gelişmeler, Tribünal’in uluslararası insan hakları, insancıl hukuk ve ceza hukuku alanlarındaki ağır ihlaller yönündeki tespitlerini güçlendirmektedir ve savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar çerçevesinde incelenmelidir. Bu hukuki çerçeve ışığında, uluslararası hukuk kurumlarını, insan hakları örgütlerini, Birleşmiş Milletler mekanizmalarını, devletleri ve halkları; Rojava’da devam eden bu ağır ihlallere karşı gecikmeksizin harekete geçmeye çağırıyoruz. Cezasızlığın sürmesi, daha fazla suç işlenmesi riskini artırmaktadır. Bağımsız izleme mekanizmalarının derhal devreye sokulması, sorumluların tespit edilmesi ve sivillerin etkin biçimde korunması; artık ertelenemez yükümlülüklerdir.”