GÖRÜNTÜLÜ

Ünsal: Ulusal birlik için önemli bir adım

İnsan hakları savunucusu Ahmet Faruk Ünsal, yeni sürecin ulusal bir birlik için önemli gelişmeler yaşattığını belirterek, “Rojava devrimi bir şekilde bütün dünya Kürtlerini kendi etrafında toplayan, ulusal bir hassasiyet doğuran tarihi bir adım oldu” dedi

AHMET FARUK ÜNSAL

DEM Parti’nin İstanbul’da düzenlediği Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı yoğun bir katılımla yapıldı. Konferansa katılan katılımcılar, Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum çağrısının önemine dair görüşlerini belirtirken, dünya deneyimlerini de tartıştılar.

Konferansa katılan, 22. Dönem AKP Milletvekilliği yapan, DEVA Partisi kurucu üyelerinden olan insan hakları savunucusu Ahmet Faruk Ünsal, sürece dair görüşlerini ANF’ye aktardı.


Konferansın sürecin başından itibaren yapılan en önemli toplantılardan biri olduğunu dile getiren Ünsal, “İstanbul’da iki gündür yapılan Barış ve Demokratik Toplum Konferansı, sürecin başından itibaren bu konuda yapılan en ciddi, en önemli toplantılardan bir tanesi. Birkaç sebebi var bunun. Birincisi, Kürdistan’ın dört parçasından, Rojhilat hariç, katılımcıların bir şekilde bu toplantıda ya temsilcileriyle bulunmaları ya da kendilerinin bulunmalarıdır. Sayın Neçirvan Barzani’nin temsilcileri, hem YNK’nin temsilcileri çok önemli destekleyici mesajlar verdiler. Sayın Öcalan’ın teorik çerçeve çizen, reel sosyalizm eleştirisi yapan teorik açıklaması da son derece önemliydi. Bir de Türkiye’de bu meseleyle ilgili olan, gerek akademisyen gerek gazeteci gerek siyasetçilerin bu toplantıya desteklerini açıklamış olmamaları, bence bu konferansın çok önemli bir özelliğini ortaya koyuyor” dedi.

‘BUNDAN SONRAKİ SÜREÇ MECLİSİN ATACAĞI ADIMLARA GÖRE ŞEKİLLENECEK’

Sürecin önemli bir yanının da Kürt ulusal birliği için önemli gelişmeleri kapsaması olduğuna dikkat çeken Ünsal, özellikle YNK, KDP gibi örgütlerin ve partilerin sürece yönelik açıklamalarının bu yöndeki umudu artırdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz şunu gördük; bu mesele PKK ve Türkiye Cumhuriyeti arasında devam ediyorken, hem Rojava’nın hem de Güney Kürdistan’ın bu meseleye dair desteği son derece önemliydi ve o desteği burada görmüş olmamız sürecin selameti açısından da bir güven duygusu oluşturdu. Bundan sonra tabii TBMM’de komisyonun çalışmaları bitti ve onlar bir program, bir raporla bu çalışmalarını sonuçlandıracaklar ve öyle anlaşılıyor ki özgürlük yasaları dediğimiz, örgütün kendi elemanlarının siyasal ve sosyal hayata nasıl katılacakları ve Kürt sorununu doğuran yasal ve anayasal meselelerin nasıl halledileceğine dair bir süreç başlayacak ve o süreç başlamış değil ama oraya doğru gidildiği anlaşılıyor. Bundan sonraki sürecin Meclis komisyonunun raporuna göre şekilleneceğini söyleyebiliriz.”

‘SÜREÇ ULUSAL BİRLİK İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM’

Bu süreç, ulusal birlik için önemli bir adım olabilir. Rojava’nın silahsızlandırma meselesi, Kürt hareketi ile Türkiye Cumhuriyeti arasında en çok tartışılan alan olarak gözüküyor. Bu meselede Güney Kürdistan’dan gelen temsilcilerin daha önce de vermiş olduğu demeçler, SDG’nin durduğu pozisyonda olduklarını gösteriyor. Bu bence çok önemli bir yaklaşım. Şimdiye kadar daha çok Türkiye’nin hassasiyetlerini gözeten bir yerden cümle kurarlarken, artık Suriye sahasının gerçekliğini dikkate alarak, oradaki Kürtlerin kazanımlarını muhafaza edebilecek bir pozisyondan konuşmaya başladılar. Bunu ulusal bir Kürt birliği açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Rojava devrimi bir şekilde bütün dünya Kürtlerini kendi etrafında toplayan, ulusal bir hassasiyet doğuran tarihi bir adım oldu.”

‘SAYIN ÖCALAN’IN REEL SOSYALİZM ELEŞTİRİLERİ ÖNEMLİDİR’

Önder Apo’nun reel sosyalizme yönelik eleştirilerinin ve çözüm önerilerinin önemli olduğunu dile getiren Ünsal, bu görüşlerin tartışılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Öcalan’ın reel sosyalizm eleştirisi, çok cesaretle ortaya koyduğu teorik bir perspektif. Mutlaka tartışılacak. Belki ileriki süreçlerde revize de edilecek ama bu meseleyi tartışacak bir cesaret ortaya koymak, bir iddia ortaya koymak, kendisi bizatihi çok önemli. Tarihi bir sınıf çelişkilerinin olduğu bir süreç olduğunu ifade etmekten ziyade, kadını komünün merkezine koyan ve komünü de tarihsel gelişmenin temel motorlarından biri olarak ortaya koyan bir yaklaşım, yaşadığımız coğrafyanın dinamiklerini izah bakımından da önemli bir pencere açtığını düşünüyorum. Sayın Öcalan’ın bu yaklaşımı tabii ki tartışılacak. Belki üzerinde derinleştirici analizler yapılacak ama önemli bir perspektif diye düşünüyorum.”