GÖRÜNTÜLÜ

Eren: Sürecin ikinci aşamasında yasal düzenlemeler yapılmalı

DEM Parti Amed Milletvekili Serhat Eren, sürecin ikinci aşamasında özellikle yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı.

SERHAT EREN

Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası başlayan süreç birinci yılına girerken, DEM Parti, sürece dair önemli bir konferansa imza attı. İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansına dünyanın birçok yerinden çok sayıda kişi katıldı ve yaşadıkları deneyimleri aktardı.

DEM Parti tarafından İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansına katılan DEM Parti Amed Milletvekili Serhat Eren, sürece dair yaşanılanları ve DEM Parti’nin görüşlerini ANF’ye değerlendirdi.

Bir yılı geride bırakan süreçte barışın toplumsallaşması ve uluslararası alanda doğru tanınması için konferansı yaptıklarını belirten Eren, sözlerini şöyle sürdürdü, “Yaklaşık bir yılı aşkın bir süredir bir süreci yaşıyoruz: Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde başlatmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum sürecini yaşıyoruz. Uzun zamandır Meclis bünyesinde kurulan bir komisyon var, sürecin toplumsallaşması için çabalar var. Dinlemeler var. Zaman zaman tıkanmalar var ama bu sorunun aşılması konusunda da Sayın Öcalan bu sorunun tıkanan noktalarını açma konusunda büyük bir çaba içerisinde. DEM Parti olarak da bu süreçte hem siyasi partileri, hem STK’lerin rolünü tartışmak, konuşmak ve dünyanın birçok yerinde çatışma çözüm süreçlerini deneyimlemiş sivil toplum örgütlerini ve aktivistleri dinlemek ve o yaşanmış olan deneyimleri burada paylaşmak, konuşmak, tartışmak ve yaşanılan bu deneyimleri, bugün yaşadığımız sürecin hizmetine sunmak açısından önemli bir konferans. Bir boyutuyla bunun için yaptık. Bir boyutu, kuşkusuz bu süreç nasıl toplumsallaşabilir. En büyük sorunlardan biri de bu sürecin toplumsallaşması. Bunun Türkiye toplumunun bir talebi haline dönüştürmek. AKP, CHP bu sürecin toplumsallaşması konusunda üzerine düşeni yeterince yapmadığı için bundan dolayı bu konferans önemlidir. “

Komisyon’un Önder Apo’yu ziyaretinin önemli olduğunu, çalışmalarının kıymetli olduğunu ancak yetersiz olduğunu dile getiren Eren, “Meclis bünyesinde kurulmuş olan komisyon değerli, önemli. Kürt meselesinin çözümü konusunda bu komisyonun çalışmaları kıymetlidir. Yeterli mi değil ama kıymetli. Komisyonun dinlemeler yapması birinci aşama olarak tanımlanabilir. Komisyonun Sayın Öcalan ile görüşmesinin kendisi tarihsel bir öneme haiz. Belki de Kürt meselesinin bugüne kadar tamamen güvenlikçi eksende değerlendirilmesinin ötesine geçilmiş, artık Kürt meselesinin sosyal, siyasal, hukuksal boyutunun kabul edildiği, Kürt halkı adına Sayın Öcalan’ın siyasal muhatap olarak addedildiği ve bu mesele de Kürtlerin siyasal muhataplığının kabul edilmesi adına önemli bir aşama ama bu saatten sonra yapılması gereken Kürt meselesinin siyasal ve hukuksal boyutlarının ele alınması ve siyasal anlamda bu meselesinin çözülmesi noktasında yasal bir takım yapılması aşamasıdır. Bu aşama Kürt meselesinin tamamını çözecek bir aşama olmamakla birlikte ama Kürt meselesinin çözülmesi konusunda taşları döşeyen ilk adım olarak tanımladığımız bu süreçte yapılması gerekenler, tamamen toplumsal ve siyasal yaşama katılımı sağlayacak adımlardır. Öte yandan kuşkusuz toplumun örgütlenme hakkını, ifade özgürlüğünü düzenleyen ama aynı zamanda demokratik siyaseti güvence altına alacak yasal düzenlemelerin yapılması süreci olarak da değerlendirebiliriz” dedi.

Yeni aşamada özellikle Önder Apo’nun özgür çalışma koşullarının yaratılması gerektiğine vurgu yapan Eren sözlerine şöyle devam etti: “Bu süreçte yapılması gereken öncelikli adımlar şunlar olmalıdır; Sayın Öcalan’ın, bu meselesinin çözümü konusunda siyasal muhatap olarak kabul ettiğimiz Sayın Öcalan’ın özgürlük koşullarının düzeltilmesi ve özgürlüğünün sağlanması gerekiyor, umut hakkının tanınması için yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bir diğer şey, tamamen silah bırakan, kendisini fesheden örgütün, özgürlük hareketinin üyelerinin toplumsal, siyasal ve demokratik yaşama katılımını sağlayacak yasalar yine cezaevlerinde belki de binlerce siyasal aktör var, siyasetçi var. Yine yurtdışında çok sayıda göçmek zorunda kalan, siyaset dışına itilmiş siyasal aktörlerinde Türkiye’de siyaset yapma koşullarının güvence altına alındığı yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Tabi bunların yanında kuşkusuz yerel yönetimlere yönelik bir takım yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Yerel yönetimlere yönelik düzenlemelerden kastımız sadece kayyımların iadesi değil, bir bütün olarak merkezi düzeyde yetkilerin yerele devredildiği, yerelin sorunlarına yerelin karar verdiği, yerel demokrasinin tanındığı yasal düzenlemelerin yapılması temel beklentilerimizdendir. “