GÖRÜNTÜLÜ

90'lardan bu yana Newroz tanıklığı: Ateş yanmasın diye lastikçileri gözaltına alıyorlardı!

Çocukluğundan bu yana tanıklık ettiği Newrozları anlatan Ethem Dalgalı, yasaklı yıllarda bile Newroz’un mahalle aralarında yakılan ateşlerle kutlandığını ifade ederek, "Lastikçileri ve lastikleri gözaltına alıyorlardı ama o ateş mutlaka yakılıyordu" dedi.

ETHEM DALGALI

Kürt halkı için direniş ve yeniden doğuşun simgesi olan Newroz, yıllar boyunca yasaklara ve müdahalelere rağmen kutlanmaya devam etti. 1990’lı yıllarda baskı ve engellemelere rağmen mahalle aralarında yakılan ateşlerle sürdürülen kutlamalar, bugün yüz binlerin katıldığı kitlesel Newrozlara dönüştü.

57 yaşındaki Ethem Dalgalı,1980'li yıllardan bu yana Newroz kutlamalarına tanıklık eden isimlerden biri. Çocukluğundan bu yana tanıklık ettiği Newrozların Kürt halkı için yalnızca baharın gelişi değil, direniş ve dirilişin simgesi olduğunu söyleyen Dalgalı, 1990’lı yıllardaki yasaklı Newrozları ve müdahaleleri anlattı. O dönem insanların mahalle aralarında, hatta evlerinde mum ya da gazete yakarak Newroz’u yaşattığını belirtti. 20 kişiyle başlayan kutlamaların yıllar içinde yüz binlere ulaştığını ifade eden Dalgalı, 2013 Diyarbakır Newrozu’nun da tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak 2026 Newrozu için “barış ve özgürlük mesajlarının öne çıkacağı bir Newroz” değerlendirmesinde bulundu.


Dalgalı, halkın büyük bir ruhla 7’den 70’e alanlara akarak özgürlük ve barış taleplerini dile getirdiğini söyledi. Çocuk yaşlardan itibaren Newroz kutlamalarına katıldığını anlatan Dalgalı, ilk kez 6 yaşındayken bir Newroz’a gittiğini belirterek, “O zamanlar Newroz’un anlamını tam bilmiyordum. Ateşin etrafında halay çekiyorduk. O gün yanan ateş benim içimde hiç sönmedi” dedi.

'20 KİŞİ İLE BAŞLADIK ŞİMDİ MİLYONLARA ULAŞTI'

Çocukluğunda ve gençliğinde tanık olduğu Newroz'ların ayrı coşku ve heyecanlı olduğunu belirten Dalgalı, halkın direnişi ile kutlamaların bugüne kadar geldiğini ve günden güne büyüdüğüne dikkat çekti. Bugün gelinen noktada 20 kişi ile başlattıkları halayın milyonlara ulaştığını ve bu tarihi günlere tanıklık etmenin kendisi için çok değerli olduğunu belirten Dalgalı, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Kısa süre sonra Kürt hareketinin geliştirdiği çalışmalar içerisinde Newroz’u, Newroz’un tarihini ve Demirci Kawa efsanesini tanıdım. Bunları öğrendikten sonra o zaman dağın başında gördüğüm ateşi yeniden düşündüm. Onu Kawa’nın zulme karşı verdiği mücadeleden sonra gençlerin dağlarda yaktığı ateşe benzettim. Ve o günün anlamını bu şekilde kavradım. O gün bile insanların ateş yakarak bütün insanları bir araya getirme çabası içinde olduğunu sonradan anladım. Daha sonraki Newroz'larım Amed'te oldu. Sur'da, Batıkent ve İplik'te ki tarihi Newrozlara katıldım. Sur'da beden dibinde yaptığımız Newrozlar benim için en tarihi Newroz'lardan bazılarıydı. O gün çok iyi hatırlıyorum o ateşin etrafında 20 kişi halay çekiyorduk. O 20 kişi daha sonra binler oldu ardından milyonlar.  Bu da Kürt özgürlük mücadelesinin ortaya çıkardığı büyük bir kazanımdır. Kürtleri bir araya getirmesidir ve Kürtlerin hem tarihine hem de Newroz’una sahip çıkmasının bir sonucudur."

'HİÇ BİR ŞEY OLMASA BİLE MUM VE GAZETE YAKILARAK NEWROZ KUTLANIRDI'

Her sene ki kutlamanın bir önceki yılı arattığını ve yasakların daha da ağırlaştığının altını çizen Dalgalı, insanların büyük bir ruhla alanları doldurduğunu söyledi. O dönem ne protokol ne de sahnenin olmadığını ve insanların sadece yanan ateş etrafında bir araya geldiğini aktaran Dalgalı, o anlardaki her bir karenin çok değerli ve tarihi olduğuna dikkat çekti.

Toplanma alanına gelmesine izin verilmeyen insanların kendi mahallelerinde ya da evlerinde ateş yaktıklarını belirten Dalgalı, "O dönemlerin devamında özellikle 90'lardan sonra çok sayıda yasaklı Newroz oldu. Bir süre toplu değil ama mahalle aralarında Newroz kutlaması yapıyorduk.

Engellemeye çalışsalar dahi her sene Newroz'da her sokak arasında ateşler yanıyordu. Mahalle aralarında rastgele biber gazı atılıyordu yine ateşler açılıyordu ama insanlar her şeye rağmen 'bu ateş yanmalı diyordu'. Aslında bu ısrar, bugün Newroz’un görkemli şekilde kutlanmasının en büyük sebeplerinden biridir. İnsanlar bazen sokakta ateş yakmaya korksalar bile kendi evlerinde bir mum yakıyorlardı. Newroz kutlamasında bir gazete parçası yakıyorlardı ya da cebinden para çıkarıp onu Newroz ateşi gibi yakıyorlardı" dedi.

'CİZRE VE NUSAYBİN NEWROZ'U İNSANLARDA HEM CESARET HEM ÖFKE YARATTI'

Yasaklara rağmen Cizre ve Nusaybin Newroz'larının kendilerine büyük bir cesaret verdiğini söyleyen Dalgalı, "O dönem sancılı ve çok zorlu bir dönemdi. Faili meçhullerin olduğu bir dönemdi. Korkunun yoğun yaşandığı bir dönemdi. Ama o dönemde yine Cizre’de Berivan öncülüğünde yapılan halk Newrozu ve halk direnişi, bu halkın korkmadığını ve Newroz’u hem barış hem de özgürlük için bir mücadele alanı olarak gördüğünü gösterdi. O dönem insanlar gözaltına alınıyordu. Coplarla dövülüyor, silah dipçikleriyle darp ediliyorlardı. Sonrasında birçok insan tutuklanıyordu. Gözaltına alınan insanlar 40 gün boyunca işkence altında kalıyordu. Özellikle 1998 ve 1999 Newroz'larında ateş etrafında halay çeken insanları darp edip, anneleri ezmeye çalıştılar. O dönem ben çalışmalarda yer alıyordum. Bir halay çekilmesine dahi tahammülleri yoktu" sözlerini kullandı.

'LASTİKÇİLER GÖZALTINA ALINIYORDU'

O dönem Newroz ateşinin yakılmaması için her türlü önlem ve engelin yaşandığına dikkat çeken Dalgalı, "Newroz öncesi adeta ülkede seferberlik ilan ediliyor ve Newroz ateşinin yakılmaması için çok büyük baskılar uygulanıyordu. Hatta bir lastiğin yakılmaması için lastikçilere baskınlar yapılıyordu. Ellerindeki lastikler alınıyordu. Neredeyse her sene Newroz öncesi hem lastikçileri hem de lastikleri gözaltına alıyorlardı. Ama gençler ve halk da lastikleri önceden saklıyor, zamanı geldiğinde o ateşi mutlaka yakıyordu. Çünkü o ateş mutlaka yakılmalıydı ve o ateşin etrafında halay çekilmeliydi" dedi.

'İNSANLAR ÖLÜMÜ GÖZE ALARAK ALANA GELİYORDU'

Yasaklı Newroz kutlamalarında yaşadıklarını anlatan Dalgalı, neredeyse her sene insanların darp edilerek ve çamur içinde kalarak evlerine döndüğünü söyledi. İşkence ve engellemelere rağmen insanların yılmadan bir sonra ki yıl yeniden yerini aldığını aktaran Dalgalı şunları anlattı: "1997–1998 yıllarında Diyarbakır’daki Bağlar Meydanı’nda kitlesel Newroz kutlamaları yapıldı. Ben de 1998 yılında o kitlenin içinde halay çekenlerden biriydim. Ateşin etrafında halay çeken, ateşin üzerinden atlayan, yaşlısı genci demeden hep birlikte tek bir ağızla haykıran insanlar arasındaydım. Ancak Newroz bittikten sonra dağılmak isteyen halka büyük bir müdahale yapıldı. Tazyikli suyla, coplarla ve zırhlı araçlarla insanların üzerine yüründü. İnsanlar evlerine gitmek isterken çok büyük bir baskıya maruz kaldı. Ben de o müdahaleye maruz kaldım. Tazyikli su yedim. O sırada 70 yaşındaki bir anneyi sırtıma alıp başka bir eve sığınmak zorunda kaldım. Çünkü sığınacak bir yer bulamazsan başına her şey gelebilirdi. O yıllardan sonra da her sene Newroz'da insanlara müdahale ettiler, işkence uyguladılar ve tutuklamalar yaşandı. Baktığımızda bizler bugüne asla keyifle ve halay çekerek gelmedik, her daim mücadele ve orada yaşayacağımız şeyleri bilerek o alana gidiyorduk. O halayın etrafındaki çember her daim güçlü bir irade ve mücadele ile örülüyordu."

'90'LARIN RUHUNU O ATEŞİN ETRAFINDA BİRLEŞTİRMELİYİZ'

40 yıldır halkın aynı taleplerle ateşin etrafında bir araya geldiğini ifade eden Dalgalı, tarihi günlerin yaşandığı bu dönemde barışa en yakın oldukları Newroz'un bu Newroz olduğuna dikkat çekerek alanın dolması çağrısında bulundu. Halkın yıllardır aynı taleplerle alanlara çıkıp barışı ve özgürlüğü haykırması gerektiğini belirten Dalgalı, "90’lı yılların üzerinden yaklaşık 30 yıl geçti. O gün 20 kişiyle başlayan halaylar bugün yüz binlerce insanın katıldığı büyük kutlamalara dönüştü.

Özellikle 2013 yılında Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunduğu Newroz çok tarihi bir Newroz oldu. Dünyanın her yerinden insanlar o gün Diyarbakır’a gelmişti. Alanlara sel gibi insan akıyordu. Bugün geldiğimiz noktada 2026 Newrozu da çok önemli bir anlam taşıyor. Ortadoğu’da savaşların yayılmak istendiği bir dönemde Kürt halk önderinin dünyaya barış mesajı vereceği bir Newroz olarak görülüyor. Bu nedenle biz bu Newroz’u bir barış Newrozu ve bir özgürlük Newrozu olarak görüyoruz. Bugün herkes savaşı konuşurken, herkes savaşı büyütmek isterken Kürt halk önderi Abdullah Öcalan dünyaya barış mesajı veriyor. Bu noktada 90'ların ve iki binlerin ruhunu 2026 Newroz'unda da alanlara taşımalıyız. O ruhla bugün aynı şekilde alanlarda olmalı ve o ateşin etrafında halaylar çekmeliyiz" dedi.