Ortadoğu ve Kürdistan’da 20. yüzyılın başlarında dönemin iktidarları tarafından birçok katliam gerçekleştirildi.
Ermeni Soykırımı, Holokost (Yahudi) Soykırımı, Başûrê Kurdistan’daki Kürtlere karşı Enfal ve Halepçe katliamları, Bakurê Kurdistan’daki katliamlar; Dêrsîm, Amed, Agirî, Geliyê Zîlan ve Roboskî. Feyli Kürtlerinin katliamı, Êzidîlere karşı çıkarılan fermanlar ve işgalci-faşist güçler tarafından işlenen onlarca insanlık suçu bu kapsamda değerlendirilir. Bu katliamlarda yüzbinlerce insan katledildi.
Bu katliamlardan biri de Ermeni halkına yönelik gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’dır.
SOYKIRIM NEDİR?
Soykırım, ırk, etnik köken, siyasi görüş, din, sosyal statü veya herhangi bir başka özellik bakımından diğerlerinden ayrılan bir veya birden fazla insan grubunu yok etmeyi amaçlayan ve tek amacı yok etmek ve öldürmek olan tüm eylem ve sonuçlardır.
Aslen Polonyalı olan Yahudi bir avukat olan Raphael Lemkin, yaşamını soykırımı uluslararası hukukta bir suç olarak tanımlamaya adadı ve “jenosid” kelimesini icat etti. 1943’te “ırk” anlamına gelen Yunanca “genos” kelimesi ile “öldürme” anlamına gelen Latince “cide” kelimesini birleştirerek “Jenosid” kelimesini türetti ve Ermeni Katliamı’nı şu ifadelerle soykırım olarak tanımladı:
“Soykırım kavramıyla ilgiliydim çünkü bu birçok kez yaşanmıştı. Önce Ermenilere oldu, sonra Hitler Yahudilere karşı yaptı.”
Ermeni Soykırımı, 1915 ilkbaharından 1916 sonbaharına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Hristiyan Ermenilerin fiziksel olarak yok edilmesini ifade eder. 1915 yılında çok etnikli Osmanlı İmparatorluğu'nda yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni yaşıyordu. Soykırım sırasında toplu katliamlar ve bireysel cinayetler, sistematik vahşet, hastalıklara maruz kalma ve açlık sonucu en az 664 bin ve muhtemelen 1,2 milyona yakın insan katledildi.
ENVER PAŞA, OSMANLI’NIN RUSLARA KARŞI YENİLMESİNDEN ERMENİLERİ SORUMLU TUTTU VE SOYKIRIM KARARI VERDİ
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlıların ve Ermenilerin yenilgisi, soykırım için bir bahane olarak kullanıldı. Osmanlı İmparatorluğu, 2 Kasım 1914'te İtilaf Devletleri’ne karşı İttifak Devletleri safında Birinci Dünya Savaşı’na girerek Ortadoğu cephesini açtı. Kafkasya Cephesi, İran Cephesi ve Çanakkale Cephesi'ndeki çatışmalar, Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bazı şehirleri etkiledi. Savaşa girmeden önce İttihat ve Terakki Cemiyeti hükümeti, Ermenilere çeşitli taleplerde bulunmak üzere Erzurum Ermeni Kongresi'ne özel bir heyet gönderdi. Bu kongrede, Kafkasya Cephesi açıldığında Osmanlıların Güney Kafkasya'yı fethini kolaylaştırmak için Rusya'daki Ermenilerin Rus ordusuna karşı ayaklanması talep edildi.
24 Aralık 1914'te Savaş Bakanı Enver Paşa, 1877-1878 Rus-Türk Savaşı'nda kaybedilen toprakları geri almak amacıyla Sarıkamış’ta Rus Kafkas Ordusu'nu kuşatma ve yok etme planını uygulamaya koydu. Ancak Osmanlı kuvvetleri savaşta yenilgiye uğradı ve neredeyse tamamen yok edildi. İstanbul'a döndüğünde Enver Paşa, Ermenileri suçladı ve savaşın, bölgedeki Ermenilerin Rusların yanında yer alması nedeniyle kaybedildiğini ilan etti.
SOYKIRIM, İTTİHAT VE TERAKKİ KONTROLÜNDE GERÇEKLEŞTİ
Osmanlı devleti, yardımcı birlikler ile sivillerin desteğiyle toplu bir katliam gerçekleştirdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kontrolündeki Osmanlı hükümeti, Ermenilerin bölgedeki varlığının büyük çoğunluğunu ortadan kaldırarak Orta ve Doğu Anadolu’da Müslüman Türklerin egemenliğini güçlendirmeyi amaçladı.
24 Nisan 1915'te Teşkilatı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçi evlerinden zorla çıkarıldı, daha sonra sürgüne gönderildi ve öldürüldü. Bu tarih, Ermeni Soykırımı'nın başlangıcını işaret eder. Ermeni halkı, binlerce yıl yaşadığı vatanlarından sürülerek büyük ölçüde yok edildi. Anadolu, Hristiyanlıktan “arındırıldı.” Soykırım sonucunda kültürel varlıklar ve binalar genel bir emirle dönüştürüldü. Tutuklanan ilk kişilerin öldürülmesi, şüphesiz Osmanlı yetkililerinin aldığı ve sistematik olarak uyguladığı bir karardı.
1915 saldırılarında yüz binlerce Ermeni, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Ermeni topluluğunun isyan edeceği bahanesiyle evlerinden zorla çıkarılarak Suriye çöllerinin ıssız bölgelerine gönderildi. 200 bini aşkın genç kadın ve çocuk zorla kaçırıldı.
‘ERMENİ SOYKIRIMI’NIN TANINMASI RESMİ OLARAK KABUL EDİLMESİ İLK KEZ 1965 YILINDA GERÇEKLEŞTİ
30’dan fazla ülke, 1915’te yaşanan katliamı “Ermeni Soykırımı” olarak tanıdı ya da resmi olarak kabul etti. Bu ülkeler arasında Uruguay (ilk tanıyan ülke, 1965), Almanya, Fransa, Rusya, Kanada, İtalya, Avusturya, Belçika, Yunanistan ve ABD (başkanlık düzeyinde) öne çıkıyor.
Ayrıca Lübnan, Brezilya, Arjantin, Şili, Paraguay, Bolivya, Venezuela, Vatikan ve Suriye gibi ülkeler de bu soykırımı tanıdı. Bu tanımalar, genellikle parlamentoların aldığı kararlar ya da devlet başkanlarının yaptığı açıklamalar yoluyla yapıldı.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ, SOYKIRIMI RESMİ OLARAK TANIMIYOR
Türkiye Cumhuriyeti, 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan katliamı “soykırım” olarak tanımıyor. Türkiye’nin bu konudaki resmi görüşü şöyle: 1915’te Ermenilerin tehciri, Osmanlı ordusuna karşı Rusya ile iş birliği yapan Ermeni gruplara karşı alınmış bir “güvenlik tedbiri” olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye, bu katliamı “soykırım” olarak değil, savaş koşullarında her iki tarafın da kayıplar verdiği bir trajedi ya da “karşılıklı acılar” dönemi olarak tanımlıyor. Bu nedenle Türkiye’deki resmi söylemde “soykırım” ifadesi yerine genellikle “1915 Olayları” ya da “sözde soykırım iddiaları” ifadeleri kullanılıyor.
ROJAVA KÜRDİSTANI’NDA ERMENİLER
Rojava Devrimi’yle birlikte birçok halk ve topluluk, varlık haklarını korumak için mücadeleye katıldı; bunlardan biri de Ermeni Taburu’nun kurulması oldu.
Amaç, soykırım döneminde katliam ve sürgünlere maruz kalan Ermeni halkının Rojava’daki devrimi güçlendirmesi ve özellikle işgalci Türk devletinin saldırıları ile DAİŞ çetelerine karşı Rojava’yı savunmasıydı. Bu çerçevede, “eğer bir halkın ordusu yoksa, o halk hiçbir şeydir” düşüncesi temelinde örgütlü bir güç oluşturarak hem Ermeni halkını hem de Rojava’daki tüm halkları korumaktı.
Rojava Kürdistanı’nın Til Temir kentinde, 24 Nisan’da soykırımın 104. yıl dönümünde “Nubar Ozanyan Ermeni Taburu”nun kuruluşu ilan edildi.
Rojava’da ayrıca, bölgedeki Ermeni mirasını canlandırmak, kültür ve dili korumak amacıyla kurulan ve özerk bir yapı olan Ermeni Toplumsal Meclisi de var. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bünyesinde faaliyet yürüten bu meclis hem Hristiyan hem de Müslüman Ermenileri kapsayan çalışmalar yürütüyor.
Meclis, soykırımın mirasıyla yüzleşmeyi ve bölgedeki Ermeni varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.
ERMENİ BİRLİĞİ PARTİSİ’NİN KURULMASI
Kuzey ve Doğu Suriye’deki Ermeniler, 19 Aralık 2025’te düzenlenen bir konferansla Ermeni Birliği Partisi’nin kuruluşunu da ilan etti.
Partinin geleceğe yönelik hedefleri şöyle: Yeni Suriye’de Ermenilerin temsil edilmesi, Ermeniler ile tüm inanç grupları arasında iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgedeki demokratik güçlerle ilişkilerin geliştirilmesi.
Ayrıca Ermenilerin ulusal ve kültürel kimliğinin yeniden inşası için çalışmalar yürütmek, yurtdışındaki Ermeni partileriyle iletişim köprüleri kurmak, azınlıkların korunmasıyla ilgilenen uluslararası kurumlarla ilişkiler geliştirmek ve Suriye’de barışa hizmet edecek bölgesel ve uluslararası ülkelerle dengeli ilişkiler kurmak da hedefleri arasında yer alıyor.