İşgalci Türk devletinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarının ardından Şengal çevresindeki askeri hareketlilik artarken, Êzidî toplumunun iradesine karşı yeni planların gündeme geldiği belirtildi. Özellikle Şengal Özerk Yönetimi ve savunma güçlerine yönelik girişimlerin tartışıldığı ifade edildi.
Şengal ve Êzidî toplumu üzerindeki tehdit ve tehlikelere ilişkin bugün önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Şengal aşiret liderleri, ilçe merkezinde bir araya gelerek yaptıkları açıklamada, Şengal Dağı’nın yalnızca coğrafi bir toprak parçası olmadığını; Êzidîler için kutsal, dini, insani ve tarihi bir sembol olduğunu vurguladı. Açıklamada, Şengal Dağı’nın “kırmızı çizgi” olduğu belirtildi.
‚ÊZIDÎ TOPLUMUNU KORUMASIZ BIRAKMAK İSTİYORLAR‘
Toplantı, Şengal’deki tüm aşiret liderlerinin katılımıyla kent merkezinde yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Demokratik Özerk Meclis Eş Başkanı Nayîf Şemo, Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte bölgede ve Şengal’de yeni planların devreye konulduğunu söyledi.
Şemo, “Êzidî toplumumuzu korumasız bırakmak istiyorlar. Bir yandan Haşdi Şabi bünyesindeki Êzidî gençleri Şengal’den çıkarıp Irak’ın diğer şehirlerinde görevlendirmek istiyorlar; diğer yandan Türk devleti ve Şengal çevresindeki bazı kişiler aracılığıyla Şengal Savunma Birlikleri’ni (YBŞ) dağıtmayı hedefliyorlar. Bu planlar hayata geçirilirse Êzidî toplumu savunma güçlerinden yoksun kalacaktır” dedi.
Tüm aşiret liderleri ve bölgedeki kanaat önderlerine çağrıda bulunan Şemo, söz konusu girişimlere karşı ortak tavır alınması gerektiğini ifade etti.
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde özellikle Êzidî güçleri arasındaki birliğin önemine dikkat çekildi. Toplantı sonrasında, tüm Êzidî toplumu adına ortak bir açıklama yapıldı.
‚BÖLGENİN HUZURUNU BOZMA ÇABASI VAR‘
Şengal Dağı’ndaki aşiretler adına yapılan açıklamada, bölgenin hassas ve kader belirleyici bir süreçten geçtiği belirtilerek, mevcut gelişmelerin güvenlik ve huzur açısından tehdit oluşturduğu kaydedildi.
Açıklamada, 2014 yılında DAİŞ’in saldırıları sonucu yaşanan soykırım ve zorunlu göç felaketinin bir daha tekrarlanmaması için çaba gösterildiği ifade edilerek, bazı bölgesel aktörler ile Êzidî olmayan kimi parlamenterlerin tutumlarının kaygıyla izlendiği belirtildi.
Kendilerini Haşdi Şabi’ye yakın gören bazı çevrelerin bölgenin huzurunu bozduğu ve dış ajandalar doğrultusunda hareket ettiği ifade edildi.
‚ŞENGAL DAĞI’NA YÖNELİK TEHDİTLERİ KABUL ETMİYORUZ‘
Açıklamada, Şengal Dağı üzerinde dış aktörlerin zorla yeni bir hakimiyet kurma amacında olduğu iddia edilerek, bunun kesinlikle kabul edilmeyeceği vurgulandı.
Söz konusu tarafların, bölgenin güvenliğini tehdit eden girişimlerinden dolayı hukuki, ahlaki ve aşiretsel olarak sorumlu tutulacağı ifade edildi. Ayrıca, bu politikaların yeni bir zorunlu göçe yol açması halinde sorumluluğun ilgili taraflara ait olacağı kaydedildi.
‘ŞENGAL DAĞI ÊZIDÎLER İÇİN SON SIĞINAKTIR‘
Şengal Dağı’nın yalnızca coğrafi bir alan olmadığı belirtilen açıklamada, Êzidîler için kutsal, dini ve tarihi bir sembol olduğu vurgulandı. Yüzyıllardır ferman ve katliamlara karşı son sığınak olarak korunduğu ifade edilen dağın, Êzidî toplumu için “kırmızı çizgi” olduğu dile getirildi.
Her türlü zorla hakimiyet girişiminin, halkın iradesinin gaspı ve kimliğe yönelik saldırı olarak görüleceği belirtilerek, bunun toplumsal barışı bozabileceği ve sivillerin göçüne yol açabileceği kaydedildi.
‘YENİ BİR SAVAŞI REDDEDİYORUZ‘
Açıklamanın sonunda, güvenlik, huzur ve diyalogdan yana olunduğu vurgulanarak, yeni bir askeri müdahale veya topraklara yönelik savaş girişimlerinin reddedildiği belirtildi.
Federal Hükümet, Bölgesel Hükümet ve tüm ulusal güçlere çağrıda bulunulan açıklamada, Şengal ve halkının korunması sorumluluğunun yerine getirilmesi ve yeni bir zorunlu göçün önlenmesi istendi.