Kürdistan’da gençler üzerinde yürütülen özel savaş politikaları, artan madde kullanımı, çeteleşme ve toplumsal yozlaşma girişimlerine karşı gençler, kendi örgütlülüklerini güçlendirmeye yöneliyor. Özellikle son yıllarda gençliğin çeşitli yöntemlerle toplumsal yaşamdan uzaklaştırılmak istendiğine dikkat çeken gençlik örgütleri, bu politikalara karşı kültürel, sosyal ve demokratik alanlarda çalışmalarını yoğunlaştırıyor.
Bu kapsamda Amed’de kurulan gençlik dernekleri faaliyetlerine başlarken, gençlerin ortak mücadele zeminlerinde bir araya gelmesini ve toplumsal sorunlara karşı söz ve karar sahibi olmasını amaçlıyor. Dernekler, gençliği madde bağımlılığı ve çeteleşme gibi sorunlardan uzak tutmaya yönelik çalışmaların yanı sıra kültür, sanat, eğitim ve spor alanlarında da çeşitli faaliyetler yürütmeyi hedefliyor.
Kentte yürütülen çalışmalara ilişkin ANF’ye konuşan Gelecek İçin Buradayız Derneği üyesi Semih Yürek, derneğin kuruluş amacına ve gençliğin karşı karşıya olduğu sorunlara dair değerlendirmelerde bulundu.
‘VAR OLAN TOPLUMSAL SORUNLARA ÇÖZÜM OLMAK İSTEDİK’
Derneğin kuruluş sürecinin toplumsal sorunlara çözüm arayışından doğduğunu belirten Yürek, şunları söyledi: “Bir toplumsal oluşuma gitmenin temel nedeni, var olan toplumsal sorunlara çözüm getirebilmektir. Toplumumuzda, halkımız arasında ve sistemsel boyutta çok ciddi sorunlar var. Bu sorunlarla ilgili hem fikirlerimiz vardı hem de derdimiz vardı. Dertlenmeden derman bulma şansı yok. Biz de bu derdin dermanı olarak, gençlere doğrudan temas edebileceğimiz bir alan yaratmak istedik. Bu amaçla GİB-DER’i kurduk.
Temel amacımız, gençliğin karşı karşıya bırakıldığı sorunlara çözüm üretmekti. Bugün, özel savaş politikalarıyla gençliğin çürütülmeye çalışıldığı bir gerçeklik var. Buna seyirci kalamazdık. Bundan dolayı GİB-DER’i kurduk ve gençliğe ulaşabilecek bir örgütlenme zemini oluşturmaya çalıştık.”
‘DÜŞÜNEN GENÇLİK HER ZAMAN HEDEF ALINDI’
Gençliğin tarih boyunca egemen sistemler tarafından baskı altına alınmak istendiğini ifade eden Yürek, “Düşünebilen bir gençliğin çok hoş görülmediği bir gerçeklik var. Gençlik, sürekli yeniyi talep eder. Doğası gereği geleneksel ve statükocu olana sarılmaz. Bu nedenle gençlik, her zaman kurulu düzenler için bir tehdit olarak görülmüştür.
Fiziki baskılar, gençliği belli bir noktaya kadar etkileyebilir. Ancak asıl amaç, gençliği zihinsel olarak etkisiz hale getirmektir. Sistemin yaptığı da budur. Gençliği uyuşturmak, düşünemez hale getirmek ve üretimden koparmak istiyorlar” diye konuştu.
‘UYUŞTURUCU ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARININ TEMEL ARAÇLARINDAN BİRİ’
Uyuşturucunun, gençliği hedef alan politikaların en görünür araçlarından biri olduğunu belirten Yürek, şunları söyledi: “Uyuşturucu, gençliği düşünsel olarak zayıflatmanın en temel yollarından biri haline getirildi. Uyuşturulan ve bağımlı hale getirilen bir zihnin üretme şansı yoktur. O zihin, zamanla kendinden yemeye ve çürümeye başlar.
2016 sonrası süreçte uyuşturucunun girmediği aile neredeyse kalmadı. Sahada doğrudan temas ettiğimiz için bunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Öyle bir noktaya gelindi ki bazı aileler, daha ağır uyuşturuculara yönelmesin diye çocuklarına esrarın daha az zararlı olduğu propagandasına inanıyor. Bu, çaresizliğin geldiği noktayı gösteriyor.
Bugün on yaşın altındaki çocukların uyuşturucuyla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Parklarda bunu gözlemleyebiliyoruz. Yakın zamanda okul önlerinde çocuklara uyuşturucu karıştırılmış şekerler dağıtıldığı, bazı çocukların ise hastaneye kaldırıldığı olaylar yaşandı. Bu, toplumun çürütülmek istendiğini gösteriyor.”
‘KUMAR, BAĞIMLILIK VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME BİRBİRİYLE BAĞLANTILI’
Uyuşturucunun yanı sıra sanal kumar ve bahis sistemlerinin de gençleri hedef aldığını ifade eden Yürek, şunları kaydetti: “Bağımlılık yalnızca uyuşturucudan ibaret değil. Kumar ve bahis de aynı politikaların parçası. Uyuşturucuya bulaşan genç, zamanla bunu finanse etmek için farklı alanlara sürükleniyor. Hırsızlık, suç ve farklı sömürü mekanizmaları devreye giriyor.
Bir yandan uyuşturucu, diğer yandan sanal kumar ve bahis sistemleriyle gençlik kendisine yabancılaştırılıyor. Sonuç olarak bağımlı, edilgen ve toplumsal yaşamdan kopuk bir gençlik yaratılmak isteniyor.”
‘ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARINA KARŞI ÇÖZÜM ÖRGÜTLÜLÜKTÜR’
İnsanın toplumsal bir varlık olduğuna dikkat çeken Yürek, özel savaş politikalarının panzehirinin örgütlülük olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsan sosyal bir canlıdır. Kendini var etmenin ve özgürleşmenin yolu, bir araya gelebilmektir. İnsan, tek başına yaşayabilen bir varlık değil. Toplumsallaşarak insanlaştık.
Bu nedenle özel savaş politikalarını boşa çıkarmanın yolu, gençlerin ve toplumun bir araya gelmesidir. İş birliği kültürünün yeniden oluşması gerekiyor. İnsanların ortak sorunlara birlikte dertlenebilmesi gerekiyor. Sosyal ve kültürel anlamda ortak yaşamı büyütmek gerekiyor.
Hücrelerine ayrıştırılmış bir toplumun başarı şansı yoktur. Son yıllarda yaşanan toplumsal çürüme, bunun en açık göstergesidir. Bu durumun aşılmasının yolu yeniden toplumsallaşmaktır. Örgütlü gençlik ve örgütlü toplum bunu sağlayabilir.”
‘GİB-DER BÜNYESİNDE SEKİZ FARKLI KOMÜN OLUŞTURULDU’
Dernek bünyesinde çeşitli çalışma alanlarının oluşturulduğunu belirten Yürek, şunlara dikkat çekti: “Sağlıktan hukuka, spordan dijitale, matematikten ekolojiye kadar sekiz farklı komün oluşturduk. Bu komünlerde arkadaşlarımız çalışmalar yürütüyor. Spor komünümüz kentteki parklarda spor etkinlikleri gerçekleştiriyor. Sağlık komünümüz sağlık taramaları yapıyor. Matematik komünümüz Kürtçe ve Zazakî matematik kursları düzenleyecek. Dil kurslarımız olacak.
Kültür-sanat alanında film gösterimleri, müzik dinletileri ve çeşitli etkinlikler planlıyoruz. Satranç kursları, robotik kodlama eğitimleri ve siber güvenlik atölyeleri de çalışmalarımız arasında yer alıyor. 7 Haziran’dan sonra kurslarımız fiili olarak başlayacak. Şu anda kayıt süreci devam ediyor.”
‘KÜRDİSTAN GENÇLİĞİNİN KENDİ OLMAYA İHTİYACI VAR’
Kürdistan gençliğinin öncelikli ihtiyacının “xwebûn”, yani kendi olma bilinci olduğunu vurgulayan Yürek, sözlerini şöyle tamamladı: “Kürdistan gençliğinin dünyaya sunabileceği çok fazla şey var. Yüzyıllardır süren asimilasyon politikalarına rağmen ayakta kalabilmiş bir halk gerçekliği var. Ancak dünyaya sunabileceğimiz evrenseli yaratabilmenin yolu, önce kendimiz olmaktan geçiyor. Kendi tarihimizi, coğrafyamızı ve değerlerimizi bilmeden evrenseli yaratamayız.
Bu nedenle gençlerin örgütlü bir şekilde bir araya gelmesi gerekiyor. Dünya deneyimlerinden yararlanmak da önemli. Kendi değerlerimizi korurken yeniyi de yaratabilmeliyiz. Kürdistan gençliğinin ihtiyaç duyduğu en temel şey, kendi olmak ve örgütlü yaşamı büyütmektir. Evrenseli yakalamanın yolu da kendi değerlerine sahip çıkmaktan geçiyor.”