Hiroşima’nın 80. yılı: Nükleer tehdit yeniden tırmanıyor
Dünya, Hiroşima’ya atılan ilk atom bombasının kurbanlarını anarken, uzmanlar ve hayatta kalanlar nükleer savaş riskinin son on yılların en yüksek seviyesine ulaştığı konusunda uyarıyor.
Dünya, Hiroşima’ya atılan ilk atom bombasının kurbanlarını anarken, uzmanlar ve hayatta kalanlar nükleer savaş riskinin son on yılların en yüksek seviyesine ulaştığı konusunda uyarıyor.
Japonya’nın Hiroşima kentinde 6 Ağustos 1945’te ABD tarafından atılan ve “Little Boy” adı verilen atom bombası, yaklaşık 110 bin kişinin anında ölümüne yol açmış, yüz binlercesi de yıllar içinde radyasyona bağlı hastalıklarla yaşamını yitirmişti. Üç gün sonra Nagazaki’ye atılan ikinci bombayla birlikte İkinci Dünya Savaşı son bulmuştu.
Ancak o tarihten bu yana, nükleer silahlar sadece tarihin değil, günümüzün de en büyük tehditlerinden biri olmaya devam ediyor.
“ZAMANIMIZ KALMADI”
Hiroşima Barış Anıtı Parkı’nda düzenlenen anma törenine konuşan Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba “Uluslararası toplumda nükleer silahsızlanma konusundaki bölünme derinleşiyor ve güvenlik ortamı giderek daha ciddi hale geliyor” diyerek endişelerini dile getirdi.
Nükleer silahların kaldırılması için mücadele eden ve 2024’te Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Japon sivil toplum örgütü Nihon Hidankyo ise törenden önce yaptığı açıklamada, “Karşı karşıya olduğumuz nükleer tehdit hiç bu kadar büyük olmamıştı. En büyük görevimiz, bize sırt çeviren nükleer devletlerin tutumunu değiştirmek” dedi.
GERİLİMLER TIRMANIYOR
Son dönemde yaşanan küresel gelişmeler bu uyarıları doğrular nitelikte. ABD ile Rusya arasında, Moskova’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle yaşanan sözlü nükleer tehditler, Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir gerilimi, İran’ın nükleer tesislerine yönelik ABD saldırıları ve Kuzey Kore’nin nükleer ısrarı, dünya çapında yeni bir felaketin eşiğine gelindiği endişesini artırıyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) uzmanı Hans Kristensen, “Nükleer silahlanma artıyor, nükleer söylem keskinleşiyor ve silahsızlanma anlaşmaları terk ediliyor” diyerek nükleer krizlere karşı uluslararası reflekslerin zayıfladığına dikkat çekti.
Tüm bu gelişmelerin ışığında, nükleer ve küresel tehditleri simgeleyen “Kıyamet Saati” bu yıl 89 saniyeye ayarlandı. Bilim İnsanları Bülteni’nin yaptığı açıklamada, “Tek saniyelik değişim bile aşırı tehlikenin göstergesidir. Geri dönüş için geçen her saniye, felaket riskini artırıyor” uyarısında bulunuldu. Saati etkileyen diğer faktörler arasında iklim krizi, pandemiler ve yapay zekanın kötüye kullanımı da yer alıyor. Ancak bu yılın raporunda nükleer tehdit açık ara en öncelikli tehdit olarak yer aldı.
MODERN NÜKLEER GÜÇLERİN GERÇEK YÜZÜ
Günümüzde dünyada 9 ülkenin elinde toplamda 12.000’den fazla nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu silahların yüzde 90’ından fazlası ABD ve Rusya’nın elinde. Çin ise her yıl yaklaşık 100 yeni başlık ekleyerek hızla stoklarını artırıyor. Hindistan, Birleşik Krallık ve İsrail gibi ülkeler de benzer bir rotada ilerliyor.
Hiroşima’ya atılan bombanın 15 kilotonluk gücü, günümüz nükleer başlıklarının yanında küçük kalıyor. Örneğin ABD’nin en güçlü nükleer başlığı 1.2 megaton gücünde; bu, Hiroşima bombasının tam 80 katı.