Erbaş: Devletin tavrına bakarak tutumumuzu değiştirmeyiz
DEM Parti Parti Okulu Eşsözcüsü Doğan Erbaş, barışın mücadele ile geleceğini belirterek, umutsuzluğa asla yer olmadığını dile getirdi.
DEM Parti Parti Okulu Eşsözcüsü Doğan Erbaş, barışın mücadele ile geleceğini belirterek, umutsuzluğa asla yer olmadığını dile getirdi.
DEM Parti’nin İstanbul’da düzenlediği Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı’na katılan DEM Parti Parti Okulu Eşsözcüsü Doğan Erbaş, barış mücadelesinin önemli ve uzun soluklu olduğunu dile getirdi.
DEM Parti, Önder Apo’nun başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair İstanbul’da Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı düzenledi. Dünyanın birçok yerinden çok sayıda katılımcının yer aldığı konferans, önemli tartışmalara ev sahipliği yaptı.
‘BARIŞIN TARTIŞILDIĞI ÖNEMLİ BİR TOPLANTI’
Konferansın önemli bir adım olduğunu belirten Doğan Erbaş, konferansın önemli bir toplantı olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “27 Şubat tarihi çağrısı ile Barış ve Demokratik Toplum çağrısı ile başlayan süreçte bugün önemli bir etkinliğe ev sahipliği ediyoruz. Birkaç noktası var. Biri, başka coğrafyalardaki barış deneyimlerini öğrenmek önemli; bir diğeri de ilk defa bizim bir etkinliğimizde YNK ve KDP’den gelen mesajlar oldu. Kürt ulusal birliğinin tartışıldığı bir dönemde bu da önemliydi. Bir üçüncü boyutu da sadece deneyimler aktarılmadı. Barışın ne kadar önemli bir toplumsal değer olduğu, barış mücadelesinin ne kadar önemli olduğu aktarıldı. Ukrayna’dan katılan bir kadının aktarımı olmuştu; kadınların barış mücadelesindeki yeri ve önemi konusunda. Dolayısıyla barışın tartışıldığı önemli bir toplantı oldu. Bundan sonra da etkinliğini göreceğiz.”
‘ABDULLAH ÖCALAN ÖNEMLİ BİR POLİTİK AKTÖR OLDUĞUNU GÖSTERDİ’
Önder Apo’nun açıklamaları ile ne kadar etkili bir politik aktör olduğunu gösterdiğine vurgu yapan Erbaş, “Sayın Öcalan’ın çağrısı ile yaptığı değerlendirmelerle ne kadar etkili olduğu ortaya çıktı. Ne kadar önemli bir politik aktör olduğu ortaya çıktı. Devlet ve hükümet tarafında ise tam bir siyasi dağınıklığın olduğu, samimi bir çabanın olmadığı görülüyor. Önümüzdeki süreçte de buna benzer sancılı dönemler olabilir. Bu bana göre Türkiye’deki siyasal kültürün bir yansımasıdır. CHP örneğini gördük. Adaya gitmekten bile çekindiler. Bu kadar tarihi bir sorun, ülkenin tamamına mal olmuş bir sorun, ülkenin kuruluşundan itibaren yaşanan bir sorun ama diğer taraftan iktidarı ile muhalefeti ile gayri ciddi tutumu da görüyoruz. Samimi değiller, ciddi değiller. Ama pes etmeyeceğiz. Tüm kamuoyunu bu gayri ciddi yaklaşımlara karşı mücadele etmeye çağıracağız. Barış ancak mücadele ile kazanılır. Devletin tutumuna bakarak tavrımızı değerlendiremeyiz. Barıştan yana olan tüm toplumsal kesimlerin mücadelesi ile iktidar da, muhalefet de bu tutumunu uzun süredir sürdüremeyecektir” dedi.
‘TÜRKİYE DEĞİŞMEK ZORUNDA KALACAK’
Bir yıllık sürecin sonunda bazı çevrelerin dediği gibi kazanımların olmadığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını, barışın uzun soluklu bir mücadele ile geleceğini dile getiren Erbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bir yıllık süreç geride kaldı. Sayın Öcalan birinci aşama diyordu. İkinci aşamaya geçtik. Özgürlük yasalarının düzenlenmesi dönemine geçtik. Bazı çevrelerde, bizim çevremizde dahil bazı çevrelerde bir yıl geçti, PKK, Kürt tarafı bu kadar adım attı ama diğer taraf adım atmadı biçiminde bir eleştiri yapıyorlar. Eleştiri olabilir, eleştirilerden güç alırız. Fakat Kürt sorunu kadar tarihsel ağırlığı olan, ciddi, güncel boyutları olan bir sorunun birden bire çözülmesini beklemek doğru değildir. Aceleci diyeceğimiz kimi yaklaşımlar, aşırı kaygıcı yaklaşımlar doğru değil. Gelişmeler, kamuoyunun baskısı, uluslararası konjonktür Kürt sorununun çözümünü Türkiye’nin gündemine getirdi. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye geleceğine adım atamaz. İkinci yüzyıl bu şekilde gidemez. Çok ağır ekonomik, siyasal, sosyal buhran ağırlaşarak devam eder. Dolayısıyla şu an görünür şekilde çok somut adımlar atılmamış olması bizi asla bir hayal kırıklığına uğratmamalıdır, bir umutsuzluğa sevk etmemelidir. Bu tamamen siyasetin klasik, ezberci sorun çözme tarzından, sorunları hep erteleyen, kendi içinde tartışan ama çözüm üretmeyen yapısından kaynaklanıyor. İçeride bu süreçte çatışmaların olmaması bile başlı başına bir kazanımdır. Belediyelerimize kayyım atanmaması başlı başına bir kazanımdır. Rojava’da görüşmeler başlı başına bir kazanımdır. Umutsuzluğa yer yok, elbette hayalci değiliz; barış mücadelesi verildi, verilmeye devam edecek, Türkiye değişmek zorunda kalacak.”