Önal: Şanghay zirvesi, Çin’in meydan okumasıydı
Siyaset bilimci Sinan Önal, Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinin, Xi Jinping liderliğindeki Çin’in, Trump öncülüğündeki yeni dünya düzenine bir meydan okuması olduğunu söyledi.
Siyaset bilimci Sinan Önal, Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinin, Xi Jinping liderliğindeki Çin’in, Trump öncülüğündeki yeni dünya düzenine bir meydan okuması olduğunu söyledi.
Amerika ve Batı blokunun Çin'e göbekten bağlı olduğunu savunan siyaset bilimci Sinan Önal, “Çin oldukça sisteme hakim, yıllardır verdiği emekle beraber otoriter komünizmini büyük geliştirmeci bir kapitalizme çevirmiş durumda” dedi.
Çin, 1 Eylül'de Tianjin'de Shangai Cooperation Organisation Plus (Şanghay İşbirliği Örgütü- SCO Plus) toplantısına ev sahipliği yaptı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping başkanlığındaki toplantıya, Belarus Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko, Hindistan Cumhuriyeti Başbakanı Narendra Modi, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Masoud Peseshkian, Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev, Kırgızistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sadyr Japarov, Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Şahbaz Şerif, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Tacikistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, ŞİÖ Genel Sekreteri Nurlan Yermekbayev ve ŞİÖ Bölgesel Terörle Mücadele Yapısı Yürütme Komitesi Direktörü Ularbek Şarsheev katıldı. Zirvenin ardından Tianjin Deklarasyonu yayınlandı. Siyaset bilimci Sinan Önal, SCO Plus Zirvesi’ne ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı.
Öncelikle SCO Plus Zirvesi’nin akıllarda bıraktığı ilk izlenim neydi?
Zirve, dürüst olmak gerekirse Xi Jinping'in bir meydan okumasıydı. Trump öncülüğündeki yeni dünya düzenine bir meydan okuma diyebiliriz. “Biz bir blokuz, yeni kapitalizmi biz örgütlüyoruz ve bunlar da bizim etrafımızdaki güçler” diye NATO'nun öncülüğündeki Batı blokunun agresifliğine karşı gayet sempatik, piyasanın kodlarıyla konuşan, görüşen bir törendi.
Zirvede, Ukrayna savaşıyla yalnızlaştırılmış ve markaja alınmış Putin görüntüsü yoktu. Ne dersiniz?
Alaska zirvesinden sonra Putin'in kendine geldiği bir toplantıydı. Putin, üç buçuk yıldır süren savaş olmamış gibi yeniden bir dünya gücü ve itibarlı bir lider olarak orada karşılandı. Keza Türkler bir NATO bloku ve Batı kapitalizminin üyesi olmasına rağmen en üst düzeyde karşılandı.
NATO, 2022 Madrid Zirvesi'nde 2030 Stratejik Konseptini kabul etti ve 2030'a yönelik planlamaları vardı. Şimdi bu Şangay toplantısında da Tianjin Deklerasyonu ile 2030'a yönelik planlamalar yapıldı. Siz nasıl yorumlarsınız?
Tabii şimdi Batı blokunun India-Middle East-Europe Corridor (Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru- IMEC) Projesi, Hindistan'dan başlar, Arabistan, İsrail, Kıbrıs üzerinden Batı'ya varır. Şimdi bu projenin mimarı, başlangıcında yeri Hindistan'dır. Ona rağmen Hindistan'ın lideri Şangay'ın üyesidir de. Orada Xi Jinping ile yaptığı samimi konuşmalar, yapılan anlaşmalar, Amerika’ın, Batı blokunun hiç de öngördüğü gibi olmadığı ortaya çıktı. En azından bu görüntülerden biliyoruz. Amerika ve Batı bloku, 'ben Ortadoğu ve Ön Asya'yı, Çin'in ekonomik büyüme, genişleme alanı olmaktan çıkarayım, bir an önce çatışmaları durdurayım, büyük bir kalkınma yolu projesiyle Ön Asya ve Ortadoğu'yu Batı'ya bağlayayım' diyor. Projesi bu, fakat çatışmalardan gözünü açamıyor. Yahudi-Arap çelişkisi, Sünni-Şia çelişkisi, Kürt-Türk çelişkisi, hiç de öyle düşündüğü gibi olmadı. Onunla uğraşırken Çin en profesyonel, yıllardır yatırım yaptığı uzun öngörülü projesini ortaklarıyla beraber, kendisine muhtaç olan çevre güçleriyle beraber genişletmeye, büyütmeye devam ediyor. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün bu buluşması da onaylanması anlamında.
Orta ve uzun vadede SCO Plus ve Tianjin Deklerasyonu’nun Ortadoğu'ya etkileri nasıl olur?
Amerika, çatışmacı, bloklaştırıcı bir perspektiften bakıyor fakat Çin, ne İran ne de Rusya savaşına katıldı. Tersine bu savaşların bir an önce soğuması bağlamında uğraştı ama o güçlerin de ayakta kalmasını istedi. Kuşkusuz bu çatışmaya girmedi.
Batı kapitalizmi için hiç kolay olmayacak. Hele hele yeni AI teknolojilerine ulaşmış olan Çin’i ne Tayvan'la sorunu ne de ittifaklarına yapılan saldırılarla bir çatışmanın içine koyamayacakları anlaşıldı. Çin bunun tam tersine diyalog yoluyla kapitalist genişlemesini devam ettiriyor, genişletiyor. Tabii kimsenin demokrasi umurunda değil. Ama kendi birliği tarzında devam ediyor. Onun bir tek Uygur ve Tayvan çelişkisi var biliyorsunuz, Şanghay İşbirliği Örgütü bağlamında dile getirilmedi bile. İsrail ve Filistin mevzusu da. Hiç bu konulara girmediler. Tersine diyaloglarını, iş birliklerini genişletmeye devam ettiler. Çin, bu toplantı bağlamında yeniden dünyanın rekabet eden en büyük gücü olduğunu ortaya koydu.
Çin tarafından yapılan açıklamalarda, bu zirvede en çok vurgulanan ögelerden biri çok kutuplu dünyaydı. Artık oraya kaydık diyebiliyor muyuz?
Çok kutuplu dünya diyeceğiz ama iki kutup var aslında. Amerika'nın öncülük ettiği Batı/NATO bloku. Bir de Çin'in öncülük ettiği Asya/Doğu bloku var. Avrupa Birliği bir kutup, bir güç olabilir mi? Onu Alaska zirvesinde gördük.
Şanghay'a baktığımızda hem nüfusu, kaliteli iş gücü var. Yeni teknolojilerle donanmış bir üretim ağı, üretim gücü var. Bu çok önde olan bir şey. 300 milyon öğrencisi olan bir ülkeden bahsediyoruz. Amerika'nın nüfusu kadar. Yeni genç kuşağı 300 milyon. Dünyanın en büyük ekonomisi ve en büyük askeri gücü olduğunu iddia etmesine rağmen Çin'e göbekten bağlı bir Amerika gücünden, bir Batı bloku gücünden bahsediyoruz. Dolayısıyla Çin oldukça sisteme hakim, yıllardır verdiği emekle beraber otoriter komünizmini büyük geliştirmeci bir kapitalizme çevirmiş durumda.