Meral Beştaş: Komisyon Kürt meselesini ve barışı konuştu, artık yasal güvence şart

İktidarın terminolojisinden bağımsız olarak geçen bir yıldaki önemli adımlara dikkat çeken Meral Danış Beştaş, komisyon masasında Kürt meselesinin konuşulduğunu, artık yasal çerçevenin de Meclis tatile girmeden yasalaşması gerektiğini söyledi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Mayıs’taki grup toplantısında Önder Apo’nun süreçte bir tür “koordinatörlük” üstlenebileceği ve statüsünün bu çerçevede ele alınabileceği yönünde dikkat çekici bir çıkış yaptı. Bu açıklamanın ardından gözlerin çevrildiği AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise cuma günü yaptığı değerlendirmede, Cumhur İttifakı’nın sürecin “siyasi karargahı” olduğunu belirterek, atılan adımlardan geriye dönüşün olmayacağını ifade etti.

DEM Parti Erzirom Milletvekili ve komisyon üyesi Meral Danış Beştaş, gelinen son aşamayı ve Kürt siyasetinin beklentilerini değerlendirdi.

‘AŞILAMAYACAK BÜYÜK ENGELLER YOK’

Meral Danış Beştaş, devam eden sürecin toplumsal, siyasal ve dış politika boyutlarıyla yüzyıllık bir geçmişe dayandığını vurguladı. Mevcut tabloda aşılamayacak büyük engellerin bulunmadığına dikkat çeken Meral Beştaş, asıl ihtiyacın siyasal irade ve cesaret olduğunu belirtti.

Meral Danış Beştaş, sürecin gidişatına dair şunları söyledi: “Süreç her ne kadar istediğimiz düzeyde olmasa da devam ediyor. Toplumsal, siyasal ve dış politika anlamında çok geniş bir alanı kapsıyor. Yüzyıllık bir meseleden söz ediyoruz. Ortada büyük ya da aşılamayacak engeller yok. Aşılabilecek sıkıntılar bunlar, yeter ki irade olsun. Burada önemli olan siyasal irade, kararlılık ve cesarettir. Savaşanların barışabileceğini tabii ki biliyoruz ve buradan hareket etmek lazım.”

On yıllardır süren çatışmalı dönemin ardından gelinen kritik eşiğe dikkat çeken Meral Beştaş, “Neticede on yıllardır devam eden çatışmalı bir dönemden sonra Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı tarihi bir deklarasyondur. Bu çok hayati bir yerde duruyor. Üzerinden bir yıl geçmiş süreci değerlendirecek olursak, aynı tarihi önemi tabii ki PKK'nin kongresini yapıp kongre kararlarını açıklamasına da atfetmemiz gerekiyor. Buradan bakıyorum açıkçası” dedi.

‘ORADA KÜRT MESELESİNİ KONUŞTUK’

PKK’nin kendini feshetmesinin üzerinden geçen bir yılı değerlendiren Meral Beştaş, Meclis çatısı altında oluşan diyalog zeminine de vurgu yaparak, iktidar kanadının terminolojisine rağmen komisyon masasında asıl olarak Kürt meselesinin konuşulduğunu ifade etti:  “Diğer yandan önemli ve tarihi sayılabilecek adımlardan bir tanesi, Meclis'te Meclis’in ezici çoğunluğunun, yüzde 98’inin bir masada oturabilmesidir. Yani bunlar sıradan algılanamayacak adımlardır ve gelişmelerdir. Tabii ki bunu söylerken bizim talebimizin neler olduğunu kamuoyunun bildiğini varsayıyorum. Örneğin biz, o komisyonun kanunla kurulması gerektiğini ifade ettik ama Meclis Başkanlığı çağrısıyla oldu. Fakat bu, onu tamamen önemsizleştirmez ve değersizleştirmez. Çünkü mevcut siyasi pozisyonların aslında dışına çıkılan, daha doğrusu üstüne çıkılan bir masa teşkilatıydı.

Sadece İYİ Parti yoktu orada. Bu da tarihi ve önemli bir gelişmedir aslında. Onlar istedikleri kadar ‘terörsüz Türkiye’ süreci desinler, bizler orada Kürt meselesini konuştuk. Yani masa; Kürt meselesini konuştu, barışı konuştu, silahsızlanmayı konuştu, demokratik siyaseti konuştu ve uluslararası deneyimleri masaya yatırdı. Türkiye'nin geçmiş süreçlerdeki yaşananları, sıkıntıları, engelleri, tutumları, siyasi iradeyi, iradesizliği ve benzeri birçok meseleyi konuştu ve ortaya bir rapor çıktı."

‘SÖYLEM BİRLİĞİNİN TEYİT EDİLMESİ ÖNEMLİ’

Meral Beştaş, gelinen aşamada büyük adımların atılması gereken bir döneme girildiğini ancak bu sürecin doğası gereği “sancılı” ilerlediğini ifade etti. Sürecin tarafları ve muhatapları olan çok boyutlu yapısına dikkat çeken Meral Beştaş, yaşananları “büyük fotoğrafı” görerek değerlendirmek gerektiğini savundu:  “Geldiğimiz momentte, yani şu anda aslında yine aynı önemde büyük adımların atılma zamanı. Bunlar maalesef sancılı oluyor. Gönül ister ki bunlar tabii ki tıkır tıkır işlesin, kamuoyunun soruları yanıtlansın. Ama neticede burada hayata başka bakan, farklı yönlerde değerlendiren muhataplıkların, tarafların olduğu bir süreç olarak da bakmak lazım.

Bu anlattıklarımdan şu çıkmasın; her şey süt liman, hiçbir sıkıntı yok anlamında söylemiyorum bunu. Bunu düşünürken büyük fotoğrafı, olayın hacmini düşünerek değerlendirmek gerektiği anlamında söylüyorum bunu."

Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından günler sonra yaptığı değerlendirmeyi de yorumlayan Meral Beştaş, iki lider arasındaki söylem birliğinin teyit edilmesini olumlu bulduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Şimdi diğer yandan geldiğimiz nokta şu: Cumhurbaşkanı cuma günü yeni bir açıklama yaptı. Aslında günlerdir sorulan, ‘Bahçeli’nin yaptığı açıklamaya neden yanıt verilmiyor?’ sorularına yanıt verilmiş oldu. Kamuoyunda ciddi bir tartışma var. Böylece buna yanıt verilmiş oldu. Ben kendi adıma değil tabii ki bulunduğum pozisyon itibarıyla şahsen bunu hep şöyle düşünmüştüm ve bunu söyledim: ‘Birbirlerinden habersiz değillerdir, sonuçta aynı ittifakın tarafılar. Mutlaka bir şekilde bunu karşılıklı konuşmuşlardır, konuşulmuştur’ diye yorumlamıştım. Bunun doğrulanmasından memnuniyet duyuyorum kendi adıma."

‘TARTIŞMALAR BİR TEKRARA DÖNÜŞTÜĞÜNDE TIKANIKLIK GETİRİR’

Meral Beştaş, çözüm sürecinin yasal bir zemine oturtulması konusundaki aciliyetin altını çizdi. Tartışmaların uzamasının ve somut adım atılmamasının toplumsal güvensizliği derinleştirdiğini ifade eden Meral Beştaş, sürecin seçim hesaplarına kurban edilmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Yasal adımların daha fazla zamana yayılmaması gerektiğini çok net ifade etmek isterim. Tartışmalar bir tekrara dönüştüğünde tıkanıklık getirir ve insanların var olan güvensizliği derinleşir. Şu anda öyle bir zaman dilimindeyiz. Barış meselesi asla seçimle birlikte değerlendirilmemeli. Birilerinin kendi seçim hesaplarını bu süreç üzerinden yapması, Türkiye yurttaşlarına yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olur. Bu mesele araçsallaştırılmamalı."

Gerillaların ülkeye dönüşü ve demokratik siyasete katılımı için hukuki bir çerçevenin şart olduğunu vurgulayan Meral Beştaş, 11 Temmuz 2025’te ortaya konan iradenin karşılık bulması gerektiğini dile getirerek şöyle devam etti: "Militanların ülkeye dönüşlerinin önü açılmalı, bu yasal zemin oluşmalı. Silah bırakanlar, iradelerini ortaya koyduktan sonra dönebilmeli ve siyaset yapma haklarını kullanabilmeli. Ortada 'ideallerimizden vazgeçtik' diyen bir tutum değil, 'yöntemimizi değiştiriyoruz' diyen bir siyasi perspektif var. Bunun için de demokratik siyaset kanallarının, ifade özgürlüğü şartlarının oluşması ve çerçeve yasanın bir an önce çıkması gerekiyor.”

‘TESPİT-TEYİT TARTIŞMALARI PROVOKASYONLARA ZEMİN HAZIRLAYABİLİR’

Son bir yılı ele alırken Meclis bünyesinde hazırlanan raporun önemine de dikkat çeken Meral Beştaş, çerçeve yasanın çıkarılması konusunda Meclis’teki partilerin büyük oranda mutabık kaldığını hatırlattı. Mevcut belirsizliğin ve “tespit-teyit” tartışmalarının sürece zarar verebileceği uyarısında bulunan Meral Beştaş, yasal güvencenin somut adımları hızlandıracağını savunarak şunları belirtti: “Meclis komisyonunun çıkardığı çok önemli bir rapor var orta yerde. Şerhlerimiz saklı kalmak kaydıyla söylüyorum, orada çerçeve yasanın çıkması gerektiğini iki kişi hariç bütün partiler imzalamış vaziyette. Herkesin bunun gereğini yapması gerekiyor. ‘Tespit ve teyit’ kavramlarının bu kadar gündeme sokulması sürecin lehine değildir; aksine, provokasyonlara zemin hazırlayabilir ve olumsuz düşünenlere güç verebilir."

Yasanın çıkmasıyla birlikte dönüşlerin de eş zamanlı olarak başlayabileceğine işaret eden Meral Beştaş, sürecin hızlanması için hukuki zeminin şart olduğunu vurgulayarak, “Yasa çıktığında, bu aynı zamanda gelişlerin başlayacağı ve devam edeceği anlamına geliyor. Bunlar eş zamanlı olabilir. Yani ille de 'önce şu olsun, sonra bu olsun' değil, yasa çıkar, gelişler başlar ve böylece adımlar hızlanır. Biz meseleyi buradan değerlendirmek durumundayız.”

‘BİRİLERİNİN ATTIĞI MANŞETLER SÜRECİ ZEHİRLİYOR’

Geçtiğimiz hafta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla yeni bir boyuta evrilen tartışmalara değinen Meral Danış Beştaş, çözümün temel aktörü ve muhatabı olarak işaret edilen Önder Apo’nun çalışma ve iletişim koşullarının düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. Meral Beştaş, sürecin selameti için hem iktidar hem de muhalefet blokundaki medya dilinin değişmesi gerektiği uyarısında da bulunarak şunları söyledi: “Bahçeli'nin Sayın Öcalan'a dair açıklamaları, bu meselenin zamana yayılmadan çözümünü gerektiriyor. Temel aktörün özgür çalışır ve iletişim halinde olur koşullarda olması gerekiyor; bunu yıllardır söylüyoruz.

Ancak bu dönemde iktidar ve muhalefet basınının süreç aleyhine tutumundan vazgeçmediğini görüyoruz. Önceki süreçlerde Sayın Öcalan bu kadar bir nefret objesi haline getirilmemişti. Toplumu hassas hale getiren, yargıları keskinleştiren bu dil kabul edilemez. Birilerinin attığı manşetler süreci zehirliyor, buna bir son verin çağrısını yapıyorum."

Sürecin takvimine dair beklentilerini de paylaşan Meral Beştaş, yasal düzenlemeler için Meclis’in tatile gireceği temmuz ayından öncesini işaret etti. Henüz somut bir taslağın masaya gelmediğini belirten Meral Beştaş, ortaklaşma zemini için zamanın daraldığına dikkat çekerek, "Beklentim, mayıs ayında bu taslak üzerinde artık çalışıyor olmamızdır. Şu anda önümüze gelen bir metin yok ama taslakların hazır olduğunu biliyoruz. Bunlar üzerinde bir ortaklaşma zeminini yakalamamız gerekiyor. Meclis temmuzda tatile girecek. Bu yasal çerçeveyi tatilden önce mutlaka çıkarmamız lazım. Halkın bu süreçten hiçbir zararının olmayacağı, herkesin kazanacağı düşüncesi toplumun tüm kesimlerine yayılmalıdır” diye konuştu.