Mercan Gül: Devlet, Alevilerin tarihini kendine göre ‘yeniden yazmak’ istiyor

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanı Mercan Gül, devletin Alevileri kendi anlayışına göre dizayn etmek istediğini belirterek, “Devlet her dönemin bir tarihini yazmak istiyor; yani bizim tarihimizi kendince ‘yeniden yazmak’ istiyor” dedi.

MERCAN GÜL

Alevilerin kutsal mekanlarına yönelik art arda yapılan saldırılar kamuoyunda tepkiye neden oldu. Aleviler, Düzgün Bava’ya ve Elif Ana’ya yönelik saldırıların münferit olmadığını, bunların sistemli politikaların sonucu olduğunu belirtti.

14 Mayıs’ta Dersim’deki Düzgün Bava ziyaretgahı hedef alındı. Bu olaydan birkaç gün sonra da Bazarcix’taki Elif Ana Türbesi’ne saldırı düzenlendi. Alevi kurumları, saldırılarla ilgili kapsamlı soruşturma çağrısı yaptı.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Mercan Gül de saldırıların münferit olmadığını vurgulayarak ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘CANSIZ VARLIKLARIMIZA BİLE TAHAMMÜLLERİ YOK’

Alevi toplumuna yönelik topyekun bir saldırı yürütüldüğünü belirten Mercan Gül, şunlara dikkat çekti: “Devlet, her dönemin bir tarihini yazmak istiyor; yani bizim tarihimizi ‘kendince yeniden’ yazmak istiyor. Aslında demokrasi ve barış sürecinin başladığı iddia edilen bir dönemde, sistem tersinden bir şey işleterek kendini var etmeye çalışıyor. Bu uzun bir mesele; tarihten bugüne geliyor. Bugün kutsallarımıza saldırmaları, aslında Gülistan Doku’yu katletmeleri veya Rojin Kabaiş’i katletmelerinden ayrı bir şey değildir.

Coğrafya, kadın ve Alevilerin kutsalları üzerindeki bu saldırıların hepsi, birbirine bağlı işleyen bir sistemin parçasıdır. Tarihe baktığımızda, Dersim Katliamı’ndaki kadınlara yönelik saldırılar ile bugün bizim kutsalımız olan Elif Ana’nın heykeline saldırı birbirinden ayrı değildir; cansız varlıklarımıza bile tahammülleri yok.

Hani diyorlar ya, ‘en iyi Kürt ölü Kürt’tür’, işte onlar için ‘en iyi Alevi de ölü Alevi’dir.’ Bunun için her yerde saldırı başlıyor. Geçenlerde gördük; 81 ilde ‘gri pasaportlu’ dedikleri dedeler toplatıldı ve onlara bir yön, bir akıl verilmek istendi. Devletin elindeki projeyi bu kişilerle hayata geçirmeyi planladığını düşünüyorum.

Biz alanlarımızı boş bıraktıkça, birileri o alanları kirli bir şekilde doldurmaya çalışıyor. Sistem bugün, Kürt’ün ve Alevi’nin yokluğu üzerine bir yapı kurmaya çalışıyor; ‘Kürt yoktur, Alevilik diye bir inanç yoktur, hepsi Müslümanlıktır’ dayatmasını pratikte hayata geçirmeye çalışıyorlar.”

‘SİSTEM KADINDAN KORKTUĞU İÇİN KADIN KUTSALLARIMIZA SALDIRIYOR’

Alevilerin Rê Heq inancı temelinde bir kültürü olduğunu ve yok edilmek istenenin bu kültür olduğunu dile getiren Mercan Gül, şöyle devam etti: “Şunu bilmeleri lazım ki Alevi kutsalları ve bizim cinsiyet eşitliğimiz, bugün dünya modellerinde konuşulan bir şeydir. İnancımızın var oluşundan bu yana süregelen kadın-erkek eşitliği temsiliyeti ve bugün siyasi alanda benimsediğimiz eş başkanlık sistemi gibi değerlerin hepsi Alevilik kültüründen gelir.

Rê Heq inancı, kendini sürece göre yenileyen, hak ve eşitlik temelinde var olan bir inançtır; bunun en büyük göstergesi de Elif Ana ve Ana Fatma gibi kadın kutsallarımız ile kadın isimleriyle temsil edilen ocaklarımızdır. Sistem kadından korktuğu için en başta kadınlar adına olan kutsallarımıza saldırıyor, ama buna kılıf uydurmasınlar, biz bunları tanıyoruz.

Biz bunları Dersim’den, Sivas’tan, Madımak’tan biliyoruz. Son zamanlarda Dersim coğrafyasında kadın kemiklerinin sulara atıldığını, devlet görevlilerinin eliyle kadın bedenlerinin yok edildiğini, taciz ve tecavüzlerin yaşandığını görüyoruz. Bugün Elif Ana’nın kutsal heykeline ve ibadet yerimize yapılan saldırılar için ‘define arıyorlardı’ ya da ‘akli dengesi bozuk birisiydi’ gibi kılıfları kabul etmiyoruz; bu yalanlara artık inanmıyoruz.

Her şekilde Rê Heq inancımızı, dilimizi, kadın kimliğimizi ve toplumsal kimliğimizi koruyacağımıza söz veriyoruz. Kimse bizi bu yoldan geri çeviremez. Bu kimlikleri tam anlamıyla elde edene kadar yılmayacağız ve inanç kimliğimize sahip çıkacağız.”

‘ALEVİLİĞİ ÖZÜNDEN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR’

Dersim’de devletin gerçekleştirdiği ‘dedeler zirvesi’ne de değinen Mercan Gül, burada Alevi inancının asimile edilmek istendiğini ve bazı dedelerin buna yöneldiğini belirterek, “Devlet, kendi kulvarını yaratmaya çalışıyor. Aleviliği gerçek özünden uzaklaştırıp kendi öz kimliğiyle buluşmasını engellemek istiyor.

Bizler ‘Rê Heq inancına sahibiz, biz bir inancız ve hiçbir dinin şemsiyesi altında değiliz’ dedikçe, onlar bizi gerçekliğimizden uzaklaştırmak için tersini yaratmaya çalışıyor. Maalesef bazıları da ‘dedelik’ adı altında bu değirmene su taşıyor. Bu, Aleviliği kendi özünden uzaklaştırma, ona devlet eliyle yön ve şekil verme projesidir. Kısacası amaç, Aleviliği bir kalıba sokarak özünden koparmaktır” diye konuştu.