GÖRÜNTÜLÜ

Amed 1 Mayıs mitingine katılan emekçiler: Emeğimizin karşılığını ve barışı talep ediyoruz

1 Mayıs'ta alanlara çıkan emekçiler, emek sömürüsüne, derinleşen ekonomik krize ve güvencesizliğe karşı taleplerini dile getirirken, Kürt sorununda çözüme dair sürecin ilerlemesi için de devletin adım atması gerektiğini söyledi.

1 MAYIS

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipler Birliği (TTB) öncülüğünde birçok kentte 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları gerçekleştirildi. Kutlamanın yapıldığı kentlerden biri olan Amed’de binlerce kişi alanlarda taleplerini haykırdı. “Demokratik Toplum İçin Emekle Özgürlüğe Yürüyoruz” şiarıyla düzenlenen mitingde, emek sömürüsüne karşı tepkiler yükselirken, savaşa ayrılan bütçeye itiraz edildi ve Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Katılımcılar, ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve gelir adaletsizliğine dikkat çekti.

Mitinge katılan emekçiler ANF’ye konuştu


DEMOKRATİK TOPLUM VE BARIŞ VURGUSU

Miting alanında konuşan emekçilerden Hamit Onur, mevcut sürecin belirsizliğine ve çözümsüzlüğe dikkat çekerek, taleplerinin açık olduğunu söyledi. Onur, demokratik, adil ve eşit bir toplum istediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizler bu alanlara sadece bir kutlama için gelmedik. Talebimiz ve arzumuz demokratik, adil ve eşit bir toplumdur. Ortadoğu’da yaşananlar artık bir savaşın ötesine geçmiş durumda; coğrafyamız adeta bir ateş çemberine çevrilmek isteniyor. Bu cennet vatanı cehenneme çevirmek isteyen anlayışa karşı buradayız. Ancak bilinmelidir ki bu halkın direnişi karşısında hiçbir karanlık plan başarıya ulaşamayacaktır. Bizler özgür bir yaşam, ortak bir yaşam ve onurlu bir yaşam istiyoruz. İşçiler de bu ülkede onurlu bir yaşam sürmelidir. Bunun için de bu ülkede yıllardır biriken sorunların çözülmesi gerekiyor. Yaklaşık bir yıl üç ay önce bir süreç başlatıldı. Ancak bu süreçte somut hiçbir adım göremedik. Bu durum kabul edilemez. Eğer bugün adım atılmazsa, yarın kaybedeceğimiz şeyler çok daha büyük olacaktır ve bunun altında hepimiz kalırız.

Buradan açıkça çağrıda bulunuyoruz: Toplumun kurtuluşu, işçilerin onurlu bir yaşam sürmesi ve insanların kaygısız bir şekilde yaşayabilmesi için somut adımlar atılmalıdır. Hepimiz aynı gemideyiz. Eğer bu gemi batarsa hepimiz birlikte batacağız. Bu nedenle yetkililerin bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. Sayın Abdullah Öcalan’ın mesajları da bu anlamda açıktır ve sadece bu ülke için değil tüm insanlık için bir çağrıdır. Bu çağrılara kulak verilmelidir ki toplum aydınlığa çıkabilsin.”

‘VERGİDE ADELET İSTİYORUZ’

İşçi Mehmet Badir Özer ise ekonomik krizin işçiler üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Her yıl artan enflasyon ve ağır vergi yükü altında ezildiklerini belirten Özer, “İşçiler olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da emek sömürüsüne mahkûm edildik. Enflasyon karşısında ezilen, vergilerle boğulan yine biz olduk. Alın terimizle kazandığımız emeğimizin karşılığı elimizden alınıyor. İşçinin hakkı hem enflasyona hem de vergi sistemindeki adaletsizliğe kurban ediliyor. Bizler 1 Mayıs’ın anlam ve önemini yaşatmak için buradayız. Ama sadece bir gün değil, yılın her günü mücadele etmek zorundayız. Çünkü yaşadığımız sorunlar giderek büyüyor. Açlık sınırı ortada, asgari ücret ortada, enflasyon ortada. İnsanlar artık temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiş durumda. İşçiler geçinemiyor, emeğinin karşılığını alamıyor. Buradan yetkililere sesleniyorum: İşçilerin emeğini gasp etmeyin. Bu ülkenin üretimini sağlayan bizleriz. Eğer işçiler olmazsa, bu sistem de ayakta kalamaz. Bizler insanca yaşamak, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Mücadelemizi de bu doğrultuda sürdürmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

GÜVENCELİ ÇALIŞMA VE KADRO TALEBİ

Belediye işçisi Celal Doğan da özellikle taşeron ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekti. Yıllardır süren hak kayıplarına karşı mücadele ettiklerini belirten Doğan, taleplerini şöyle dile getirdi: “Biz belediye işçileri olarak uzun yıllardır sömürüye maruz kalıyoruz. Belediye şirketlerinde çalışan işçiler olarak güvencesiz, düşük ücretlerle ve belirsiz koşullarda çalıştırılıyoruz. Bu durum artık sürdürülebilir değil. İşçiler olarak insanca yaşamak istiyoruz. Yeni dünya düzeninden söz ediliyor ama bu düzenin içinde işçilerin yeri hâlâ en altta. Oysa bizler emeğimizin karşılığını almak, hak ettiğimiz ücretlere ulaşmak istiyoruz. Bu enflasyon ortamında yaşam giderek zorlaşıyor. Bu nedenle mücadelemizi büyütmek zorundayız. En önemli taleplerimizden biri, belediye şirket işçilerinin kadroya geçirilmesidir. Taşeron sisteminin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Sürekli sözleşmelerle, güvencesiz bir şekilde çalıştırılmak kabul edilemez. İşçilerin tüm hakları yasal güvence altına alınmalıdır.

Adil bir ücret düzeni kurulmalı, herkes emeğinin karşılığını alabilmelidir. Bizler sadece kendimiz için değil, tüm işçi sınıfı için mücadele ediyoruz. İnsanca yaşam, adil çalışma koşulları ve güvenceli bir gelecek istiyoruz.”