GÖRÜNTÜLÜ

İskenderoğlu: Enerji desteğinin kaldırılması tarımı çıkmaza sürükledi

Amed Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, hükümetin tarım politikalarının üreticiyi desteklemekten uzak olduğunu belirterek, hiçbir gerekçe açıklanmadan kaldırılan enerji desteğinin bölgede tarımsal üretimi çıkmaza sürüklediğini söyledi.

SÜLEYMAN İSKENDEROĞLU

Kürdistan’da derinleşen ekonomik kriz, yaşamın her alanında olduğu gibi tarım sektörünü de ağır bir biçimde etkiliyor. Artan akaryakıt, gübre, tohum, ilaç ve diğer tarımsal girdi maliyetleri karşısında üretim yapmakta zorlanan çiftçiler, hasat sezonuna büyük bir belirsizlik içinde girdi. Hububat alım fiyatlarının beklentilerin altında açıklanması, üreticilerin tepkisine neden olurken, birçok çiftçi emeğinin karşılığını alamayacağı endişesiyle sezonu nasıl tamamlayacağını düşünüyor.

Amed Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, çiftçilerin yaşadığı sorunları ANF’ye değerlendirdi.


‘ENERJİ DESTEĞİNİN KALDIRILMASI ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIR’

Çiftçilerin bugün karşı karşıya olduğu en temel sorunun enerji maliyetleri olduğunu belirten İskenderoğlu, yıllardır uygulanan enerji desteğinin hiçbir gerekçe gösterilmeden kaldırılmasının üreticiyi büyük bir çıkmaza sürüklediğini ifade ederek şunları söyledi:

“Bugün çiftçimizin yaşadığı en büyük sorun, enerji desteğinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu karar alınırken ne ziraat odalarına ne ticaret odalarına ne borsalara ne de üreticiyi temsil eden başka herhangi bir kuruma danışıldı. Tarım Bakanlığı ve ilgili kurumlar, hiçbir açıklama yapmadan yıllardır uygulanan desteği kaldırdı. Çiftçi bunun nedenini hâlâ bilmiyor. Her gün onlarca üretici beni arıyor ve ‘Başkanım bu destek neden kaldırıldı, gerekçesi nedir?’ diye soruyor. Bizim de verecek bir cevabımız yok. Çünkü bize de herhangi bir açıklama yapılmadı.

2014 yılında elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra devlet, üreticinin artan enerji maliyetlerini hafifletmek amacıyla enerji desteği uyguluyordu. İlk yıllarda yüzde 65 olan destek, daha sonra kademeli olarak düşürüldü. Önce yüzde 55’e, ardından yüzde 45’e, son yıllarda ise yüzde 35 ve yüzde 25 seviyesine kadar geriletildi. Çiftçi zaten her yıl desteğin azalmasına rağmen üretimden vazgeçmemek için büyük fedakarlık yaptı. Ancak 2026 yılı itibarıyla bu desteğin tamamen kaldırılması, üretici açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

Enerji, özellikle yeraltı suyuyla sulama yapan bölgelerde en büyük maliyet kalemidir. Bugün çiftçi kuyusunu çalıştırmaya, sondaj motorunu açmaya korkuyor. Çünkü elektriği çalıştırdığı anda karşısına ödeyemeyeceği faturalar çıkıyor. Elektrik maliyetleri bu seviyedeyken üretimin sürdürülebilmesi mümkün değildir.”

‘SULAMA PROJELERİ TAMAMLANINCAYA KADAR DESTEK SÜRMELİ’

Bölgede devam eden sulama projelerine de dikkat çeken İskenderoğlu, şunları belirtti: “Devlet, bu projeler tamamlanıncaya kadar çiftçiyi desteklemek zorundadır. Silvan Projesi tamamlandığında yaklaşık 2 milyon 350 bin dönüm arazi suyla buluşacak. Aynı şekilde Kral Kızı Barajı’ndan gelen sulama kanallarının tamamlanmasıyla bölgede yüz binlerce insan doğrudan fayda sağlayacak. Ancak bu projeler henüz tamamlanmadı. Çiftçi bugün hâlâ yeraltı suyuyla üretim yapmak zorunda bırakılıyor. Bu nedenle enerji desteğinin en azından bu projeler tamamlanıncaya kadar devam etmesi gerekiyor.

Bizim talebimiz çok açık. En az 2032 yılına kadar enerji desteği yüzde 40 ila 50 seviyesinde sürdürülmelidir. Aksi takdirde üretici sulama yapamayacak ve tarımdan çekilecektir.”

‘KURAKLIK VE BORÇ YÜKÜ ÇİFTÇİYİ EZİYOR’

İskenderoğlu, son yıllarda yaşanan kuraklıkların üreticiyi ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya bıraktığına işaret ederek, yeni sezona borç yüküyle girildiğini ifade etti:

İskenderoğlu, “Son yıllarda yaşanan kuraklıklar hepimizi derinden etkiledi. Özellikle geçen yıl yaşanan kuraklık, birçok ilde üretimi ciddi biçimde düşürdü. Zaten ürün alamayan çiftçi bugün bankalara, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne, gübreciye, mazotçuya ve ilaç bayilerine borçlu durumda. Çiftçi yeni sezona, eski borçlarını ödeyemeden başladı. Hasat yapıyoruz ama daha ürünü satmadan borcun nereye gideceğini hesaplıyoruz. Kazandığımız para cebimize girmeden bankalara ve alacaklılara gidiyor” dedi.

‘GİRDİ MALİYETLERİ KATLANDI, DESTEKLER YERİNDE SAYDI’

Hububat alım fiyatlarının maliyetleri karşılamadığını vurgulayan İskenderoğlu, “Geçen yıl buğday fiyatı 13 bin 500 liraydı, bu yıl 16 bin 500 lira olarak açıklandı. Kağıt üzerinde bakıldığında artış var gibi görünüyor, ama gerçek tablo öyle değil. Gübreye yüzde 70-80 zam geldi. Mazot yüzde 50-60 arttı. Tarım ilaçları bazı kalemlerde yüzde 100’ün üzerinde zamlandı. Tohum maliyetleri de sürekli yükseldi. Ortalama girdi maliyetleri yüzde 75 artarken, çiftçiye verilen fiyat artışı yüzde 20 seviyesinde kaldı. Böyle bir hesapla üretim sürdürülemez. Çiftçi kazanmıyor, zarar ediyor” diye belirtti.

‘BU POLİTİKALAR DEVAM EDERSE TARLALAR BOŞ KALACAK’

Yanlış tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyleyen Süleyman İskenderoğlu, geçmişte pamuk üretiminin de benzer nedenlerle gerilediğini hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Daha önce bu bölgede binlerce dönüm pamuk ekiliyordu. Yanlış destekleme politikaları nedeniyle çiftçi pamuktan vazgeçti ve buğdaya yöneldi. Eğer bugün buğday üreticisi de aynı koşullarla karşı karşıya bırakılırsa, yarın onu da ekmeyecek. Ardından mısır üretimi de azalacak. Sonunda bu verimli topraklar boş kalacak. Bunu bugünden söylüyorum ve tarihe not düşüyorum. Bu politikalar değişmezse birkaç yıl sonra üretim ciddi biçimde gerileyecek.

Cumhurbaşkanı, tarımın savunma sanayisi kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Buna katılıyoruz. Hatta tarım, insanların yaşamını doğrudan ilgilendirdiği için çok daha stratejik bir alandır. Ancak bu sözlerin uygulamayla desteklenmesi gerekiyor. Çiftçi bugün destek değil, hakkını istiyor. Hibe istiyor, faizsiz kredi istiyor, enerji desteğinin yeniden verilmesini istiyor. Üretmek isteyen insanların önüne yeni maliyetler çıkarılırsa, bu ülkenin gıda güvenliği de tehlikeye girer. Çiftçinin emeğine sahip çıkılmalı. Aksi halde üretici üretimden çekilecek ve bunun bedelini yalnızca çiftçiler değil, bütün toplum ödeyecektir.”