TTB: ‘Sağlığın yolu barış ve demokrasiden geçiyor’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Demokrasi ve Sağlık Çalışma Grubu, Türkiye’deki demokratik gerilemeye, artan hak ihlallerine ve çatışma ortamının toplum sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklamayı okuyan TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Dr. Pınar Saip, TTB’nin tarihsel olarak barıştan yana tutum aldığını hatırlatarak “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünün ancak kapsamlı bir demokratikleşme programıyla mümkün olacağını” vurguladı.

Saip, savaş ve çatışma koşullarının göç, yoksullaşma, ruhsal travmalar ve sağlık hizmetlerinin aksaması gibi sonuçlarla tüm toplumun sağlığını zedelediğini belirterek, şunları ifade etti: “Siyasi iktidarın giderek otoriterleştiği, demokratik süreçlerin tahrip edildiği, toplumsal hakların aşındığı ve kamusal hizmetlerin tasfiye edildiği bugünlerde hekimliğin mesleki değerleri de aşındırılmaktadır. Mesleki bağımsızlığın ve toplumun sağlık hakkının korunabilmesi için demokrasi mücadelesinin gündelik yaşamın tüm alanlarında sürdürülmesi artık yaşamsal bir zorunluluktur.”

Konuşmasında “silahların bırakılmasının” her koşulda hayati önemde olduğunu dile getiren Saip, çatışmaların sonlanmasının Kürt sorununun barışçıl çözümüne kapı aralayacağını söyledi. Açıklamada, “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü, esas olarak demokrasiyi kendi başına değer olarak kabul eden bir yaklaşımla oluşturulan ‘demokratikleşme programı’ ile mümkündür. Böylesi bir program, antidemokratik uygulamaların terk edildiği, temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığı bir ortamda inşa edilebilir” denildi. 

TTB, barış ve demokrasi mücadelesine sağlık alanından katkı sunmak amacıyla 2025 yılında “Barış, Demokrasi ve Sağlık Çalışma Grubu”nu kurdu. Bu kapsamda 13-14 Aralık 2025’te tüm sağlık emekçilerinin katılımına açık “Sağlık İçin Barış ve Demokrasi Çalıştayı” düzenlenecek. Saip, “Sağlıklı bir toplum yaratmanın yolu, barış ve demokrasi mücadelesinde bir umudun araladığı kapıdan geçmekle hayat bulur. Barışın nefes aldığı, umudun iyileştirdiği bir dünya mümkün” dedi.