KCDK-E’den Halepçe’nin yıldönümünde açıklama: Katliamları unutmayacağız

KCDK-E, Halepçe Katliamı’nın 38’inci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada Kürdistan’da yaşanan katliamları hatırlatarak ulusal birlik, ortak vicdan ve demokratik toplum mücadelesini büyütme çağrısında bulundu.

Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E), Halepçe Katliamı’nın yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Mart ayının Kürdistan halkının hafızasında hem derin acılar hem de direnişin simgesi olarak yer aldığı belirtilerek, Halepçe başta olmak üzere katliamlarda yaşamını yitirenler anıldı.

KCDK-E açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Mart ayı, Kürdistan halkının hafızasında hem derin acıların hem de sarsılmaz direnişin izlerini taşır. KCDK-E olarak, Halepçe Katliamı'nın yıl dönümünde, soykırımcı ve sömürgeci zihniyetlerin kurbanı olan tüm şehitlerimizi bir kez daha minnet ve özlemle anıyoruz. Onların aziz hatırası, özgürlük, eşitlik ve onurlu bir yaşam mücadelesinin en güçlü ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Tarih, Kürdistan coğrafyasında halkların özgürlük ve eşitlik talebinin, farklı isimler ve yöntemlerle de olsa aynı zihniyet tarafından kanla bastırılmaya çalışıldığı acı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Diktatör Saddam'ın 1988'de Halepçe'de 5 bin insanımızı kimyasal silahlarla katletmesi, 12 Mart 1995'te İstanbul Gazi Mahallesi'nde canlarımızın yakılması, 12 Mart 2004'te Qamişlo'da halkların kışkırtılarak katliam yapılması ve 18 Mart 2018'de Efrîn'in işgali... Tüm bu katliamlar, halkların demokrasi ve özgürlük arzusunu yok etmeyi hedefleyen, ancak her seferinde halkın direnişi ve kararlılığı karşısında başarısızlığa uğrayan baskıcı politikalardan öteye gidememişlerdir.

Tarihin tanıklığı açıktır: Kimyasal, biyolojik ya da konvansiyonel hiçbir silah, hiçbir katliam, bir halkın özgürlük ve eşitlik mücadelesini durduramaz. Bugün de benzer bir zihniyetle, Türk devleti başta olmak üzere bölgesel güçlerin Kürdistan'ın dört bir yanında (Efrîn, Şengal, Başûr, Maxmûr, Bakur) sivilleri hedef alan saldırıları, aslında bu gerçeğin bir kez daha altını çizmektedir. Bu saldırılar, halkımızın öfkesini ve mücadele azmini perçinlemekten başka bir işe yaramamakta; saldırganları ise tarihin doğru tarafında yer almama gibi büyük bir krizin içine sürüklemektedir.

İşte tam da bu noktada, acılarla dolu bu tarihten çıkarılması gereken en önemli ders, hakiki bir kurtuluşun ve demokratik bir toplum inşasının yolunun geçmişle cesurca yüzleşmekten geçtiğidir. Halepçe'de, Gazi Mahallesi'nde, Qamişlo'da, Efrîn'de ve daha nice yerde yaşanan katliamların faillerinin ve bu suçlara zemin hazırlayan zihniyetin açıkça tanınması ve kabullenilmesi, halkımızın adalet talebinin ve direnişinin meşruiyetinin temelidir. Bu kabullenme olmadan dile getirilecek her türlü söz, samimiyetten yoksun kalacaktır.

Tıpkı geçmişte Halepçe ve Qamişlo katliamlarını gerçekleştirenlerin halkın birliği ve direnişi karşısında kaybetmesi gibi, bugün de benzer politikaları uygulayanların kaybetmeye mahkûm olduğunu bilmek gerekir. Ancak asıl hedef, düşmanın yenilgisinden ibaret değildir; asıl hedef, tüm halkların kardeşçe, eşit ve özgürce yaşayacağı demokratik bir toplumun inşasıdır. Bu inşa, ancak direnişle kazanılan hakların korunması ve sürekli kılınmasıyla mümkün olacaktır.

KCDK-E olarak tüm Kürdistan halkına ve bölgedeki tüm halklara çağrımız açıktır:

Geçmişin tüm katliamlarına karşı ortak bir vicdan ve ahlaki duruş geliştirelim. Ulusal birlik ve halkların kardeşliği temelinde direnişimizi yükseltelim. Şehitlerimizin bizden talebi olan özgürlüğü, ancak ve ancak birbirimizin acısını anlayarak, adaleti tesis ederek ve herkes için demokrasiyi inşa ederek sağlayabiliriz. Unutmayalım ki, gerçek kurtuluş; geçmişin acılarıyla yüzleşmekten, bugünün işgal ve katliam politikalarına karşı direnmekten ve geleceği birlikte, eşit yurttaşlar olarak kurmaktan geçer. Direnişimiz, özgürlük güneşi doğana kadar sürecektir.”