Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik çözümüne ilişkin süreç devam ededursun yargının Kürt karşıtlığı üzerinden işlettiği düşman hukuku hız kesmeden sürüyor. Bu düşman hukuku uygulamasının son hedefi Cemil Taşkesen oldu. Siirt Kurtalan eski HDP ilçe yöneticisi ve DEM Parti Siirt milletvekili aday adayı olan Taşkesen’in, 2021 yılında memleketindeki esnafı gezen İYİ Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener’e kameraların önünde, “Burası Kürdistan” demesini hazmedemeyen yargı, Sêrt Herekol Bölgesi’nde 2014 yılında gerillaların mezarlığının tahrip edilmesine gösterdiği tepkiyi bahane ederek, “Cumhurbaşkanına tehdit, hakaret ve fiili saldırı" iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Hakkında apar topar yakalama kararı çıkarılan Cemil Taşkesen, hapishaneye girmeden önce ANF’ye konuştu.
‘KÜRDİSTAN DEMENİN CEZASI OLMADIĞI İÇİN 9 YIL ÖNCEKİ KONUŞMAYI GEREKÇE GÖSTERDİLER’
Cemil Taşkesen tam 9 yıl önce, 2014 yılında Sêrt’in Berwarî ilçesinde bulunan Herekol Dağı eteklerinde çatışmalarda yaşamlarını yitiren HPG’li gerillalar için yapılan anıt mezarlığın iş makineleriyle tahrip edilmesine konuşma yaparak tepki gösterdiği için eşi ve 6 çocuğunu geride bırakarak hapishaneye girmeye hazırlanıyor. Hapis cezası almasının arka planında 2021 yılında Siirt’te esnafı dolaşan Meral Akşener’e, “Burası Kürdistan” demesinin yattığını belirten Taşkesen, “Kürdistan demenin cezası olmadığı için dosya Herekol’da mezarlığın tahrip edilmesine tepki olarak yaptığım konuşma gerekçe gösterilerek ‘Cumhurbaşkanı’na tehdit, hakaret ve filli saldırı’ iddiasıyla hakkımda verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası onandı” dedi.
‘YARGININ BU SÜREÇTEKİ PRATİĞİ İNKARIN DA İNKARI!’
Hapis cezasının böyle bir süreçte onanmasının ve alelacele hakkında yakalama kararı çıkarılmasının manidar olduğunu vurgulayan Taşkesen, şöyle tepki gösterdi: “Bir süreç işletilse de yargı mekanizmasının Kürt karşıtlığından vazgeçmediğini gösteriyor. Ben Kürt'üm, benim coğrafyam, benim yaşamım, her şeyim Kürdistan’dır. Şimdi ben bunu dile getirdiğim zaman, bu sefer ‘terörist’ oluyorum bu yargının gözünde. Bu ülkede her şey çöktüğü gibi adalet de ahlak da sistem de çökmüş. Süreç açısından baş muhatap İmralı’dır. Sayın Öcalan’ın dedikleri zaten onayımızdır. Ama iktidarın güdümündeki yargının bu süreçteki pratiği artık inkarın da inkarıdır. Yani şimdi 2014 yılında Herekol Şehitliği’ni kepçelerle, balyozlarla yıktılar. Biz de bu insanlık dışı uygulamaya karşı sesimizi yükselttik. Çünkü bir dinde, bir kültürde, bir inançta mezarlığı tahrip etmek gibi bir şey yoktur. Zaten Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne göre bu açıkça savaş suçudur. Ama gelin görün ki bu savaş ve insanlık suçunu işleyenler jandarma ve asker değil, buna tepki gösterenler cezalandırılıyor. Burada ilginç olan da HDP Siirt yöneticisi olduğum o süreçte mezarlıkta yaptığım konuşma gerekçe gösterilerek açılan dava yıllarca bekletildi ama ne zamanki Meral Akşener’e, ‘Burası Kürdistan’ dedim, o zaman o davayla yeni açılan dava birleştirildi ve Kürdistan suç sayılmadığı için bu defa mezarlıkta yaptığım konuşma kriminalize edilmeye çalışıldı.”
‘MÜVEKKİLİME VERİLEN CEZA GİBİ YAKALAMA KARARI DA HUKUKA AYKIRI’
Cemil Taşkesen’in avukatı Muhlis Dündar, müvekkilinin teslim olmak için Sêrt’e giderken dün Kocaeli’nde yakalanıp ailesine uzaktaki Sakarya L Tipi Hapishanesi’ne gönderildiğini aktardı. Verilen ceza gibi yakalama kararının da hukuksuz olduğunu kaydeden Dündar, şöyle konuştu: “Müvekkilimin 2014 yılında mezarlık tahribatına karşı yaptığı konuşma, 2021 yılında Meral Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ dedikten sonra önüne konulan bir dosya. Bu da şunu gösteriyor ki müvekkilim eğer Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ dememiş olsaydı bugün ceza almayacaktı. Çünkü yıllardır ben onun gönüllü avukatıyım ve 2014’te yaptığı konuşmaya dair daha önce yürütülen bir soruşturma yoktu. 2021 yılındaki çıkışından sonra bu dosya müvekkilimin önüne konuldu. 2014’ten beri yaptığı konuşmanın görüntüleri zaten emniyette var. O zaman sormak lazım, neden bu kadar yıl beklendi? Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müvekkilime 5 yıl hapis cezası verildi. Biz istinafa başvurduk ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi, cezaya 6’da 1 indirim yaptı ve ceza 4 yıl 2 ay olarak onandı. Verilen ceza 5 yılın altında olduğu için Yargıtay yolu da kapandı. Ceza onanınca alelacele yakalama kararı çıkarıldı müvekkilim hakkında. Oysa normal hukuk prosedürleri kapsamında müvekkilime önce davetiye çıkarılması gerekiyordu, 10 günlük süre verilmesi lazımdı teslim olması için. Ancak bu süreç işletilmeden alelacele yakalama kararı çıkarıldı. Bu da hukuka aykırı. Hasmane bir tutum olduğunu düşünüyorum. Yani müvekkilin yaptığı bir iş var, İstanbul’da bir işletmenin başında duruyor. Orada da müvekkilime mağduriyet yaşatıldı. 10 günlük süre verilseydi belki o işletmeyi devretme adına zamanı olurdu. Mağduriyeti olmazdı, ekonomik kaybı olmazdı.”