Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü Alice Jill Edwards, Kasım ayında Paris’te düzenlenen Milipol 2025 silah ve güvenlik fuarında, doğrudan işkencede kullanılan ve “doğası gereği kötü muamele içeren” ekipmanların sergilenmesinin ciddi bir alarm olduğunu söyledi. Edwards, güvenlik ve polislik alanındaki ticaret fuarlarının sıkı biçimde denetlenmesi gerektiğini vurguladı.
Edwards, doğrudan temaslı elektrik şok cihazları, çoklu kinetik darbe mühimmatı ve çok namlulu fırlatıcıların gereksiz acıya yol açtığını ve yasaklanması gerektiğini belirtti. Bu tür ekipmanların ticaretinin yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinde değil, küresel düzeyde yasaklanması çağrısı yaptı.
Avrupa Birliği’nde 2006 yılında yürürlüğe giren ve 2019’da güçlendirilen İşkence Karşıtı Ticaret Düzenlemesi kapsamında, işkence ve kötü muamelede kullanılabilecek ekipmanların tanıtımı ve ticareti yasaklanmış durumda. Buna rağmen fuarda Brezilya, Çin, Fransa, İsrail, Türkiye ve ABD başta olmak üzere çok sayıda ülkeden şirketin bu tür ürünleri sergilediği bildirildi.
İşkence Mağdurları Merkezi Başkanı Simon Adams da, işkencenin uluslararası hukukta mutlak bir suç olduğunu hatırlatarak, bu tür ürünlerin üretilmesinin ve pazarlanmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Adams, her gün işkence görmüş mültecilerle çalıştıklarını belirterek, “Bu ürünlerin varlığı bile insanlık adına utanç vericidir” dedi.
BM raporlarında, sivri uçlu anti-isyancı kalkanlar, elektrik şok silahları, kimyasal maddeler yayan insansız hava araçları gibi ekipmanların “doğası gereği işkence aracı” olduğu vurgulandı. Fuarda bu ürünlerin sergilenmesinin ardından organizatörlerin bazı stantları kapattığı, bir devlet şirketinin ise uyarılara rağmen geri adım atmadığı aktarıldı.
Alice Jill Edwards, Avrupa Birliği’nin son dönemde attığı adımları olumlu bulmakla birlikte, bölgesel önlemlerin yeterli olmadığını ifade etti. Edwards, küresel ölçekte bağlayıcı bir “İşkencesiz Ticaret Anlaşması” olmadan bu tür ekipmanların yeni pazarlara ve yeni mağdurlara ulaşmaya devam edeceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, işkencenin faili olan rejimin ideolojik kimliğinden bağımsız olarak, insanlığa karşı işlenen evrensel bir suç olduğunun altını çizerek, devletleri ve uluslararası toplumu bu ticareti tamamen durdurmaya çağırdı.