GÖRÜNTÜLÜ

Amed’in asi çocuğu Xebat Rizgar

Tam bir yıl oldu aramızdan ayrılalı cesur ve asi yürekli kahraman… Şimdi toprağın altında değil; yüreklerimizde, direniş cephelerinde, ovalarda ve dağlarda yaşıyor…

XEBAT RIZGAR

10 Haziran 1996’da Amed’in Lice ilçesinde, yurtsever bir ailenin kucağında gözlerini dünyaya açtı Xebat Rizgar (Yunus Balkaş) Çocukluğu dar sokaklarda geçti; 6 yıl okula gitti, ama hayat ona erken dersler verdi. Dar çerçevelere sığmayan asi ruhu, 1 Ocak 2014’te Amed’de özgürlük saflarına katılınca zincirlerini tamamen kırdı. O gün içindeki fırtına artık durdurulamaz hale geldi.


DAİŞ’in karanlık saldırıları karşısında halkını korumak için 2015’te mücadele ettiği Heftanîn’in dağlarından Rojava’ya geçti. Kobanê köylerindeki direniş hamlelerinin en ön saflarında yer aldı. Aynı yıl Sirîn’de ayağından ağır yaralandı, gazi oldu. Bir ayağına rağmen mücadeleden geri durmadı; tam tersine, acısı onu daha da kararlı kıldı. 2021’e kadar Fırat bölgesinde, ardından Amûdê ve Qamişlo’da üç yıl boyunca kesintisiz mücadele etti. Her cephede, her nöbette halkının onurunu omuzladı; yoldaşlarını toprağa verirken kalbine adlarını kazıdı.

2024’te Minbic’e dönük çete saldırıları başlayınca, birliğinden firar ederek cephelere koştu. 10 yılın ardından yeniden Kobanê cephelerinde mücadeleye yöneldi. Bir süre kaldıktan sonra Cizre bölgesine geldi ve Der Hafir cephesinde yoğun saldırı girişimlerinin farkındaydı; bilinciyle, ısrarıyla oraya yöneldi. Şehit düşmeden birkaç saat önce ben uğurlamıştım onu. Şakaları, lafları, gözlerindeki o tanıdık asilikle… Giderken bıraktığı son gülümseme hâlâ içimde yanıyor. Unutmuş değilim; unutmayacağım da.

Gün geldi eğitim aldı, gün geldi eğitim verdi komutan oldu, savaşçı yetiştirdi. Bilgiyi bilinçle kuşandı. Özgürlük onun için soyut bir kelime değildi; yaşanması, bedel ödenmesi, uğruna ölünmesi gereken bir hakikatti. En öne atılan, en zor görevi sırtlanan, ama en derin duyguları sessizce taşıyan biri. Dışarıdan sert, çoğu zaman suskun; geceleri bir mum gibi içten içe yanardı. Çatışmalar sonrası yitirdiklerini matem eder, adlarını unutulmamak üzere kalbine nakşederdi.

Asiliği düşmana meydan okuyuşuydu. Ama bu bir başkaldırı değil, bir çağrıydı: “Bu mücadele yalnızca silahla değil, yürekle de verilmeli.”

Ve işte böyle bir yürek, 18 Şubat 2025’te Der Hafır’ın kızıl gün batımında bir keşif uçağının hedefi oldu. O an yalnızca bir beden düşmedi; o, kendini bu topraklara, bu halkın yarınlarına sonsuza dek yazdı. Şimdi rüzgâr dağlarda, ovalarda adını fısıldıyor: “Xebat…”

Asi, cesur, duygulu, yaralı ama yenilmez bir yürek…

Şehîd namirin.