Gezi Direnişi’nin 13’üncü yıldönümü dolayısıyla Türkiye’nin birçok kentinde anma ve basın açıklamaları gerçekleştirildi. Etkinliklerde Gezi şehitleri anılırken, direnişin demokratik mücadeledeki yeri ve etkisine dikkat çekildi.
İSTANBUL
İktidarın tüm engelleme girişimlerine rağmen Gezi Direnişi'nin 13. yıldönümünde, Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla bir araya gelinen İstiklal Caddesi'ndeki Mis Sokak'ta, Gezi'de hayatını kaybedenler anıldı. Gezi Direnişi sırasında polis tarafından katledilen 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, DEM Parti milletvekilleri Sezai Temelli, Kezban Konukçu, TİP Milletvekili Ahmet Şık, EMEP Milletvekili İskender Bayhan, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan yanı sıra çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütü temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen anmada, “ Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” vurgusunda bulunuldu.
GÜLSÜM ELVAN: İLLAKİ BU KORKU DUVARINI YIKACAĞIZ
Anma öncesi Taksim’e ve İstiklal Caddesi’ne çıkan tüm yolların polis tarafından kapatılması nedeniyle yurttaşlar büyük bir mağduriyet yaşadı. Gezi anmasına katılmak isteyen birçok kişi, Mis Sokağa ulaşması keyfi bir biçimde engellendi. Taksim Dayanışması’nın açıklama yapacağı abluka altındaki Mis Sokak’ta ise polis kitleyi Şişhane Meydanı’na yönlendirmeye çalıştı. Yapılan görüşmeler sonrası açıklama daha önce belirlenen Mis Sokak’ta gerçekleştirildi. “Gezi yolumuzu aydınlatıyor” yazılı pankartın alana polis tarafından alınmaması nedeniyle açıklama pankart olmadan yapıldı. Gezi şehitleri için yapılan bir dakika saygı duruşuyla başlayan anmada, Gezi tutsaklarının serbest bırakılması istendi. Anmada söz alan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Bir gün mutlaka Gezi tutsaklarıyla hep birlikte kol kola Gezi Parkı'na yürüyüp çocuklarımız için oraya karanfil bırakacağız. İllaki bu korku duvarını yıkacağız! "dedi.
GEZİ SADECE BİR PARK DEĞİL BİR ADALET ÇAĞRISI
Sık sık, “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Gezi’de düşene dövüşene bin selam”, “Berkin Elvan 15’inde bir fidan” “Yaşasın Gezi direnişimiz” sloganlarının atıldığı anmada Taksim Dayanışması adına açıklamayı Aydan Adanır Usta okudu.
Gezi Direnişi’nin sadece bir park değil bir adalet çağrısı olduğunu vurgulayan Usta, şunları kaydetti: “Bugün 31 Mayıs 2026...Ülkemiz tarihinin o en görkemli halk hareketinin 13.yıl dönümü. Bugün bir parka sahip çıkarken demokrasinin, barış çığlığının, adaletin ve ranta karşı sosyal devlet talepli kamusal anlayışın; çadırlarda, forumlarda, meydanlarda, mitinglerde ve yeryüzü sofralarında, yaratıcı zekayla, gençlerin coşkusu ve kadınların kararlılığıyla buluştuğu Gezi’nin yıldönümü. Bugün 31 Mayıs 2026…Bugün bir Parkın park olarak kalmasını isteyenlerin talep ve beklentilerine kulak tıkayanlara karşı 80 ilde milyonlarca yurttaşın sokaklara taştığı ve demokratik tepkisinin gür sesle yankılandığı gün. Bugün 31 Mayıs 2026…Bugün Gezi direnişinde kaybettiğimiz ve adları o ağaçlardan kent meydanlarına kadar her yerde yankılanacak olan Mehmet Ayvalıtaş’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Medeni Yıldırım’ı, Ali İsmail Korkmaz’ı, Berkin Elvan’ı, Hasan Ferit Gedik’i, Ahmet Atakan’ı unutmadığımız ve unutturmayacağımız kardeşlerimizin anılarının yaşatılacağı gün. En demokratik, en katılımcı ve en barışçıl gösterilerin bile ağır hapis cezaları ile karşılık bulacağını göstererek, halkın demokratik tepkilerinde korkuyu ve kaygıyı yaygınlaştırmayı amaçlayan; silahsız, ordusuz birbirini tanımayan kişilerin darbe yapabileceği tezine dayandırılan hukuksuz, delilsiz, mantıksız yargılamalarla, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılan ve halen cezaevinde tutulan dostlarımız, arkadaşlarımız ve kardeşlerimizle; iş insanı Osman Kavala, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odasının yetkili avukatı Şerafettin Can Atalay, vakıf çalışanları Çiğdem Mater, ve Mine Özerden ile dayanışma göstermenin, suçsuzluklarını haykırmanın günü. Bugün, kimseden emir almayan, kimseye emir vermeyenlerin, dayanışma ile revirler, kütüphaneler açanların, gerektiğinde barikat kuranların, öğrencisi, ev kadını, taraftar grubu, sendikalı işçisi, gündüz işe gece direnişe gelen sendikasız beyaz yakalısı, işsizi, emeklisi, Türkü, Kürdü, Ermeni’si, Alevi ve Sünni’si ile bütün bir halkın ayağa kalktığı gün. Bugün ülkemizi karnesi zayıf olsa da demokratik ülkeler sınıfından çıkarmakla kalmayıp, yüzyıllık Cumhuriyetin kazanımlarından, evrensel hukuk normlarından ve yurttaşların temel haklarından uzaklaştıracak, otoriter ve militer bir rejim inşasına doğru sürükleyen içinde bulunduğumuz sürecin ilk haber vericisi olan Gezi’yi hatırlama ve anlama günü. Bugün Partili Başkanlık rejiminin doğal sonucu olan “Partili Hakim ve Savcıların“ iktidar çıkarlarını gözeten kararları ile Ana Muhalefet Partisine Kayyum atanabilmesinin, seçilmiş belediye başkanlarının kolaylıkla ve inandırıcılığı olmayan verilerle tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının, tweet atan gazetecinin, itiraz eden akademisyenin bir anda kendisini hapishanede bulmasının ilk adımlarının Gezi davalarında atılmış olduğunu hatırlamanın ve hatırlatmanın günü. Bugün ülkenin bütününün maden sahası ilan edilerek her yerin kolaylıkla maden şirketlerine peşkeş çekilebilmesine, şehirlerin ortasındaki hastane arazilerinin bile özelleştirme kapsamına alınmasına, doğanın talanının bambaşka bir seviyeye çıkarılmasına ilk itirazın Gezi’de gösterildiğini akılda tutmanın 13. yıldönümü.”
GEZİ DİRENMENİN ORTAK TARİHİDİR
Gezi’yi hatırlamanın ve savunduğu değerleri düşünmenin tam da zamanı olduğunu belirten Usta, çünkü Gezi’nin sadece bir park değil adalet talebi olduğunu kaydetti. Gezi’nin hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz on yıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiri olduğunu ifade eden Usta, “Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır. Gezi, anti demokratik uygulamaların, halka yönelen şiddetin, biber gazının pervasızca kullanılmasının normalleştirilmesine karşı çıkışın adresidir.Gezi, korku duvarlarının aşılması, cesaretin bulaşıcı hale gelmesidir. Gezi, siyasetin demokratik tepkisinin gençlerin enerjisi, kadınların kararlılığından güç aldığı ve sözün, sazın, halayın, horunun, sanatın ve sporun temsilcilerinin buluştuğu direnmenin ortak tarihinin adıdır ve Bugün 31 Mayıs 2026…Gezi direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!” vurgusunda bulundu.
Açıklamanın ardından tüm engellemelere rağmen gençleri, sloganlar eşliğinde Mis Sokakta yürüdü. Bu sırada bölgeye gelmek isteyen bazı kişilerin gözaltına alındığı bildirildi.
ADANA
Adana’da Kaldıraç ve Özgür Üniversite Hareketi’nin çağrısıyla İnönü Parkı’nda toplanan kitle, Atatürk Parkı’na yürüdü. Yürüyüşe DEM Parti il ve ilçe yöneticileri de destek verdi. Açıklamayı okuyan Kaldıraç Temsilcisi Emine Esmer, Gezi’nin baskı ve sömürüye karşı milyonların ortak direnişi olduğunu belirterek, Gezi’nin yarattığı dayanışma ruhunun bugün de sürdüğünü ifade etti.
HATAY
Hatay’da Antakya Emek ve Demokrasi Platformu çağrısıyla KESK-TTB Koordinasyon Merkezi önünde toplanan halk, Uğur Mumcu Bulvarı’na yürüdü. Platform adına konuşan Çetin Yalçınkaya, Gezi’nin halkın adalet, özgürlük ve eşitlik talebinin simgesi olduğunu belirterek, “Gezi bitmedi, yaşamaya devam ediyor” dedi.
Etkinlikler, Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenlerin anılması ve “Gezi’nin demokratik mücadele hafızasındaki yerinin korunacağı” mesajlarıyla sona erdi.