Tepki gösteren kurumlar, bu planın AB dışındaki “sınır dışı merkezlerinin” kurulmasına ve kişilerin tanımadıkları ülkelere gönderilmesine yol açacağını belirtiyor.
Mart ayında açıklanan proje, “gözetim, sınır dışı, dış kaynak kullanımı ve yaptırımlar” üzerine yoğunlaşıyor ve özellikle ırksal olarak ayrımcılığa maruz kalan kişiler üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı vurgulanıyor.
Aralarında Amnesty International, CNCD 11.11.11 ve CIRé’nin bulunduğu kuruluşlar, teklifin geri çekilmesini talep ediyor ve Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi’ni mevcut haliyle reddetmeye çağırıyor.
Projeye göre AB üyesi devletler, göçmenler için kendi geri gönderme merkezlerini kurabilecek. Ancak Avrupa Komisyonu, doğrudan kendi merkezlerini açmayı planlamıyor.
AB üyesi ülkeler arasında fikir birliği henüz sağlanamadı; İspanya, “geri gönderme merkezleri”ne karşı tavır alırken, Belçika Göç ve İltica Bakanı Anneleen Van Bossuyt öneriyi kısmen olumlu bulmuştu.
Avrupa Parlamentosu’nda ise sol partiler öneriye karşı çıktı. Merkez partiler bunun kamu kaynaklarının gereksiz harcanması anlamına geldiğini savunuyor.
Sosyal adalet ve kağıtsız göçmenlerin hakları için çalışan örgütler ağı Picum bünyesindeki sivil toplum kuruluşları, düzenlemenin göçmenlerin gözaltına alınmasını artıracağını, ailelerin ayrılmasına yol açacağını ve kişilerin bilmedikleri ülkelere gönderileceğini belirtiyor.
Ayrıca, ırksal profil oluşturma ve özel sektörün kar amaçlı sözleşmeler almasına yol açacağı, insan onuru ve demokratik garantilerin zarar göreceği ifade ediliyor.