Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) tarafından 6-7 Aralık'ta İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı'na" farklı ülkelerden çok sayıda siyasetçi ve uzman akademisyen katıldı. İki gün süren konferansta önemli sonuç ve izlenimler ortaya çıkarken, konferansa katılan isimler özellikle başlayan diyalog süreci kapsamında İmralı'da tutulan Önder Apo’nun serbest bırakılması gerektiği vurgusunda bulundu.
Başlatılan sürecin hem dünya hem de Ortadoğu'ya iyi geleceğini belirten katılımcılar, bu noktada adım atılmasının öneminin altını çizdi ve derinlikli bir sosyalizm ile Marksizm tartışması da yürüttü.
Konferansa katılan bir grup heyet, ardından Amed'e geçti. Burada kadın kurumları ve belediye ile görüşmeler yapan heyet, Sur ve Göbeklitepe'de tarihi mekanları gezdi.
‘TARİHSEL DAYANIŞMAYLA KONFERANSA KATILDIM’
Heyette yer alan Bask Özerk Bölgesi’nden Senatör Josu Estarrona Elizondo, hem konferans izlenimlerini hem de sürece dair değerlendirmelerini ajansımızla paylaştı.
Josu Estarrona, konferansa katılmalarının temel nedeninin Bask Bölgesi’nin ve EH Bildu’nun Kürt halkının mücadelesine yönelik tarihsel dayanışması olduğunu belirtti.
Estarrona, Bask Bölgesi’nin iki devlete ve farklı kurumsal yapılara bölünmüş, devletsiz bir ulus olduğunu hatırlatarak, “Ülkemiz 16'ncı yüzyıldan bu yana bölünmüş durumda ve o zamandan beri her nesil bir tür çatışma ve karşıtlık deneyimlemiştir” dedi.
Konferansa dair izlenimlerini aktaran Estarrona, Kürt halkının barışa giden yola başladığına ve bunun geri dönüşü olmayan bir süreç olduğuna güçlü bir şekilde inandığını ifade etti. Konferansın en önemli yanının ise uluslararası deneyimlerden ders çıkarma gerekliliğinin vurgulanması olduğunu dile getirdi.
Vatansever solun stratejisinin iki ana eksene dayandığını belirten Estarrona, bunları “uluslararası toplumdan destek ve iş birliği sağlamak” ile “silahsız bir özgürlük sürecinin mümkün olduğuna inanan Bask toplumsal kesimlerine yönelmek” olarak özetledi.
'LİDERLER İZOLE EDİLEMEZ'
Süreçte devletin bazı kesimlerinin, siyasi liderleri tutuklayarak ve onları siyasi hayattan uzaklaştırmayı hedefleyerek barış adımlarını engellediğine işaret eden Estarrona, bunun büyük bir hata olduğunu vurguladı. “Lider kadroların toplumla temas kurabilmesi, halkın ruh halini okuyabilmesi, pedagojik bir yaklaşım geliştirebilmesi ve ikna olmayan kesimlerle tartışabilmesi gerekir. Liderleri izole etmek, gelecekte yeni sorunlara yol açar” dedi.
'BARIŞ VE DEMOKRASİ HERKES İÇİN DEĞERLİDİR'
Siyasi meselelerin çözümünün, ister Bask ister Kürt sorunu olsun, yasal bir çerçevede ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Estarrona, "Bu yaklaşım devlet yapılarının demokratikleşmesini daha sağlıklı, hızlı ve başarılı kılar. Barış süreçlerini geçmiş deneyimlerden öğrenmek gerekiyor. Barış ve demokrasi herkes için değerlidir ve bunun uluslararası hukuk ve normlara uygun biçimde ilerlemesi esastır. Barış ve uzlaşma herkesin yararınadır” ifadelerini kullandı.
'27 ŞUBAT ÇAĞRISI KÜRESEL ANLAMDA BÜYÜK BİR ÖNEME SAHİP'
Estarrona, "Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı Ortadoğu ve küresel siyaset açısından büyük bir önem taşıyor. Öcalan’ın sunduğu paradigma, bölgedeki siyasal ve toplumsal sorunların çözümü için bir başlangıç noktası niteliği taşıyor. Önder Öcalan’ın çağrısının ve fikirlerinin faşizan zihniyeti aşma gücünde olduğuna inanıyorum. Gerçek bir lider, stratejik değişimi hayata geçirme kapasitesine sahiptir" dedi.
'ÖCALAN ÖZGÜR OLMALI'
Önder Apo’nun özgürlüğünün sürecin güvencesi olduğuna dikkat çeken Estarrona, "Düşüncelerinin topluma daha güçlü bir biçimde entegre edilmesi gerekiyor. Halklar, demokratik moderniteye ve birlikte yaşam fikrine dayalı demokratik bir ulusa ihtiyaç duyuyor. Özgür bir Kürdistan’da barışçıl ve demokratik bir topluma ulaşmanın yolu da buradan geçmektedir” diye konuştu.