DBP Wan İl Başkanı Cemal Demir, “Demokratik Toplum ve Barış Süreci”nin geldiği aşamayı, bu süreci sekteye uğratmak için medya üzerinden gelişen algı operasyonlarını ve Devlet Bahçeli’nin Önder Apo’ya ilişkin statü talebini ANF’ye değerlendirdi.
Demir, Kürt meselesinin “terörsüz Türkiye” gibi sığ kavramlarla özünden koparılmaya çalışıldığını belirterek, gerçek bir barışın meselenin isminin konulması ve yasal düzenlemelerle mümkün olabileceğini vurguladı.
Hükümetin ve medyanın Kürt meselesini sadece güvenlik boyutuyla tartışmasının ve isimlendirmede ısrar etmesinin süreç açısından doğru bir tavır olmadığını söyleyen Demir, “Bugün Ankara’da ‘terörsüz Türkiye’ diye bir politika ve algı operasyonu üretiliyor. Bu söylem, Kürt halkının tarihsel haklarını, kimliğini ve iradesini görmezden gelen yüzyıllık bir tasfiye mantığının devamıdır. Bugün gelinen aşamada yüzyıllık sorunun çözümüne dair bir yol umudu doğmuştur; bu umudu boğmamak ve toplumsal barış zeminini zayıflatmamak için bu algı operasyonlarından vazgeçilmelidir. Kürt halkının varlığı, meşru hakları tartışılmadan, içi boş söylemlerle ve günübirlik politikalarla bu sorunun çözülemeyeceği ortadadır” dedi.
‘SAYIN ÖCALAN’A STATÜ, AYNI ZAMANDA BİR SAMİMİYET SINAVIDIR’
Demir, çözümün en önemli aktörünün Önder Apo olduğunu ve bununla ilgili muhataplık ile statü durumunun netleşmesi gerektiğini kaydederek, şöyle konuştu: “Sayın Öcalan bu sürecin baş aktörüdür. Şimdiye kadar sürecin gelişimi onun talebi ve iradesi ile bu noktaya geldi. Bahçeli’nin ilk çağrısı ‘umut hakkı’ndan yararlanması ve Meclis’te siyaset yapmasıydı. Ancak aradan neredeyse iki yıl geçti, Sayın Öcalan’ın hukuki durumunda bir değişiklik yaşanmadı. Hukuken yararlanması gereken umut hakkı kendisine yönelik işletilmedi. Bu aynı zamanda bir samimiyet sınavıdır.
Yine Bahçeli’nin statü yönünde bir önerisi oldu. Bir yandan çağrı yapıp diğer yandan bir değişim yaşanmıyorsa, inandırıcılığı da tartışmalı oluyor. Burada eğer bir samimiyet varsa, Sayın Öcalan’ın konumunu netleştirin; ona özgürce siyaset yapabileceği ve halkıyla buluşabileceği bir statü tanıyın. Statü tartışılmadan, Kürtlerin dil ve kültürel haklarının anayasal güvencesi tartışılmadan, meseleyi sadece cezai işlemler üzerinden şekillendirerek topluma sunmak doğru bir yaklaşım değildir. Halk artık buna inanmaz.”
‘İNFAZ YASASI’NDAKİ AYRIMCILIĞA BİR GECEDE SON VERİLEBİLİR’
Hükümetin acilen atması gereken adımlara değinen Demir, sürecin başarılı bir şekilde devam etmesi için şunları söyledi: “Biz soyut vaatler değil, pratik hamleler bekliyoruz. Hükümet samimiyse, bugün bir gecede İnfaz Yasası’ndaki ayrımcılığa son verebilir. Siyasi tutsakların ve ağır hasta mahpusların zindanlarda tutulduğu bir ortamda nasıl barıştan bahsedebiliriz? İnfaz Yasası’ndaki değişiklik, siyasi özgürlüklerin önünün açılması ve anadilde eğitimin kabul edilmesi; işte gerçek barışın köşe taşları bunlardır.”
Kürt halkının bu süreçten kazanımla çıkmasının tek yolunun iç birlik olduğunu vurgulayan Cemal Demir, “Ortadoğu’daki kriz ve kaos ortamında Kürtlerin tek çıkış yolu ulusal birliğini ivedilikle tamamlamaktır. Rojava’daki kazanımları korumak, Güney’deki saldırıları durdurmak ve Türkiye’deki barış sürecinde Kürt halkı lehine kalıcı sonuçlar elde etmek için dört parçadaki tüm güçlerin tek bir irade etrafında birleşmesi gerekir. Biz kendi içimizde bu ittifakı kuramazsak, başkalarının kurduğu masalarda sadece figüran oluruz. Kürtler arası ittifak bu sürecin en önemli güvencesidir” dedi.