Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi.
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'i anarak konuşmasına başlayan Tülay Hatimoğulları, daha sonra 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'nı kutladı ve dil mücadelesinin onur mücadelesi olduğunu kaydetti.
Tülay Hatimoğulalrı, ziyaret ettikleri cezaevlerindeki tutsakların mesajını paylaşırken, demokratikleşmenin konuşulduğu bir sırada seçilmişlere verilen cezaların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Dokuma, Örme ve Tekstil İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in bugün görülen duruşmasına değinen Tülay Hatimoğulları, “58 gündür tutuklu bulunan Mehmet Türkmen'in suçu sendikalı olmak” dedi ve “İşçinin, emekçinin hakkını savunmak suç değil, bir onurdur ve bir görevdir" ifadelerini kullandı.
Engelliler Haftası'nı hatırlatan Tülay Hatimoğulları, milyonlarca engellinin maruz bırakıldıkları ayrımcılıkların giderilmesini istedi.
Tülay Hatimoğulları, ekolojik kırıma dikkat çekerek, yaşam alanlarının sermayeye peşkeş çekildiği ve talan edildiğini belirtti. Tülay Hatimoğulları “Akbelen'den Peri Vadisi'ne, Giresun Sekü'den Varto'ya, Karlova'ya, Besta'ya bu mücadeleler artık birbirinin sesi olmuş durumda” dedi.
YOKSULLUK TANIMI ARTIK YETERSİZ KALIYOR
Kadına yönelik artan şiddete tepki gösteren Tülay Hatimoğulları, nisan ayında en az 24 kadının katledildiğini ifade ederek, “Bu iktidar bu katliamları durdurmak için hangi somut adımı atıyor?” diye sordu.
Yoksulluk ve işsizliğe değinen Tülay Hatimoğulları, “Yoksulluk tanımı artık lüks kalıyor. Ülke sefaletin dibinde. Türkiye sefaletin dibinde ve halk 'artık yeter, êdî besse' diyor. Bu tablonun sorumlusu çeyrek asırdır bu ülkeyi yöneten AKP’dir” diye konuştu.
ZAMAN AŞIMI OLMAZ
Dargeçit JİTEM Davası’nda Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdiğini hatırlatan Tülay Hatimoğulları, “Eğer gerçekten faili meçhullerle yüzleşilmek isteniyorsa bilin ki insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı diye bir şey yoktur” dedi.
BARIŞ ANNELERİNİN TALEPLERİ
Barış Anneleri, geçen hafta siyasi partileri ziyaret ettiğini ve siyasi parti liderlerine kenarları iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbenti hediye ettiklerini belirten Tülay Hatimoğulları, “O tülbent bugün Meclis'te barış yasasının çıkarılmasının talebidir. O tülbentlerin gösterdiği yol barışın kapısının açılması içindir” dedi.
MEKANİZMA HIZLA OLUŞTURULMALI
Tülay Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci Türkiye’nin kritik gündemlerinden biridir. Süreç bir müddettir durağan durumdadır. Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalıdır. Bunun bir yolu bulunmalı ve ivmenin artması için DEM Parti olarak yoğun bir çaba içindeyiz. Bu konuya dair somut önerilerimizi defalarca kez ortaya koyduk, koyuyoruz. Bakın, geçen hafta sürecin ilerletilmesi için bazı mekanizmaların kurulmasıyla ilgili çeşitli açıklamalar yaptık. Bizlerin de başka siyasi partilerin de talepleri oldu. İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir ama bir gerçek var ki o tartışılamaz; siyaset kurumu, taraflar, aktörler ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bu mekanizma hızla oluşturulmalıdır. Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek hem de süreç içerisinde ileride oluşma ihtimali olabilecek sorunları çözmek, o sorunlardan da başarıyla çıkabilmek için de bu tür mekanizmalara ihtiyaç vardır.
YASALAŞMA SÜRECİ ASLA GECİKTİRİLMEMELİ
Kurulacak bu mekanizma, sürecin siyasi muhataplığını da üstlenebilir. Bu mekanizmaya dair tartışma, komisyon raporunun yasalaşma sürecini asla geciktirmemelidir. Bu iki mesele eş güdüm içerisinde, birbirini tamamlayarak ilerleyebilir. Birini, diğerinin bekletilmesi için bir gerekçe haline getirmemek gerekir. Bakın, komisyonun yayımladığı sonuç raporunun 6’ncı bölümünün 1’inci başlığında şu ibare geçiyor; 'Komisyonun bir diğer önemli görevi, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal bir çerçevenin belirlenmesidir.' Yani açık bir şekilde adımların birlikte ifa edilmesi belirtilmiştir. Buradan yetkililere ve bu sürecin muhataplarına sesleniyorum; bu süreç 'benim ihtiyacım, senin ihtiyacın' diye sürüncemede bırakılamaz. Süreç barışın ihtiyacına göre şekillenmek durumundadır. Barış adına adım atılmayan her gün bu ülkeden çalınıyor. Bu tarihi fırsatı kaçıracak olursak, bu tarihi eşiği başarıyla atlayamazsak, bunun hesabını kim ve nasıl verecek? Bunu hiç düşünüyor musunuz?
YAZ MEVSİMİNE BARIŞIN GÜÇLÜ UMUDUYLA GİRELİM
Bakın ‘bayram sonrası’ dendi. Bir dönem döndü, ikinci bayram geldi. Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemeler gündeme alınmalı. Sayın Kurtulmuş’a önerimiz; lütfen bütün programlarınızı bir süreliğine bir kenara bırakın. Meclisin başında durun ve raporun yasalaşması için itici güç olun. Meclis’te istişare edelim hep birlikte ve olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım ve buradan ilerleyelim. Bu tıkanıklığı aşalım. Yaz mevsimine barışın güçlü umuduyla girelim. Bütün adımların bir anda atılamayacağını biliyoruz. Zor ve meşakkatli bir süreç olduğunu da çok iyi biliyoruz. Çok büyük emek isteyen ve cesaret isteyen bir süreç olduğunun da farkındayız. Ancak bütün bu zorlukların üstesinden, istersek hep birlikte gelebiliriz. Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın.
BARIŞ İÇİN ADIM AT
DEM Parti olarak 16 Mayıs’ta 'Barış İçin Adım At' şiarıyla Türkiye’nin ve Kürdistan’ın dört bir yanında alanlarda, meydanlarda olacağız. Buradan bütün halkımıza barışın sesini daha güçlü kılabilmek, barışın toplumsallaşmasına katkı sağlayabilmek ve bu sürecin en sağlıklı şekilde ileriye adım atmasını sağlamak için 16 Mayıs’ta alanlara, meydanlara davet ediyorum. O gün hep birlikte barışın sesini en yüksek şekilde haykıralım.
ŞIRNAK’TA BARIŞ KARŞITI BİR MEKANİK VAR
Bizler bu kadar güzel umutlardan bahsediyoruz ama sürekli karşımıza negatif pratikler çıkıyor. Şırnak’ta barış arayışının ruhuna aykırı bir şekilde işleyen bir mekanik var. Bu kürsülerde Şırnak sürekli gündem ve bu mekanik; Eğitim Sen Şırnak Şube Başkanı, Eğitim Sen Şırnak Şube yöneticileri ve Şırnak Sağlık Emekçileri Sendikası üyeleri hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası istemiyle soruşturma başlattı. Peki nedir bunun gerekçesi; cenazeye gitmişler, Fatiha okumuşlar, Suriye’de insanların öldürülmemesi için alanlara çıkmışlar, barış eylemlerine demokratik zeminde destek olmuşlar. Yani bir yurttaş olarak yasal haklarını kullanmışlar. Bir de gerekçede ceza istemi için de diyorlar ki DEM Parti’nin düzenlediği etkinliğe katılmak. Valinin imzasıyla gelen belgede bu cümle yazıyor. Buradan Milli Eğitim Bakanı’na, Sağlık Bakanı’na ve İçişleri Bakanı’na apaçık çağrı yapıyoruz; bu hatanın önüne geçin. Şırnak’ta işleyen bir paralel mekanizma varsa bu paralel mekanizmanın yargılanmasının önünü açın. Şayet bir paralel mekanizma değilse, o zaman bu antidemokratik uygulamaların önüne geçecek somut adımları bir an önce atın.
ODTÜ’DEKİ PROVOKASYON
Yine Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nden bahsederken, umudu büyütmeye çalışırken yine karşılaşılan pratikteki bir diğer önemli sorun ODTÜ'de yaşananlar. Bakın iktidar durdukça süreç karşıtı karanlık odaklar provokasyonlarına hızla veriyor. Geçen hafta ODTÜ'deki bahar şenliklerinde karanlık bir provokasyon senaryosu devreye girdi. Bu öyle milliyetçi hassasiyeti olan birkaç gencin yaptığı bir şey değil. Bayrak üzerinden provokasyon gerçekleştirerek barış sürecinin ortaya çıkardığı siyasi iklim zehirlenmek istiyor. Bizler bu tabloyu çok iyi tanıyoruz. Burada barışa gönül veren, bu ülkenin aydınlık yüzü olan gençlere sesleniyoruz: Sakın provokasyonlara gelmeyin. Unutmayın; karşınızda milliyetçi akranlarınız yok. Karşınızda karanlık güçlerin kurduğu tuzaklar var.”