Mutlak butlan kararı verilen CHP’de yaşanan gerilim giderek artıyor. Özgür Özel ve ekibi partiyi teslim etmeyeceklerini söylerken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay için süre vermemesi ve ‘kurucu kodlarına döneceğiz’ demesi, CHP’nin değişimden vazgeçtiği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
KARAR, CHP’NİN TARİHSEL ZEMİNİNİ YARGI YOLUYLA DİNAMİTLEMEKTİR’
Gazeteci Esra Çiftçi, CHP’de yaşanan süreci ajansımıza değerlendirdi. Kararın, CHP’nin tarihsel zeminini dinamitleme girişimi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Esra Çiftçi, şunları söyledi: “Hukuk lügatinden devşirilen ‘mutlak butlan’ kavramının siyasi bir sopa olarak kullanılması, aslında bir partinin kendi tarihsel zeminini yargı yoluyla dinamitleme girişimidir. Bir işlemin en başından itibaren hiç var olmamış sayılmasını talep etmek, sadece mevcut yönetimi değil; partinin bizzat kurumsal sürekliliğini ve kolektif hafızasını da yok hükmünde ilan etme hırsıdır. Bu, siyasi bir tartışma metni değil; kurumun kendi geçmişine karşı giriştiği bir infaz girişimidir.
Eğer bir yapının harcını oluşturan tüm kongre süreçlerini ve kararları hukuk düzleminde çürütmeye kalkarsanız, geleceğe dair inşa edebileceğiniz hiçbir meşruiyet dayanağınız kalmaz. Kendi köklerine hukuk zırhıyla saldırmak, binayı sağlamlaştırmaz; tam aksine, yapıyı kendi enkazı altında bırakacak olan bir 'varoluşsal tasfiye' operasyonuna dönüşür.”
‘YAPILAN SON DERE RAFİNE VE SOĞUKKANLI BİR STRATEJİDİR’
İktidarın amacının ana muhalefet partisini kendi ideolojik labirentine hapsetmek olduğunu vurgulayan Esra Çiftçi, CHP’nin iç tartışmalara boğulmasının iktidara alan açtığını dile getirerek şöyle devam etti: “İktidarın bu süreci sadece takvimsel bir seçim hamlesine sığdırmak, yıllardır ilmek ilmek işlenen o sistematik toplumsal tasarımı hafife almaktır. Amaç, ana muhalefeti kendi ideolojik labirentine hapsederek onu toplumun geniş katmanları nezdinde bir çözüm adresi olmaktan çıkarıp, bir kriz üreticisi konumuna indirgemektir.
Kürt meselesi, inanç aidiyetleri ve tarihsel çatışma hatları üzerinden beslenen bu kaotik atmosfer, iktidarın ‘tek seçenek’ algısını pekiştiren bir manivela işlevi görüyor. CHP, kimlik temelli bir iç savaşa tutuştuğunda, iktidar için kaçınılmaz bir alan açılıyor: Alternatifsizlik.
Bu, seçimi kazanmaktan çok daha derin bir mühendislik projesidir. Muhalefetin zihinsel dünyasını ve toplumsal güveni bir daha inşa edemeyecek kadar paramparça bir yapıya mahkum etmeyi hedefleyen son derece rafine ve soğukkanlı bir stratejidir.”
‘KURUCU KODLAR ASLINDA TEKÇİ ZİHNİYETİN YÜZEYE ÇIKMASIDIR’
CHP’de ‘kurucu kodlar’ adıyla tekçi zihniyetin yeniden ortaya çıktığını belirten Esra Çiftçi, kodlara dönmenin değil, kodları kırmanın önemli olduğunu ifade ederek şunlara dikkat çekti: “Bu manzaraya baktığımda gördüğüm şey, ‘kurucu kodlar’ adı altında kutsanan o tekçi zihniyetin bugün kendini parçalayarak yüzeye çıkmasıdır. Her iki kesim de aynı metne yaslanıyor; biri bu metni devleti koruma kalkanı yaparken, diğeri bu metnin yarattığı travmaları kendi siyasi ikbali için bir koz olarak kullanıyor. Oysa ‘kodlar’ diye kutsanan şey, bu coğrafyada yüzyıldır ötekileştirilen milyonların susturulmuş çığlığıdır. Kılıçdaroğlu'na veya Özel'e yönelik nefret söylemleri, partinin içindeki demokratik boşluğun ve tarihsel yüzleşme eksikliğinin birer yansımasıdır.
Gerçek bir dönüşüm; koltukların el değiştirmesi ya da tüzük maddelerinin güncellenmesiyle değil, bu ülkenin kanayan tarihsel yaralarını birer utanç vesikası olarak kabul edip devletin o soğuk zırhından sıyrılmakla mümkündür. Demokratik siyaset, devletin bekasına yaslanarak değil; devletin ezdiği tüm kimliklerle doğrudan, aracısız ve samimi bir hukuk kurarak inşa edilir.
Kodları kırmaktan korkanlar, geçmişin hayaletlerinin gölgesine sığınanlardır. Dönüşüm; o hayaletlerin yarattığı enkazı bir ‘miras’ gibi taşımayı bırakıp, o hayaletlerin açtığı yaraları saracak gerçek bir özgürlük vizyonuna sahip olmaktır. Kodları kırmayanlar ise o kodların altında kalan enkazın ağırlığını taşımaya ve en nihayetinde o enkazın bir parçası olmaya mahkumdurlar.”