Türkiye’de iktidar güdümündeki yargının muhalefete ve farklı düşünenlere yönelik işlettiği düşman hukuk mekanizması hayatları karartmaya devam ediyor. Bu yargı mekanizmasında bir davada alınıp fişlenme yeniden hedef seçilmeye sebebiyet veriyor, boş dosyalarla hukuksuz bir biçimde aylarca ve yıllarca özgürlük insanların elinden alınıyor. Yıllarca işletilen bu düşman hukukunun son hedeflerinden biri de Mecit Şahinkaya isimli emlakçı oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında hazırlanan iddianamede çokça tartışma konusu olan gizli tanıkların yalan iftiralarıyla 8 yıl hapis cezası alan Şahinkaya, toplam 14 yıl tutsak kaldıktan sonra sıfırdan hayat kurup evlendi ve kendi işini kurdu. Tam işlerini yoluna koyup kızının doğumunu beklerken “sansasyonel eylem hazırlığında” olduğu iddiasıyla tekrar hukuksuz bir biçimde gözaltına alınıp tutuklandı. Mecit Şahinkaya’nın sadece 1,5 yıl özgürlüğün tadını çıkarabildiğine işaret eden gazeteci eşi Sinem Gündüz Şahinkaya, ANF’ye konuştu. Gazi Katliamı’nda hayatını kaybeden Mehmet Gündüz’ün kızı olan Sinem Gündüz Şahinkaya, “12 Mart Gazi Katliamı’nda babam kurşunlarla katledildiğinde 6 yaşındaydım ve babasız büyümenin acısını yaşadım. Kızımın da aynı acıyı yaşamasını istemiyorum” dedi.

‘30 EYLÜL’DE KAPIYA VURMALARIYLA KALKTIM!’
Gazi Mahallesi’nde sahibi oldukları emlak dükkanını eşi Mecit Şahinkaya ile beraber işleten Sinem Gündüz Şahinkaya’nın hayatı, 30 Eylül 2025 tarihinde sabaha karşı evlerine yapılan polis baskınıyla tekrar karardı. Eşi gözaltında alındığında 8 aylık hamile olan Sinem Gündüz Şahinkaya, “Sabaha karşı 05.00’da kapıya vurmalarıyla kalktık. Demir kapıyı kıran yüzü kar maskeli, eli uzun namlulu silahlı yaklaşık 10-15 polis eve girdi ve ‘Yere yat, yat’ diye bağırmaya başladı. Mecit, kapıyı kırmalarına tepki göstererek, ‘Neden böyle giriyorsunuz içeriye, kapıyı normal vursanız açacağız’ dedi. Bir kadın polis beni evin bir tarafında tutarken, evi aradılar ve Mecit’i alıp götürdüler. Onun evden çıkamadan önce bana attığı son bakışı hiç unutmayacağım. Bakışında büyük bir şaşkınlık vardı” dedi.
BASKIN SONRASI STRESTEN ÖTÜRÜ DÜŞÜK YAPMA TEHLİKESİ YAŞADI
Bu baskın sonrası yaşadığı stresten ötürü düşük yapma tehlikesi yaşadığını belirten Sinem Gündüz Şahinkaya, Vatan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve 3 gün gözaltında tutulan eşinin ise sevk edildiği Çağlayan Adliyesi’nde sorgu sualsiz “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandığını dile getirdi. Savcının eşinin ifade vermesine dahi izin vermediğine işaret eden Sinem Gündüz Şahinkaya, “Kızımın doğumunu büyük bir heyecanla bekleyen eşim apar topar Silivri’deki Marmara Hapishanesi’ne götürüldü. Ben de karnım burnumda öylece kaldım” dedi.
‘EŞİMİN ASTIĞI EV SATIŞ İLANI DOSYADA ‘ÖRGÜT FAALİYETİ’ OLARAK GÖSTERİLDİ’
Eşiyle birlikte 14 kişiye eş zamanlı yapılan operasyonun, yandaş medyada “sansasyonel eylem hazırlığındaydılar” diye yalan haber olarak servis edildiğine dikkat çeken Sinem Gündüz Şahinkaya, dosyada yöneltilen suçlamaların ise trajikomik olduğunu vurguladı. Oturdukları Gazi Mahallesi’nde eşiyle birlikte Devran Gayrimenkul isimli bir emlak dükkanları olduğunu anlatan Sinem Gündüz Şahinkaya, “Ben İMC TV’de, Artı TV’de muhabirlik yapıyordum. İşimi eşime yardım etmek için bıraktım. Eşim hakkında hazırlanan dosyada, ev satışı için astığı ilan bile suç olarak gösterilmeye çalışılmış. Yani müşteri evini satmak istediği kişinin gidip evinin önüne ilan asıyor. Bu satış ilanı da “örgüt üyeliği” delili olarak gösteriliyor. Telefonla konuştuğu müşteriye, satış ilanını kast ederek ‘afişi buraya asarız’ demesi yeterli sayılmış.
‘MÜŞTERİLERİN IBAN ÜZERİNDEN YATIRDIĞI PARA ‘ÖRGÜT FİNANSMANI’ OLDU’
Bununla da yetinmemişler, Gazi Mahallesi'nde Gazi Spor Kulübü var, orada çocuklara futbol öğretiliyor. Eşimin arada oraya maç izlemeye gitmesi de dosyada suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılmış. Emlakçı dükkanı açmadan önce Gazi’de kafe işletiyorduk. Oraya gelen müşterilerin IBAN hesabından eşime para yatırması, eşimle birlikte içtiğimiz 50 TL’lik kahve, yine eşimin engelli olan annesine tedavi parası yatırması, kız kardeşine çocukları için kırtasiye parası göndermesi dahi ‘örgüt finansmanı’ olarak gösterilmiş. Yani bu dosyadan anladığımız Gazi Mahallesi’nde oturmak, orada kafe işletmek, ya da iş sahibi olmak direkt kriminalize edilmek için bir sebep yapılmış” diye konuştu.

‘GİZLİ TANIKLARIN YALAN BEYANLARIYLA 15 YIL HAPİSTE YATTI’
Eşi Mecit Şahinkaya’nın zaten yıllarca hukuksuz bir biçimde tutsak edildiğini belirten Sinem Gündüz Şahinkaya, 2009 yılında bir gizli tanığın verdiği yalan ifadeler nedeniyle 8 yıl hapis cezası aldığına, bu cezaya karşı çıktığı için de toplam 15 yıl hapiste kaldığına dikkat çekti. Bugün gizli tanıkların CHP’ye yapılan operasyonlar üzerine çok tartışıldığını ama yıllardır bu zulmün sürdüğünü hatırlatan Sinem Gündüz Şahinkaya, şunları belirtti: “Benim eşim sırf iki gizli tanığın ‘NATO protestolarına katılmıştır’ iftirası nedeniyle 8 yıl ceza aldı. Oysa 2004 yılında Mecit henüz 14-15 yaşlarında bir çocuktu ve hiçbir protestoya katılmışlığı yoktu. Daha sonra hapishanede bu hukuksuz hükmü koğuş kapısını döverek ve slogan atarak protesto ettiği için de cezasına 7 yıl daha eklendi. Van Hapishanesi’nde 7 yıl tek kişilik tecrit hücresinde kaldı. Hapishaneden çıktıktan sonra yeni bir hayat kurmaya karar verdi. Ama ona da izin vermediler. Sadece 1,5 yıl özgürlüğünün tadını çıkarabildi. O sürecin 6 ayını ayağını motor kazasında kırdığı için evde yatarak geçirdi, diğer sürede ise işimizi oturtmak için çabayla geçti. Eşim çok çalışkandır, emektardır. Hep işine odaklı birisiydi. Tam hayatını düzene koydu, tekrar aldılar. Bırakmadılar ki kızımızın doğumunu görsün. Kızım 10 gün önce 3 Kasım’da doğdu ama babası yanında yoktu.”
‘BU ZULÜM SON BULSUN ARTIK!’
Babası Mehmet Gündüz’ün Gazi Katliamı’nıda yaşamını yitirdiğini belirten Sinem Gündüz Şahinkaya, babasının 12 Mart 1995 gecesi Gazi Cemevi önünde polis panzerinden sıkılan kurşunla katledildiğinde henüz 6 yaşında bir çocuk olduğunu anlattı. Yıllarca babasız büyümenin acısını yaşadığını ifade eden Sinem Gündüz Şahinkaya, kızının da aynı acıyı yaşamasını istemediğini vurguladı. “Ben bu acıyı, bu zulmü yaşadım, kızım yaşamasın” diyen Sinem Gündüz Şahinkaya, “Ben babasız büyüyen birisiyim ve kızıma baktığım zaman bu acıyı tekrar tekrar yaşıyorum. Çocuğuma her baktığımda kendimi hatırlıyorum. Babam katledildiğinde üç kardeş babasız kaldık. Küçük kız kardeşim 12 aylıktı, daha kundakta bebekti, erkek kardeşim de daha yeni yeni yürüyordu. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Babamı alarak benim çocukluğumu çaldılar, eşimi hukuksuz bir biçimde 15 yıla mahkum ederek gençliğini çaldılar, şimdi de yine hukuksuz bir biçimde eşimi tekrar tutuklayarak kızımın babasız büyümesini istiyorlar. Bu artık düşman hukukunu da geçti, resmen intikam hukukuna dönüştü. Bunu kabul etmek mümkün değil. Eşimi kapalı görüşte ziyaret ettiğimde kızımızın yanında olmamanın, tekrar aynı haksızlığın, hukuksuzluğun hedefi olmanın acısı vardı. Bu aynı zamanda büyük bir hak ihlali. Çocuğumu babasıyla hapishanede tanıştırmak istemiyorum. Bu hukuksuzluğun bir an önce sonlanmasını istiyorum. Bu zulüm son bulsun artık. Eşimi serbest bıraksınlar yuvasına dönsün” dedi.