Öztürk: CHP’ye saldırılar sürerken barış süreci sağlıklı yürümez

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “CHP'ye yönelik bu müdahaleler sürerken barış sürecinin sağlıklı bir biçimde yürümesi kolay görünmüyor” diye belirtti.

HAKAN ÖZTÜRK

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik mutlak butlan kararı 21 Mayıs’ta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onaylandı ve Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibinin görevi devralmasına karar verildi.

Karar, kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılanırken Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, iktidarın topluma vaat edeceği bir söz kalmadığı için bu adımlara yöneldiğini belirterek mutlak butlan kararına ilişkin ajansımıza konuştu.

‘İKTİDARIN TOPLUMA VAAT EDECEĞİ BİR ŞEY KALMADI’

Mutlak butlanın hukuk dilinde bir işlemin baştan itibaren hiç var olmamış anlamına geldiğini belirten Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:CHP kurultayına yönelik açılan davada talep edilen de bir bakıma budur: Partinin iradesiyle yapılmış bir seçimin hiç yapılmamış sayılması. Bunun yalnızca hukuki değil, elbette siyasi anlamı da var. AKP iktidarı, seçimli işleyişi, demokratik süreçleri, halkın iradesini ve nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılan kurultay seçimlerini dahi kabul edemez bir noktaya geldi.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kurucu konumdaki bir partinin iç işleyişine mahkeme eliyle bu çapta bir müdahalenin örneğini görmek mümkün değildi. Üstelik bunu yapan, yıllarca ‘milli irade’ demeden cümleye başlamayan bir iktidar. Aslına bakarsanız, bu topluma vaat edecekleri hiçbir söz kalmadı. Bu çaresizlik içinde bu karara yöneldiler.

Bundan sonra ne olacağı sorusunun yanıtını ise esas olarak emek ve demokrasiden yana tüm kesimlerin tepkisi verecektir diye düşünüyorum. 19 Mart sonrası süreçte, günlerce Saraçhane’de toplanan kalabalıklar sayesinde İBB’ye kayyım atamanın kolay olmadığını gördüler. Siyasi iktidar, muhalefetin adaylarının hepsini hapse atıyor, belediyelerin hepsine kayyım atıyor ve yani bir tür parlamenter demokrasiyi işlemez hale getiriyor.

AKP'nin kendisi açısından da iş zor bu durumda; neticede bu kötü gidişat onun elinden çıkıyor. Her şeyi gayrimeşru ilan ettiğinizde bir süre sonra kendi meşruiyetinizin de yıprandığı bir noktaya geliyorsunuz.”

‘CHP’YE YÖNELİK MÜDAHALE BARIŞ SÜRECİNİ ZORLAŞTIRIYOR’

Alınan kararın yalnızca seçime gitmek ile açıklanmayacağını, bunun Kürt sorununa dair çözümün önünde de engel olduğunu belirten Öztürk, şunlara dikkat çekti: “Burada bir bakıma Türkiye'de parlamenter demokratik işleyişin, seçimle ve sandıkla gelip seçimle giden hükümetlerin olduğu bir yapıyı korumak ya da tamamen kaybetmek söz konusu. Bir iktidarın, ana muhalefet partisinin kurultayını tanımadığı, belediyelere sırayla kayyum atadığı, muhalefet adaylarının önemli bir bölümünü tutuklu hale getirdiği bir tabloda, olağan işleyen bir seçim sürecinden söz etmek giderek zorlaşıyor. O açıdan önümüzdeki süreçte bu baskılara hep beraber itiraz etmemiz ve mücadele etmemiz gerekecek. 

Meselenin bir başka boyutu daha var. Türkiye aynı dönemde Kürt meselesinin çözümü ve kalıcı barışın sağlanması açısından tarihsel bir eşikte duruyor. CHP'ye yönelik bu müdahaleler sürerken barış sürecinin sağlıklı bir biçimde yürümesi kolay görünmüyor; bir bakıma tersi de doğru, barış süreci ayakta kaldığı ölçüde muhalefet üzerindeki bu baskının da sürdürülmesi zorlaşır. Dün HDP'ye, sonrasında DEM Parti'ye yönelik baskılara hangi ilkeyle karşı durduysak, bugün CHP'ye yönelik baskıların karşısında da aynı yerden duracağız. 

Demokrasi mücadelesi, barış mücadelesi ve işçi sınıfının mücadelesini bugün birlikte vermek gerekiyor. Demokrasiden ve işçi sınıfından yana olan herkesle birlikte bu süreçte çok boyutlu bir mücadeleyi vereceğiz.”