23 Nisan Çocuk Bayramı’nda “2025 Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı” raporunu açıklamaya hazırlanan FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden çocuk hakları savunucusu Ezgi Koman, okul içi şiddet başta olmak üzere çocukların bulunduğu genel durumu ANF’ye değerlendirdi. Bu atmosferde bir bayramdan söz edilemeyeceğini vurgulayan Ezgi Koman, “Yetişkinler olarak hepimizin, ülkeyi yönetenlerin, biz toplum örgütleri temsilcilerinin, medyanın kendimize gelip, kendi hatalarımızla yüzleşmemiz gerekiyor” dedi.

‘TABLODAN ÇOCUKLAR DEĞİL, İÇİNDE BULUNDUKLARI KOŞULLAR SORUMLU’
Çocuk hakları savunucusu Ezgi Koman, son dönemlerde saldırılar şeklinde kendini gösteren okul içi şiddetin öne sürüldüğü gibi münferit olmadığını vurgulayarak, ortaya çıkan tablodan çocukların değil, içinde bulundukları koşulların sorumlu olduğunu kaydetti. Bu noktaya gelineceğinin belli olduğuna dikkat çeken Ezgi Koman, sebepleri şöyle sıraladı: “Çocuklarla gerçekten temas kuran, onları koruyan bir mekanizma yok Türkiye’de. Çocuk koruma sistemi çalışmıyor. Bu yüzden çocuklar savruluyor. Şiddetin toplumda giderek normalleşmesi, meşru görülmesi, ebeveynlerin çok zor koşullarda hayatta kalmaya çalışması, çocukların yaşadıklarının görmezden gelinmesi, okullarda öğretmenlerin baskı altında olması, mesleki bilginin hiçbir değerinin kalmaması, bütün bunlar böyle bir tabloyu ortaya çıkardı.”
‘EŞİTSİZLİK ÖFKE YARATIYOR VE ÖFKEYİ DÖNÜŞTÜRECEK BİR SİSTEM YOK!’
Giderek otoriterleşen, düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamın sadece yetişkinleri değil, çocukları da etkilediğini belirten Ezgi Koman, “Özellikle de bluğ çağındaki çocukları etkiliyor bu durum. Çünkü ergenlik döneminde daha çok kendini gerçekleştirmek için bir sürü olanağa ihtiyacın vardır ve bu tür olanaklar da yok. Çocuklar sanatla karşılaşamıyorlar, sporla karşılaşamıyorlar, düşündüklerini rahatça ifade edemiyorlar, akranlarıyla karşılaştıkları zaman eşitsizliklerle de karşılaşıyorlar. Eşitsizlikler çok görünür halde, bütün bunlar çocuklar için hakikaten büyük çıkmazlar ve büyük öfke yaratıyor ve bu öfkeyi de dönüştürecek, iyileştirecek, şifalandıracak bir sistem yok. O yüzden yalnızlaşıyorlar, ebeveynlerinden uzaklaşıyorlar, arkadaşlarından uzaklaşıyorlar ve sonuçta ya kendilerine ya da başkalarına zarar verdikleri bir durum yaratıyorlar” dedi.
‘ÇOCUKLARI SUÇLAMAK YERİNE, SİSTEM VE YETİŞKİNLER KENDİLERİNİ SORGULAMALI!’
Bütün bu yaşanan şiddet sarmalının aslında çocukların ne kadar zorda olduğunu anlattığını ifade eden Ezgi Koman, bu anlamda çocukların “tehlikeli” olarak damgalanmasının yanlış olduğunu, burada asıl çocukların tehlikede olduğunu görmek gerektiğinin altını çizdi.
Kendisi tehlikede olan çocuğun zaman zaman tehlike yaratabilecek davranışlar gösterebileceğini belirten Ezgi Koman, bu durumun aslında gelinen son nokta olduğunu ifade etti. Ezgi Koman, çocukları suçlamak yerine sistemin ve yetişkinlerin kendini sorgulaması ve yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.
Ezgi Koman, Mereş’te kendi okuduğu okulu basıp silahlı saldırı gerçekleştiren 14 yaşındaki İ.A.M.’nin basında paylaşılan notlarında, bulunduğu durumu fark edilmek ve yalnızlık üzerinden dile getirmesinin toplumsal ve sistemsel bir soruna işaret ettiğini ifade etti. Görünür olma meselesinin birebir araştırılması gereken bir durum olduğunu belirten Ezgi Koman, “Her yetişkinin kendi sosyal medya hesabı var ve herkes kendini görünür kılmaya çalışıyor. En iyi haliyle, en olmadık haliyle, ne kadar beğeni aldığına bakıyor. Bütün bunlardan çocukların muaf olmasını bekleyemeyiz. Çocuklar bir de hakikaten ergenlik dönemindeler, bir varoluş meselesi içindeler. Kendi varlıklarını göstermek, buna inanmak, bunu hissetmek istiyorlar ve ebeveynlerinden öğrendikleri şey de bu. Hepimizin elinde telefon varken, çocuklar neden buradalar diyemeyiz. Gerçeklerle bizim bağımız nasıl koptuysa çocukların da kopuyor ama bunun çocuklardaki etkisi çok daha tehlikeli, çok daha riskli” dedi.
‘VELİNİN ÇOCUĞA BIÇAKLA SALDIRISINDAN KAHRAMAN ÇIKARILMAMALI, BU DA KÖTÜ ÖRNEK!’
Ezgi Koman, Mereş’te saldırıyı gerçekleştiren İ.A.M.’nin bir velinin bıçaklı saldırısı sonucunda hayatını kaybetmesinin ve bu velinin “kahraman” olarak sunulmasının da şiddetin nasıl meşrulaştırıldığının çarpıcı bir örneği olduğunu vurguladı.
Bu yaşananların yetişkinlerin halinin bir tezahürü olduğunu kaydeden Ezgi Koman, “Biz neysek toplum olarak, çocuklar onu yansıtıyorlar. Kendimizi sorgulamamız gerekir derken bunu kastediyorum. Bir şiddet ortamında bütün sınırlar ortadan kalkıyor. Savaşta gibi, hayatta kalma güdüsüyle hareket ediliyor. Bu durumda da herkes birbirine kolaylıkla şiddet uygulayabiliyor. İşte okulda bir velinin çocuğa bıçakla saldırması gibi. Bu davranıştan kahraman çıkarılmaması gerekiyor; çünkü bu da çocuklara çok kötü bir örnek” hatırlatmasında bulundu.
‘ŞİDDETİN BİR TÜRÜ DE ÇOCUKLARI SİSTEM DIŞINA İTİP YALNIZLAŞTIRMAK!
Şiddetin bir türünün de çocukları sistem dışına itip yalnızlaştırmak olduğunu belirten Ezgi Koman, bunun örneğinin de Riha’daki (Urfa) okul saldırısında kendini gösterdiğini dile getirdi. Saldırıyı gerçekleştiren Ö.K.’nin liseden atıldığını hatırlatan Ezgi Koman, “Bu çocuk sistem dışına atılmış bir çocuk. Yani o kadar kolaylıkla çocukları harcar duruma geldik ki, en ufak bir zorlanmada çocukları sistemin dışına atıyoruz ve sistemin dışına attıktan sonra onların başına ne geleceğini, onların nasıl davranacağını hiç düşünmüyoruz bile. Halbuki sistem dışına attığın andan itibaren artık çocuk saldıracak zaten. Başka bir şey bekleyemezsin. O yüzden, işte burada mesleki etik, mesleki bilgi gerekiyor. Eskiden böyle şeyler vardı. Şimdi bunların bir anlamı kalmadı galiba. Dolayısıyla şiddet uygulayan bir çocuğu da nasıl durduracağını kimse bilmiyor. Bunun tek yolunun şiddet olacağı düşünülüyor. İşte Maraş örneğinde olduğu gibi bir çocuk eğer saldırıda bulunuyorsa, akla ilk gelen şey durdurmak için onu öldürmek oluyor. Yani yetişkinler olarak hepimizin, ülkeyi yönetenlerin, biz toplum örgütleri temsilcilerinin, medyanın kendimize gelip ne yapıyoruz diye sormamız gerekiyor” vurgusunda bulundu.
‘GÜVENLİK ÇÖZÜMÜ ARIYORSAK SİLAHLARA ERİŞİM ORTADAN KALDIRILSIN!’
İktidarın bütün bu pedagojik ve sosyolojik durumları görmeyip sorunu sadece güvenlikçi politikalara sıkıştırmasının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Ezgi Koman, bu zihniyetle bu sorunun çözülemeyeceğinin altını çizdi.
“Eğer bir güvenlik çözümü arıyorsak, bunun ilk yolu çocukların ve de herkesin silahlara erişiminin ortadan kaldırılmasıdır” diyen Ezgi Koman, şöyle konuştu: “Bu kadar öfke dolu bir toplumun silaha bu kadar kolay erişimini konuşmadan, bunu engellemeden siz istediğiniz kadar okul kapısına polis koyun, bunun bir anlamı yok. Okul kapısının dışında bu işi yapar. Ama önemli olan, çocukların silaha erişiminin önünü kesilmesi gereğidir. Bireysel silahlanmanın bu kadar yüksek olduğu yerde silahla ilgili şiddet bu kadar zarar verici boyutlara çıkar. Çünkü herkes öfkeli. Trafikte de benzer şey yaşanıyor, çocuklar okulda da benzer şey yaşıyorlar. Eğer güvenlik sağlanacaksa, bunun yolu silaha erişimi ortadan kaldıralım hep birlikte. Yapalım bir kampanya, devlet bu konuda politika üretsin. Bireysel silahlanmaya karşı olun, bu engellensin. Çünkü silaha erişilmeyen yerde bu tür şeyler de yaşanmaz.”
‘TÜRKİYE’DE BM ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ SADECE KAĞIT ÜZERİNDE’
Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin tarafı olduğunu anımsatan Ezgi Koman, bu sözleşmede; eğitimin insan haklarına dayalı, çocukların kendi hak ve özgürlüklerine erişebilecekleri, o gelişimi kurabilecekleri bir içeriğe sahip olması gerektiğinin belirtildiğini hatırlattı. Ama Türkiye'de bu sözleşmenin ne yazık ki sadece kağıt üzerinde kaldığını dile getiren Ezgi Koman, “Bırakın çocukların hak ve özgürlüklerine erişebileceği bir içeriğe sahip olmayı, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) projesi adı altında çocuklar işçileştirilip sömürülüyor ve iş cinayetiyle hayatını kaybediyor. MESEM’lerde 2025 yılında en az 95 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirmiş. Bu bize durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Okuması gereken çocuklar hem çalışmak zorunda bırakılıyor hem şiddete ve istismara maruz kalıyor hem de hayatlarını kaybediyorlar” dedi.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın bu atmosferde karşılandığını ve burada bir bayramdan söz edilemeyeceğini kaydeden Ezgi Koman, bir araya gelip çocuklara daha iyi bir dünyanın inşası için el birliğiyle çalışmak gerektiğinin altını çizdi.