Son dört yılda Güney Asya’da yaşanan üç büyük halk ayaklanması, sadece hükümetlerin değil, siyasi sistemlerin de meşruiyetini sorgulatır hale getirdi.
2022’de Sri Lanka, 2024’de Bangladeş ve son olarak 2025’de Nepal, benzer nedenlerle başlayan protestoların siyasi depremlere yol açtığı ülkeler oldu.
Her üç ülkede de olaylar birer "kıvılcım" ile başladı: sosyal medya yasağı, liyakatsiz kamu atamaları, ekonomik kriz... Ancak bu kıvılcımlar, yılların biriktirdiği yapısal sorunlarla birleşince, halkın sokaklara döküldüğü ve liderlerin istifa ettiği ciddi siyasal krizlere dönüştü.
NEPAL: GENÇLİĞİN AYAKLANMASI, SİYASİ ELİTLERİN ÇÖKÜŞÜ
Nepal’deki son gelişmeler, sistemik çürümenin artık genç nesil tarafından kabul edilmediğini gösteriyor. 2025 başında hükümetin sosyal medya platformlarını yasaklamasıyla fitili ateşlenen protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Tepkilerin merkezinde sadece yasağın kendisi değil; siyasi elitlerin lüks yaşamları, yaygın yolsuzluk ve derinleşen ekonomik eşitsizlik vardı.
Protestolar sırasında 50'yi aşkın kişi hayatını kaybetti. Göstericiler parlamento binasını, cumhurbaşkanlığı konutunu ve bazı bakan evlerini ateşe verdi. Başbakan K.P. Oli önce geri adım atarak yasağı kaldırdı, ardından istifasını açıkladı. Ancak anayasa gereği, yeni hükümet kurulana kadar görevini sürdürecek.
Nepal örneği, yalnızca bir liderin düşmesiyle sınırlı değil. Ülkede 2006’da monarşinin sona ermesinden bu yana istikrar sağlanamıyor. 2015’teki anayasa değişikliği sonrası başbakanlık neredeyse her yıl el değiştiriyor.
Bu durum, derin bir kurumsal krizi ve demokratik meşruiyet sorununu gözler önüne seriyor.
BANGLADEŞ: GENÇLİK HAREKETİNDEN REJİMİN ÇÖKÜŞÜNE
2024 yazında Bangladeş'te yaşananlar da benzerdi. Öğrenci hareketleri, kamu hizmetlerinde liyakat ilkesinin ihlali ve yandaş atamalar nedeniyle sokaklara döküldü. Başta küçük çaplı başlayan gösteriler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle şiddetlendi.
Yüzlerce kişinin öldüğü protestolar sonrası Başbakan Şeyh Hasina ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Yerine geçici bir teknokrat hükümet kuruldu, başına Nobel Barış Ödüllü Muhammed Yunus getirildi. Ancak bir yıl geçmesine rağmen ülke hâlâ siyasi kaos ve sokak şiddetiyle boğuşuyor. Bu da yapısal reformların sadece lider değişikliğiyle sağlanamayacağını ortaya koyuyor.
SRİ LANKA: ÇÖKÜŞTEN UMUDA, UMUTTAN HAYAL KIRIKLIĞINA
Sri Lanka'da 2022'de başlayan halk hareketi, neredeyse bir rejimi yerle bir etti. Yıllardır iktidarı elinde tutan Rajapaksa ailesi, ülkenin ekonomik çöküşü ve döviz krizinin faturasını halktan saklayamayınca protestoların hedefi oldu. Aile, protestoların büyümesiyle yurt dışına kaçtı.
Yerine gelen ve kendisini Marksist olarak tanımlayan Anura Kumara Dissanayake, reform ve şeffaflık vaat etti. Ancak geçen sürede, ekonomik kriz, borç yükü ve insan hakları ihlalleri hâlâ sürüyor. Bu da lider değişikliğinin tek başına kalıcı çözüm üretmediğini bir kez daha gösterdi.
BÖLGESEL DALGA: ENDONEZYA VE MYANMAR’DA İSTİKRARSIZLIK SİNYALLERİ
Güney Asya’da peş peşe yaşanan üç büyük halk ayaklanmasının ardından, bölgesel istikrarsızlık giderek yayılıyor.
Geçtiğimiz hafta Endonezya’da, siyasilerin ayrıcalıklı yaşamları ve artan hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolarda en az yedi kişi hayatını kaybetti. Olayların ardından hükümet, kamuoyunu yatıştırmak için kabinede değişikliğe gitmek zorunda kaldı.
Myanmar ise hâlâ 2021’deki askeri darbenin ardından başlayan iç savaşla mücadele ediyor. Ülkede demokratik kurumlar neredeyse tamamen ortadan kalkarken, orduyla etnik silahlı gruplar arasındaki çatışmalar derinleşiyor.
BÖLGESEL ETKİLER
Uzmanlara göre, Nepal’deki son isyan, yalnızca ülke içinde yaşanan bir kriz değil; bölgesel ölçekte dönüştürücü etkileri olan bir gelişme.
Nepal, Hindistan'ın hemen kuzeyinde yer alan ve son yıllarda halk ayaklanmalarıyla hükümetin devrildiği üçüncü ülke konumunda.
Bangladeş ve Sri Lanka da Hindistan’ın yakın komşuları olsa da, Delhi’nin Katmandu ile olan ilişkisi, tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlar nedeniyle daha özel ve hassas bir zemine oturuyor. Bu nedenle, Nepal’de yaşanan her istikrarsızlık, Hindistan için doğrudan bir güvenlik ve diplomasi meselesi hâline geliyor.
Himalayalar’da yer alan bu küçük ülke, coğrafi konumu itibarıyla Hindistan ve Çin arasında jeopolitik bir rekabet alanı hâline gelmiş durumda.
Çin'in Batı Cephesi Komutanlığı, Nepal'in tam karşısında yer alıyor. Hint-Ganj ovalarına giden yol doğrudan Nepal’den geçiyor.
Her iki ülke de Nepal’de etkili olmak için yoğun bir nüfuz mücadelesi yürütüyor ve bu durum zaman zaman, Katmandu’nun içişlerine karışmakla suçlanmalarına neden oluyor.
SADECE LİDERLER DEĞİL, REJİMLER SORGULANIYOR
Bugün Güney Asya, yalnızca liderlerin değil, rejimlerin de sorgulandığı bir dönemden geçiyor. Kurumsal meşruiyet zayıflamış, siyasi elitlere olan güven sarsılmış durumda. Halkın sabrı tükeniyor ve sistemin kökten değişmesine yönelik talepler güç kazanıyor.
Nepal, Bangladeş ve Sri Lanka’da yaşanan lider değişiklikleri, halkın demokrasi, adalet ve şeffaflık taleplerini yansıtsa da, bu değişimlerin kalıcı dönüşümlere yol açtığını söylemek güç.
Yeni yönetimlerin kurduğu yapılar da henüz güven tesis edebilmiş değil. Yapısal reformlar, hesap verebilir yönetim anlayışı ve ekonomik adalet sağlanmadığı sürece, bu isyanların yalnızca bir başlangıç olduğu düşünülüyor.