GÖRÜNTÜLÜ

‘Çocuklarımızla gurur duyuyor, Önder Apo’nun özgürlüğünü istiyoruz’

Bir çocuğunu Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit veren Hanım Sever, “Başımız dik. Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yol şerefli ve namuslu bir yoldur” diye belirtirken, artık barışın gelmesini ve Önder Apo’nun özgürlüğünü de talep etti.

HANIM SEVER

Bir çocuğu Kürdistan Özgürlük Hareketi saflarında şehit düşen, eşi İsmail Sever ise kısa bir süre önce temelsiz iddialarla tutuklanan Hanım Sever, yaşadıklarına rağmen başının dik olduğunu ve barış istediğini belirtti.

Wan Qerqelîli (Özalp) olan Sever ailesi, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne büyük bir inançla bağlı bir aile. Bir çocuğunu Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit veren aile, devletin özel savaş saldırılarına ve baskılarına rağmen hâlâ Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin mücadelesine inanmaya devam ediyor.

Sever ailesinin kızı Amara Viyan (Rojda Sever), 2012 yılında, daha çocuk yaşta iken hem ailenin yurtsever bilinci hem de devletin baskılarına karşı Özgürlük Hareketi’nin mücadelesine katıldı. Heval Amara, 2012 yılında katıldığı özgürlük mücadelesinde yedi yıllık bir gerillacılığın ardından, 25 Ağustos 2019’da şehit düştü.

Sever ailesinin akrabası Rûbar Şervan (Botan Sever) de Heval Amara’dan bir yıl sonra, 2013 yılında katıldığı özgürlük saflarında, 25 Ekim 2019’da şehit düştü. Devletin baskılarını uzun yıllardır gören Sever ailesi ile söyleşi yaptıktan birkaç gün sonra, Heval Amara’nın babası İsmail Sever de haksız ve temelsiz iddialarla tutuklandı. 

‘ROJÊ ÇOK DEĞERLİYDİ’

14 yaşında gerilla saflarına katılan heval Amara’dan bahseden Hanım Sever, şunları anlattı:

“Aslen Wan Özalp’liyiz. Dört kızım vardı, onları alıp buraya geldim. Amara, üç kızımdan sonra doğdu. Rojê (Amara) katılım yaptı. Rojê benim nezdimde çok değerliydi. Beni hiç bir zaman kırmadı. Okula gidiyordu ve avukat olacağını söylüyordu. Çok iyi bir insandı. Herkes ondan razıydı. Mekanı cennet olsun, inşallah. Eğer yaşıyorsa da Allah onların yardımcısı olsun.”

Devletin, çocukları gerillaya katıldıktan kısa bir süre sonra kendilerine baskı yapmaya başladığını belirten Hanım Sever, “1-2 ay sonra gelip onu bize sordular. ‘Nerde?’ dediler, ben de ‘Bilmiyorum’ dedim. Sürekli gelip soruyorlardı. Ben anneyim; nereye gidilir, kime soruluyor bilmiyorum. ‘Onu merak etmiyor musun?’ diye soruyorlardı. Elbette merak ediyorum ve görmek istiyorum. Nerede ve nasıl olduğunu merak ediyordum, ama bilmiyordum” diye konuştu.

‘HEVAL RÛBAR KIYMETLİ BİRİYDİ, ONLARLA GURUR DUYUYORUZ’

Akrabaları olan heval Rûbar’dan da bahseden Hanım Sever, “Rûbar arkadaş 20 yaşındaydı. O da çok kıymetli bir arkadaştır. Akşam mutfakta bulaşık yıkarken yanıma geldi ve ‘Anne, ne yapıyorsun dedi?’ ‘Bulaşık yıkıyorum’ dedim. ‘Ben kesin kararımı verdim ve Amed’e gideceğim’ dedi.

Rozerîn’le beraber Amed’e gitti. ‘Gitme’ dedik, ‘Ziyaddin abi kızacak. Maşuk amcan bize kızar, gitme’ dedik. Gitti ve bir daha gelmedi. Öyle olunca aileler biraz tedirgin oldular ve ‘Neden böyle oldu?’ diye sordular. Yolları açık olsun. Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yol şerefli ve namuslu bir yoldur.

Eğer kızımı iyi olmayan birine verseydim ve gitseydi, ona iyi bakmasalardı, o benim için kötü olurdu. Öyle olsaydı sürekli başım öne eğik olurdu; konuşamazdım ve başımı kaldıramazdım. Ben bu yola kurban olurum, çocuklarımızın olduğu bu yola. Başımız dik. Kanımızın son damlasına kadar onların arkasında olacağız; ne olursa olsun. Hiçbir zaman elimizi çocuklarımızdan çekmeyiz. Ben anneyim; gerekirse sokaklara gidip oturacağız ve ‘Barış istiyorum’ diyeceğim. 

Biz özgürlük istiyoruz. Kürt halkının tamamı inisiyatif almalı, elini taşın altına koymalı. Kürt halkının özgürlüğü kapıya gelmiş -çok yakın- Milletimiz uyanık olmalı; ne olursa olsun. Biz aynı zamanda Önder Apo’nun özgürlüğünü istiyoruz. Onun dışarı çıkmasını istiyoruz. Hepimiz bunu görmek istiyoruz.

Önder Apo bir tişört giymişti; binlerce tişört dağıtıldı. Herkes gördü, binlerce tişört yapıldı. Bütün Kürtler ‘görelim’ diyordu ve durumunu merak ediyordu” diye belirtti.

‘ARTIK KARDEŞÇE YAŞAMAK İSTİYORUZ’

Önder Apo’nun barış çağrılarına dair görüşlerini de belirten Hanım Sever, barış istediklerini, Kürt halkının çok kanının aktığını söyleyerek şunları ifade etti:

“Kardeşim, hepimiz barış istiyoruz. Kan akmasın. Kürt halkının kanı, Çemê Çetelê misali aktı. Kaldırdığın her taşın altında Kürt halkının kanı var. Adım attığın her dağda Kürt halkının kanı var. Yeter artık, barış istiyoruz! Barışın tesis edildiğini görmek istiyoruz.

Başımızı yastığa koyduğumuz anda çocuklarımızın hasretiyle yanıp tutuşuyoruz ve ‘Ne zaman onları göreceğiz?’ diyoruz. Eğer öldülerse cenazelerini, sağlarsa onları görmek istiyoruz. Biz de anneyiz; eğer yaşıyorlarsa onları görelim. Onların hasretiyle yanıyoruz.

Devlet de elini vicdanına koysun. Kürt halkından artık kimse ezilmesin; kimse öldürülmesin. Biz polis de ölsün istemiyoruz asker de. Polisin de askerin de annesi ağlamasın; gerillanın da annesi ağlamasın. Biz artık kimse ölmesin diyoruz. Artık kardeşçe yaşamak istiyoruz. Biz de herkes gibi evimizde özgürce yaşamak istiyoruz. Kadınlar da öldürülmesin artık. Kadınlar, tavuk gibi boğazlanıyor.  Her gün televizyondan kadın ölümleri haberleri alıyoruz; kadınlar da öldürülmesin istiyoruz.”