Konferans: ‘Demokratik entegrasyon modeli bölgesel barış için güçlü bir zemin sunuyor’

İstanbul’daki uluslararası konferansta Doç. Dr. Arzu Yılmaz ve Nobel Ödüllü Oleksandra Viacheslavivna Matviichuk birer sunum yaptı. Arzu Yıldız, Önder Apo’nun demokratik entegrasyon modelinin bölgesel barış için güçlü sezmin sunduğunu vurguladı.

DEM Parti, İstanbul Bakırköy’deki Cem Karaca Kültür Merkezi’nde “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” düzenledi. 

DEM Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar moderatörlüğündeki ilk oturumda, Doç. Dr. Arzu Yılmaz ve Nobel Ödüllü Oleksandra Viacheslavivna Matviichuk sunum yaptı.

Arzu Yılmaz konuşmasında, küresel savaş dinamiklerinin tehlikeli biçimde tırmandığına dikkat çekerek, ulus devlet sisteminin “mevcut kapitalist ve bölgesel dönüşüm içinde ayakta kalmakta zorlandığını” söyledi. 

Arzu Yılmaz, Önder Apo’nun önerdiği demokratik entegrasyon modelinin, yeni bölgesel ekonomik yapılanma içinde birlikte ve barış içinde yaşam için önemli bir çözüm zemini sunduğunu vurguladı.

Arzu Yılmaz, Kürt-Türk barış girişiminin bölgedeki diğer çatışmalardan farklı olarak hem gönüllü hem de karşılıklı yarar sağlayan bir nitelik taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Ortadoğu’da İran İsrail savaşı kaçınılmazken, bu süreç taraflara ne kazandırır. Türk Kürt barışının yapılabilirliğinin en önemli nedenlerinden biri gönüllülükse, diğer neden de kazan kazan olmasıdır. Bölgede bir savaş halinde kazan kazan sonucu olur. Burada Türkiye savaştan uzak tutulabilirken, Kürtlerin de arada kalmasını engeller bu süreç.”

Arzu Yılmaz, bölgesel ekonomik entegrasyonun kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, ulus devletlerin ancak bu yeni çerçevede varlığını sürdürebileceğini ifade etti.

BARIŞ ANCAK KADINLARIN SÜRECE DAHİL EDİLMESİYLE MÜMKÜN OLUR

Konuşmanın ardından Nobel Ödüllü insan hakları savunucusu Oleksandra Viacheslavivna Matviichuk’un video mesajı yayınlandı. 

Matviichuk, Ukrayna–Rusya savaşındaki insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, barış süreçlerinde kadınların rolünün hayati olduğunu belirtti:

“İnsanlık onuru için savaşan kadınlara şahit olduk. Biz barış inşa süreçlerinde çok fazla kadına ihtiyaç duyuyoruz. Biz aylarca Rusya’nın coğrafi çıkarlarını duyduk ama insanlara dair bir şeyini duymadık. Ailelerinden ayrılmış 27 bin çocuk var bunlar ne olacak. Rusya hapishanelerinde binlerce insan işkenceye görüyor. Milyonlarca insan gri alanlarda yaşıyor. Rusya işgali sadece bir devletin işgali değil aynı zamanda zorla kaybedilme, taciz, tecavüz, kendi çocuklarınızın sizden koparılması demek. O yüzden insan boyutunu sürece eklemeliyiz. Bunun için önce kadınları sürece eklemeliyiz. Büyük adamlar hep çıkarlarına bakıyor. Barış savaş korkusu olmadan yaşamak demektir bu ancak kadınlarla yapılabilir.”