Okullardaki sorunlar sistemsel sorunlarla bağlantılı

Psikolog ve Eğitimci Şiyar Güldiken, Sêwereg ve Mereş’te yaşanan okul saldırılarının yalnızca bireysel değil, toplumsal ve eğitimsel koşullarla bağlantılı olduğunu belirtti.

ŞİYAR GÜLDİKEN

Psikolog ve Eğitimci Şiyar Güldiken, Sêwereg ve Mereş’te yaşanan okul saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güldiken, yaşananların sadece çocuklarla ilgili bir durum olmadığını, toplumsal ve eğitimsel koşulların birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Sêwereg ve Mereş’te yaşanan öğrenci saldırılarının ardından eğitim sistemi ve toplumsal koşullar yeniden tartışma konusu oldu. Bu olayların yalnızca güvenlik boyutuyla değil, çocukların içinde büyüdüğü sosyal ve eğitimsel ortamla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güldiken, Rakel Dink’in “Bir çocuktan bir katil yaratan sistemi sorgulamadığımız sürece bu sorunlarla karşılaşmaya devam edeceğiz” sözlerini hatırlatarak mevcut duruma dikkat çekti.

Sêwereg ve Mereş’te yaşanan saldırıların yalnızca çocuklarla ilgili bir mesele olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Güldiken, “Yaşananlar bir sonuç. Madalyonun diğer tarafında ise farklı tartışmalar var. İktidar, bir değişim ya da dönüşüm yapmak istediğinde bunun altyapısını toplumda oluşturmaya çalışır. Bunu da çoğu zaman korku ve güvenlik tartışmaları üzerinden yapar. Sêwereg’teki olayda da görüldü; çocuğun daha önce sosyal medyada bazı paylaşımlar yaptığı ifade ediliyor. Okul yönetiminin durumu ilgili yerlere ilettiği söyleniyor ancak süreç ciddiye alınmamış. Bu durum tekil bir örnek olarak görülebilir ancak mesele bununla sınırlı değil” dedi.

Güldiken, şiddetin toplumsal etkisine değinerek, “Çocuklar ve gençler açısından bakıldığında, bir eylemi gerçekleştirmek belirli bir eşik gerektirir. Bu eşik aşıldığında benzer olayların artma ihtimali ortaya çıkar. Nitekim önce Sêwereg, ardından Mereş ve farklı kentlerde benzer olaylar yaşandı. Diyarbakır’da bir kişinin gündüz vakti uzun namlulu silahla ateş açması da aynı döneme denk geldi. Bu durum tesadüf değildir” ifadelerini kullandı.

Şiddetin medya ve teknoloji aracılığıyla görünürlüğünün arttığını belirten Güldiken, “Televizyon dizileri, filmler ve bilgisayar oyunlarında şiddet daha fazla yer alıyor. Okullarda akran zorbalığı da önemli bir sorun. Ayrıca savaş görüntülerinin canlı yayınlarda izlenmesi, toplumda şiddete karşı duyarlılığın azalmasına yol açıyor. Bu durum, şiddetin giderek normalleştiğini gösteriyor” dedi.

“EZBERCİ EĞİTİM SİSTEMİ SORUNLAR YARATIYOR”

Eğitim sisteminin yapısına da değinen Güldiken, “Eğitim giderek ezbere dayalı hale geldi. Düşünme ve sorgulama becerileri zayıflıyor. Çocuklar yoğun sınav baskısı altında büyüyor. Eğitim sistemi, günlük yaşamla bağlantı kurmakta yetersiz kalıyor. Bu durum çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.

Güldiken, anadilinde eğitimin önemine dikkat çekerek, “Bir çocuk kendi anadilinde eğitim gördüğünde daha sağlıklı bir öğrenme süreci yaşar. Anadilde eğitim imkanlarının sınırlı olması, çocuklarda çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu durum, eğitimden kopuşu da beraberinde getirebilir” dedi.

“EĞİTİMDE YENİ YAKLAŞIM GEREKİYOR”

Eğitim sisteminde değişim ihtiyacına işaret eden Güldiken, “Eğitimde yapılacak değişikliklerin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmaması gerekir. Müfredatın yeniden ele alınması, çocukların sosyal ve duygusal gelişimini destekleyecek şekilde düzenlenmesi önemlidir. Ahlak, doğa ve toplumsal yaşamla ilgili konuların eğitimde daha fazla yer alması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Güldiken, yaşanan olayların bireysel vakalar olarak değil, daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini belirterek, çocukların içinde bulunduğu sosyal ve eğitimsel koşulların iyileştirilmesinin önemine dikkat çekti.