Şirnex’te çok katmanlı özel savaş uygulamaları -V

Şirnex ve ilçelerindeki bu çok katmanlı tablo, Türk devletinin bu coğrafyaya yönelik kapsamlı bir özel savaş stratejisinin birbirini tamamlayan sütunlarını oluşturuyor.

Şirnex (Şırnak), onlarca yıldır hem Kürdistan özgürlük mücadelesinin en zorlu savaş alanlarından biri hem de halkın en derin varoluş direncini sürdürdüğü bir kent oldu. Şirnex’e bağlı Cizîra Botan ise bu kültürün en güçlü şekilde ifade edildiği bir ilçe olarak öne çıktı. Hem 90’lı yıllardaki katliamlarda hem de 2015-2016 Öz Yönetim Direnişi'nde tarihin en ağır sayfalarına tanıklık etti, bodrum katlarında onlarca yaralının şehadete ulaştığı, dünyada eşi benzeri görülmemiş uzunlukta sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bir ilçe olarak hafızalara kazındı.

Türk devleti, bu tarihsel direnişi kırmak ve görünmez kılmak amacıyla Şirnex ve ilçelerinde farklı bir stratejiyi devreye soktu. Kurşun ve bombaların yerini; uyuşturucu, fuhuş, çeteleşme ve ajanlaştırma faaliyetleri aldı. Fiziki imha politikalarının yerini ise kültürel ve toplumsal çürütme yöntemleri aldı. Ancak hedef, diğer Kürdistan şehirlerinde olduğu gibi, aynıdır: Şirnex halkının siyasi iradesini kırmak, gençliğini çökertmek ve direniş hafızasını silmek.

Şirnex merkezi ile (Cizîr) Cizre, Silopiya (Silopi), Hezex (İdil) ve Qileban (Uludere) ilçelerindeki tabloyu; devletin bu tablodaki aktif rolünü, korucu-uzman çavuş-sivil üçgeninde örgütlenen fuhuş ağlarını ve ajanlaştırma politikalarını kapsamlı biçimde inceleyeceğiz.

GABAR PETROLÜNÜN GÖLGESİNDEKİ UYUŞTURUCU TİCARETİ

Şirnex, son yıllarda Gabar petrol sahalarının keşfiyle birlikte Türk devletinin gündeminde yeni bir anlam kazandı. TPAO Bölge Müdürlüğü'nün kente taşınması, petrol üretiminin 2024 sonu itibarıyla günlük 25 bin varile ulaşması ve 2026'da bu rakamın 100 bin varile çıkarılmasının hedeflenmesi, kentin enerji jeopolitiğindeki önemini gözler önüne serdi. Ancak "kalkınma" söylemi, kentte yaşayan halk için hiçbir somut iyileşmeye yol açmadı. Yoksulluk, işsizlik ve sosyal çözülme derinleşmeye devam ederken; buna paralel olarak uyuşturucu kullanımı ve trafiği giderek arttı.

UYUŞTURUCU TRANSİT AĞLARI

Şirnex’te uyuşturucu ticareti ve kullanımının yapısal boyutunu en iyi özetleyen tablo, kente dışarıdan getirilen uyuşturucu maddelerin hem yerel kullanım amacıyla dağıtılması hem de Irak ve Suriye sınır hattında bir geçiş güzergahı olarak kullanılmasıdır. Özellikle Habur Sınır Kapısı'na olan yakınlık, Şirnex’i uyuşturucu transit ağlarının kritik bir düğüm noktası haline getiriyor. Bu ağların yerel emniyet ve jandarma birimleriyle kurduğu ilişkiler ise, düzenlenen operasyonların ardından satış noktalarının kısa sürede yeniden faaliyete geçmesiyle somutlaşıyor.

UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI: 9-12

2026 yılında yapılan araştırmalara göre, Türkiye genelinde uyuşturucu suçları kapsamında ele geçirilen metamfetamin miktarının bir önceki yıla kıyasla yüzde 53,6 oranında arttığı görülüyor. Şirnex ise bu genel tablonun, sınır dinamikleriyle daha da ağırlaştığı yerel bir versiyonunu yaşıyor. Başta Hezex ve ve Cizîr olmak üzere çeşitli ilçelerde uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğü, hatta 9-12 yaş grubuna kadar indiği, saha çalışmalarında da ciddi bir risk olarak aktarılıyor.

UYUŞTURUCUYLA ÇÜRÜTMEK

Cizîr'deki ortam çok daha ağır. 2015-2016 Öz Yönetim Direnişleri'nin ardından ortaya çıkan fiziksel yıkım ve zorunlu göç süreci sonrasında geri dönen ailelerin yaşadığı ekonomik çaresizlik, devlet gözetiminde örgütlenen uyuşturucu ağlarıyla birleşerek birbirini besleyen bir kısır döngüye dönüştü. Devlet, direniş döneminin gençliğini tasfiye edemedi ve bu nedenle gençleri uyuşturucuyla çürütme stratejisini izledi. Bu strateji, bodrumlardan sağ kurtulan gençlerin bir bölümünün bugün bağımlılıkla mücadele ettiğini aktaran yerel kaynakların tanıklıklarıyla da örtüşüyor.

KORUCU-UZMAN ÇAVUŞ-SİVİL ÜÇGENİNDE ÖRGÜTLENEN AĞ

Şirnex, Türk devletinin korucu-askeri personel-sivil üçgeninde örgütlediği fuhuş ağlarının en kapsamlı biçimde işlendiği kentlerin başında geliyor. Dosyamızın bir önceki dizisinde, Colemêrg ve Şirnex kent merkezi ile bazı ilçelerinde kurulan fuhuş çetesine değinmiştik.  Ancak Kürdistan’da kurulan ve genelde yurtsever tabanı hedefleyen bu çetelerin geçmişi, sanıldığından daha eski bir tarihe dayanıyor.

Nitekim 2013 yılında Şirnex’te, "fuhuş yapmak ve yaptırmak amacıyla örgüt kurmak" suçlamasıyla 25 şüpheli hakkında soruşturma başlatılmıştı. Bu soruşturma ancak 11 yıl sonra, 2024 yılında kovuşturmaya dönüşebildi. Soruşturma kapsamında uzman çavuşlar Ertaç Kaya, Hüseyin Şahin ve Turgay Koç ile astsubay Mustafa Yalçın'ın askeri nüfuzlarını kullanarak kent dışından kadın getirdikleri ve bu kadınları fuhuşa zorladıkları öne sürülmüştü.

Dosyada yer alan suçlamalar ise oldukça ağırdı: Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, çocukları fuhuşa teşvik etmek veya zorlama, 18 yaşından küçük kişilere yönelik insan ticareti, çocuğun nitelikli istismarı, şantaj ve tefecilik. Davanın 11 yıl boyunca askıda bırakılması, devletin bu yapıları koruduğu yönündeki kanıyı daha da güçlendirdi.

Şirnex’te failin asker ya da polis olduğu birçok tecavüz vakası yaşandı ve defalarca basına da yansıdı. Halk ise birçok kez kendi öz gücüyle bu fuhuş çetelerine tepki göstermeye çalıştı. Sokağa dökülen halk, yaşananların münferit suçlar olmadığını, sistemin yapısal işleyişinin bir parçası olduğunu haykırdı.

CİZÎR: BODRUMLARDAN BUGÜNE SÜRÜP GELEN SAVAŞ

Kürdistan Özgürlük Hareketi açısından en sembolik ilçelerden biri olan Cizîr, 90'lı yıllarda JİTEM saldırıları ve faili meçhul cinayetlerin yoğunlaştığı merkezlerden biri olarak öne çıktı. İlçe, 2015-2016 yıllarında Öz Yönetim Direnişi'yle birlikte yeniden gündeme geldi. Uzun haftalara yayılan sokağa çıkma yasakları, bodrumlarda mahsur kalan yaralılara tıbbi müdahalenin engellenmesi ve ölüme terk edilmesi; sivillerin yıkılan binaların altında kalması ve benzeri görülmemiş ölçekte bir kentsel yıkımın yaşanması, o dönemin en ağır insani krizlerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

İŞSİZLİK VE PSİKOLOJİK YIPRANMA

Bugün Cizîr, o savaşın fiziksel izlerini ve toplumsal yaralarını taşımaya devam ediyor. Yeniden inşa edilen mahalleler, yıkılan kurumsal hafızanın ve toplumsal dokunun yerine konuşlanan karakol ve güvenlik noktalarının gölgesinde bir ilçe olarak ayakta duruyor. Bu ortamda uyuşturucu ve fuhuş ağları, direniş döneminin ardından derinleşen yoksulluğun, işsizliğin ve psikolojik yıpranmanın zemininde güç kazanıyor.

SİYASİ VE KÜLTÜREL KİMLİK TASFİYESİ

Cizîr’de 2016 sonrasında yaşanan demografik dönüşüm de söz konusu büyük resmin bir parçasını oluşturuyor aslında. Yurtsever ailelerden binlerce kişi ya zorla yerinden edildi ya da baskı ortamında göç etmek durumunda kaldı. Boşaltılan mahallelere yeni yerleşim isimleri verildi ve bunun yanı sıra kentte kalan nüfusun gençlik kesimine yönelik uyuşturucu ağları yoğunlaştı. Bu demografik mühendislik yalnızca iskan politikasıyla sınırlı kalmadı; siyasi ve kültürel kimliğin tasfiyesini hedefleyen bir stratejinin de parçası oldu.

DİJİTAL MANİPÜLASYON

Cizîr özelinde ajanlaştırma faaliyetleri de son derece yoğun. Öz Yönetim Direnişi'ne katılmış ya da yakınları bu sürece dahil olmuş ailelerin bireyleri, hem ekonomik baskıyla hem de dijital manipülasyonla hedef alınıyor. "Ailene destek olalım, sen de bize bilgi ver" biçimindeki yaklaşımların, Cizîr direniş döneminin hemen ardından yoğunlaştığı ve bugün hâlâ sürdüğü yerel kaynaklarca aktarılıyor.

‘BARIŞ ORTAMINDA DA BÖYLEYSE’

Yıllardır Kürt siyaseti içerisinde olduğunu söyleyen K.Ş., Türk devletinin Cizîr’de “kan davası” güttüğüne dikkat çekiyor. Cizîr’in Kürt ve Kürdistan tarihindeki öneminin Türk devleti açısından siyasal bir anlam taşıdığını vurgulayan K.Ş., “Cizre’nin yurtsever olmasını ve harekete bağlılığını Türk devleti hiçbir zaman sindirmeyecek. Bugün bile, barışın imkanlarının konuşulduğu bir süreçte ilçede dehşet bir abluka var. Devlet gençleri özel savaş politikalarıyla halen zehirliyor. Barış ortamında da böylelerse, diğer dönemleri varın siz düşünün” diyor.

SİLOPİYA VE HEZEX

Silopiya, Başur Kürdistanı'nın Zaxo kentine sınır konumuyla Şirnex’in ekonomik açıdan en stratejik ilçesidir. Xabur Sınır Kapısı üzerinden yürütülen ticaretin merkezi olan bu ilçede, yasal ticaretin yanı sıra kaçakçılık ağlarının da sistematik biçimde faaliyet gösterdiği biliniyor. Uyuşturucu, bu kaçakçılık ekonomisinin en belirgin kalemidir.  

UYUŞTURUCU AĞLARI VE EMNİYET İLİŞKİSİ

Silopiya’da uyuşturucu ağlarının yerel emniyet birimleriyle yürüyen ilişkileri, el koyma operasyonlarında zaman zaman "istenmeyen" aktörlerin devre dışı bırakılırken "korunan" ağların faaliyetlerine dokunulmamasında kendini gösteriyor. Bu seçici operasyon anlayışı, sadece rekabet eden gruplar arasındaki devlet tahkimini değil, belirli ağların devlet koruması altında işletildiğini de ortaya koyuyor.

SİSTEMATİK SAPTIRMA POLİTİKASI

Hezex ilçesi ise Şirnex’in belki de en derin tarihsel yükünü taşıyan bölgesidir. 2015-2016 Öz Yönetim Direnişleri döneminde Hezex'te uygulanan sokağa çıkma yasağı, HDP heyetlerinin yürüyüş girişimlerinin engellenmesi, bu ilçenin siyasi belleğinin ne denli derin olduğunu gösteriyor. Bugün Hezex’te uyuşturucu kullanımının arttığı, bazı mahallelerde fuhuş faaliyetlerine göz yumulduğu ve genç nüfusun örgütle bağını zayıflatmaya yönelik sistematik bir saptırma politikasının yürütüldüğü aktarılıyor.

KÖYLERDE DAHİ FUHUŞ

Qileban ilçesi ise fuhuş çetelerinin faaliyet alanları arasında bizzat dikkat çekilen bir ilçe. Uzman çavuşlar ve koruculardan oluşan ağın Qileban köylerinde de aktif olduğu, kadınların bu köylerde şantaj ve tehdit yoluyla fuhuşa sürüklendiği daha önce de basına yanmıştı.  

2011'de Türk devletinin gerçekleştirdiği Roboski katliamının yaşandığı yer olması sebebiyle bu ilçeye daha farklı bir politika uygulandığı biliniyor.

Ayrıca Şirnex ve ilçelerinde “rutin” polis veya asker kontrollerinde kimlik kartları toplanan kadınların daha sonra tacize maruz kaldıklarını not düşmek gerekiyor. Telefonlarıyla kimliklerin fotoğraflarını çeken polis veya askerler, kadınları sanal medyada bularak taciz ediyor ve devletin nüfusunu kullanarak “düşürmeye” çalışıyor.

ÇETELEŞME VE DEVLET BAĞLANTISI

Şirnex'teki çeteleşme, kentin kendine özgü coğrafi ve ekonomik yapısının sunduğu zemin üzerine inşa edildi. Bu ortamda kaçakçılık ağları, zamanla uyuşturucu trafiğine, fuhuşa ve özel savaş uygulamalarına dönüştü; devletle ilişkileri ise bu dönüşümü hem mümkün kıldı hem de güvencesi oldu.

SUÇUN MERKEZİ ŞIRNEX

Şirnex merkezde yaşayan ve yıllardır kentin dinamiklerini gözlemlediğini söyleyen D.M., çeteleşmenin devletle bağlantısının hem koruculuk sistemi aracılığıyla hem de bazı eski polis ve askerlerin organize suç yapılarına geçişiyle somutlaştığını söylüyor. Koruculuğun, devlet adına silah taşıyacak biçimde örgütlenmiş olduğunu vurgulayan D.M., “Bu korucuların bir kısmının pratikte uyuşturucu trafiği, haraç ve fuhuş ağlarına dahil olduğunu biliyoruz. Bu durum, Şırnak'ı yalnızca suçun değil, devlet onaylı suçun merkezlerinden biri haline getirdi” diye belirtiyor.

TABLONUN ACI BOYUTU: YURTSEVERLER

Cizîr özelinde ise çeteleşmenin 2016 sonrasındaki demografik dönüşümle birlikte yeni bir boyut kazandığına işaret eden D.M., direniş döneminde kente hakim olan siyasi örgütlülüğün tasfiyesinin ardından boşalan alanda hem yerel hem de dışarıdan gelen çete yapılanmalarının gençleri bünyelerine çekmeye başladıklarını aktarıyor. D.M., söz konusu gençlerin bir bölümünün bizzat direniş döneminin çocukları olmasının da mevcut tablonun özellikle acı bir boyutunu oluşturduğunu sözlerine ekliyor.

ROBOSKI'DEN CİZÎR’E UZANAN AJANLAŞTIRMA AĞI

Şirnex'te ajanlaştırma faaliyetlerinin tarihi, 1990'lardaki koruculuk sistemi ve faili meçhul cinayetlere kadar uzanıyor. Ancak bu faaliyetler, 2000'li yıllardan itibaren teknolojik ve psikolojik manipülasyonla yeni bir biçim kazandı. Günümüzde Şirnex'teki ajanlaştırma politikası, birbirini tamamlayan üç temel yöntem üzerinden işliyor.

Ekonomik zorlama: Yoksulluk içindeki yurtsever ailelerin bireyleri, "ailenize destek olalım, sen de bize yardımcı ol" yaklaşımıyla hedef alınıyor. Özellikle Kürdistan Özgürlük Hareketi'ne yakın olan ailelerin görece daha kırılgan üyelerine yönelik bu yaklaşım, hem bireyi hem de aileyi tehdit altına alan çok katmanlı bir baskı mekanizması olarak işliyor.

Cinsel şantaj: Fuhuş ağlarının işleyişi ile ajanlaştırma iç içe geçmiş bir yapıyı ortaya koyuyor. Kadınların fuhuşa zorlandığı süreçte alınan görüntüler hem şantaj hem de ilerleyen aşamada bu kadınları Hareket’e ilişkin bilgi toplamaya yönlendirme aracı olarak kullanılıyor. Böylece fuhuş ağı, aynı zamanda bir ajanlaştırma mekanizmasına dönüşüyor.

Dijital ajanlaştırma: MİT ve TEM’e bağlı özel savaş elemanlarının, sanal medya üzerinden sahte kimliklerle genç yurtseverlere yaklaştığı; duygusal ilişki kurulduktan sonra cinsel içerikli iletişimin kayıt altına alındığı ve bu kayıtların şantaja aracına dönüştürüldüğü belirtiliyor.

Roboski katliamının ardından Qileban’da da ajanlaştırmanın özel bir boyut kazandığı görülüyor. Katliamda yakınını kaybeden ailelerin acıları, hem ekonomik zorlukları hem de psikolojik kırılganlıkları, devlet birimlerinin bu aileleri hedef almasında kullanılan zemine dönüştürülüyor.

ŞIRNEX'TE ÖZEL SAVAŞIN MANTIKSAL TUTARLIĞI

Şirnex ve ilçelerindeki bu çok katmanlı tablo, Türk devletinin bu coğrafyaya yönelik kapsamlı bir özel savaş stratejisinin birbirini tamamlayan sütunlarını oluşturuyor.

Çünkü bu stratejinin bir amacı var: Şirnex, Kürdistan özgürlük mücadelesinin en sert yaşandığı, halkın hem 90'larda hem de 2015-2016 yılları arasında ağır bedeller verdiği bir kenttir. Devlet, bu bedellere karşın direnişin yeniden üretilmesini engellemek için yalnızca askeri güç kullanmakla yetinmiyor; silahın direnci kırmak yerine, güçlendirdiğini biliyor. Bunun yerine toplumsal direniş kapasitesini aşağıdan çürütmek, gençliği uyuşturucuyla etkisizleştirmek, kadınları fuhuş ağlarıyla tuzağa düşürmek ve yurtsever bireyleri ajanlaştırmayla hareketten koparmak, devlet açısından çok daha uzun vadeli bir strateji olarak hayata geçiriliyor.

Gabar petrolünün sunduğu "kalkınma" söylemi ise bu stratejinin ideolojik örtüsü işlevini görüyor. Devlet bir yandan "istihdam yaratıyoruz, düzen tesis ediyoruz" derken, öte yandan bu düzenin içini dolduran uyuşturucu, fuhuş ve çete yapılanmalarına göz yumuyor.

Bu bir çelişki değil, aynı stratejinin farklı iki yüzüdür.

 

Yarın: Batman ve Mardin’de örgütlenen çürütme politikası