HDK’nin “Sosyalizm Yeniden” Konferansının sonuç bildirgesi açıklandı

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 8-9 Kasım tarihlerinde düzenlediği “Sosyalizm Yeniden” konferansının sonuç bildirgesi yayımlandı.

Bildirgede, Önder Apo'nun, emperyalist savaşların ve soykırım politikalarının yeniden derinleştiği bir dönemde yaptığı değerlendirmelerin, halklar arasında dayanışma ve ortak mücadele için yeni imkanlar yarattığı ifade edildi.

Konferans sonuç metninde, Önder Apo'nun özgürlük mücadelesinin silahlı çatışma zemininden siyasal çözüm zemini üzerine taşınmasına dönük çağrısının stratejik önem taşıdığı vurgulanarak, “Bu çıkış, kendi adına konuşamaz hale getirilen ve çatışmaya sürüklenen halklar arasında etkileşim ve dayanışmayı güçlendirecektir” denildi.

Konferansın, halklar arasındaki mücadele bağlarının yeniden kurulmasına yönelik “önemli bir adım” olduğu belirtilirken, tartışmaların “Devlet, Demokrasi, Sınıf ve Sosyalist Yaklaşım”; “Tarihsel Deneyimler ve Demokrasi Pratikleri” ve “Sosyalizm İçin Kurucu Perspektifler” başlıkları altında yürütüldüğü aktarıldı.

Bildirgede, konferansın farklı toplumsal kesim ve mücadele deneyimlerini buluşturarak “Sosyalizmi birlikte ve yeniden düşünme” yönünde bir zemin oluşturduğu ifade edildi.

Konferansın sonuçları şöyle sıralandı:

"*Kapitalizm ve patriarkanın insanlığı derin eşitsizliklere, açlık, savaş ve kıyımlarla kitlesel ölümlere mahkûm ederken tür olarak varlığımızı ve üzerinde yaşadığımız dünyayı yok oluş eşiğine sürüklediği, 

*Farklı dönemlerde aldığı ve alabileceği adlardan bağımsız olarak halklar, cinsiyetler, türler ve doğa üzerinde baskı ve sömürünün son bulduğu, sınıfsız ve sınırsız bir dünya arayışı ve mücadelesi anlamında sosyalizmin bugün her zamankinden günceldir. 

*İnsanlığın ilk eşitsizliklerle bölündüğü çağlardan beri sürdürdüğü mücadelelerin mirasçısı olarak Paris Komünü’nden Ekim Devrimi’ne, Ekim’den yeni devrimlere ve ulusal kurtuluş mücadelelerine uzanan 20. yüzyıl devrimlerinin ve sosyalist iktidar deneyimlerinin karşı karşıya kaldıkları kuşatmalar kadar içsel nedenlerle de son bulduğu, bu deneyimlerin sermaye egemenliğinin yıkılabilir olduğunu göstermeleriyle başlayan ve kapitalist dünyadaki ezilenlerin mücadelelerine de güç veren birçok insani ve siyasal kazanımın yanı sıra inkâr edilemeyecek yanlışlar da içerdiği, tarihimizle ve mücadele geçmişimizle eleştirel yüzleşmenin geleceği kurmanın koşullarından biridir.  

*Emekçilerin ve ezilenler kendi kurtuluşlarının öznesi olacaksa sosyalizm mücadelesinin ezilen milyonların çeşitliliğine ve çok biçimliliğine denk düşen bir çoğulculuk gerektirdiği, mücadelemizin birliğinin birbirinin varlığını ve meşruluğunu tanımakla kalmayan, etkileşimle zenginleşmeyi arayan alabildiğine çeşitli toplumsal kesimler kadar farklı düşünsel ve örgütsel geleneklerin de ortak yürüyüşüyle gerçekleşeceği ifade edildi. 

*Bu çoğulcu yapılanmaların, mahalle, köy ve işyeri komünleri gibi tabandan örgütlenmiş doğrudan demokrasi birimlerinin, daha büyük ölçekli konfederal yapılarla iç içe geçmesiyle somut bir karşılık bulabileceği tartışıldı. Bu bağlamda, Kuzey ve Doğu Suriye'deki Rojava Devrimi'nin, halk meclislerinin inşa etmeye çalıştığı demokratik konfederalizm deneyiminin, bu türden bir örgütlenme modelinin somut ve güncel bir örneğini oluşturabilir.  

*Çoğul mirasımızın ve varoluşumuzun önemli bir bileşeni olan, kapitalizmin çözümlenmesinde ve tarihsel olarak aşılabilir olduğunun gösterilmesinde olduğu kadar antikapitalist mücadelelerin örgütlenmesinde belirleyici bir yer tutan Marksizmin donmuş bir önermeler bütünü değil pratiğin farklı düzeyleriyle etkileşim içinde bizzat değişen bir yapı olarak kendini diyalektiğin dışında saymadığını, var olan her şeyin acımasız eleştirisi tutumunun içerden ve dışardan kendisine yöneltilmesine açık olduğu. 

*Bürokratikleşmiş, yozlaşmış iktidar pratiklerinin ve onların etkileriyle şekillenmiş kaba ve indirgemeci yorumların sorumluluğunun Marksizme yüklenemez.  

*Emek-sermaye çelişkisi varlığını ve önemini korumakla birlikte patriarkaya karşı feminizmler ve heteronormativiteye karşı LGBTİQ+ hareketleri gibi onunla eklemlenme içindeki bir dizi başka çelişki üzerinde yükselen toplumsal mücadele dinamiklerinin, öznelerin ve dünya görüşlerinin eşitlik ve özgürlük mücadelesinin taşıyıcıları arasında olduğudur. 

*Her coğrafyadaki ezilenlerin kapitalizm ve patriarka ile kendi yüzleşmelerine dayalı özgün kavrayış ve mücadele perspektiflerinin değerli, birbirini tamamlayıcı ve evrensel bir mücadele ufku için vazgeçilmezdir. 

*Özel olarak kısa bir süre içinde birbirinin yerini alan tarihsel evreler boyunda yalnızca acımasız saldırı ve kıyımların değil mücadele zeminleri ve güç dizilişlerindeki alt üst oluşların getirdiği zorluklar karşısında da örgütlülüğünü ve tarihsel yönelimini korumayı başaran Kürt Özgürlük Hareketi’nin pratiği ve dünya halklarının birikimine açıklığı temelinde Abdullah Öcalan tarafından deyimlenen sorgulama ve önermelerin ortak bir mücadele arayışındaki halklar arasında tartışmaya açılmasının Türkiye ve Kürdistan coğrafyası başta olmak üzere dünya ezilenleri için anlamlı bir katkı olacak. 

* Bir dünya sistemi olarak örgütlenmiş olan sömürüye son verme hedefine ancak tek tek ülkelerde verilecek mücadelenin dünya ölçeğinde bütünleşmesiyle ulaşılabileceğini, bu nedenle emeğin ve ezilenlerin mücadelesinin çoğulcu doğasına uygun biçimlerle enternasyonal düzeyde örgütlenmesi gerektiği vurgulandı.

*İnsanın insan tarafından sömürülmesinin insanlığı yok oluş eşiğine taşıdığı bir çağda, yalnızca mümkün değil aynı zamanda var oluşumuz için vazgeçilmez ve ertelenmez olan sosyalizmde ısrar ediyor; ya sosyalizm, ya barbarlık olasılığını sosyalizm mücadelesini en geniş kesimlerle birlikte yürütme iradesini sahiplendiğimizi bir kez daha ifade ediyoruz."