Azad Serxwebûn’un kamerası ve kalemi gerçeği anlatmaya devam ediyor
Azad’ın devraldığı ve yoldaşlarına devrettiği kamerası ile kalemi, gerçekleri her daim anlatmaya ve karanlığa karşı aydınlığı yaymaya devam edecektir.
Azad’ın devraldığı ve yoldaşlarına devrettiği kamerası ile kalemi, gerçekleri her daim anlatmaya ve karanlığa karşı aydınlığı yaymaya devam edecektir.
Gidenlerin ardından öylece tarihin bıraktığı izlere dalıp gidesi gelir insanın. Her adımda saklı olan anılar, soluksuzca yaşanmış bir yaşamın ilk sancılarını kendi hayatının bir parçası eylemiş olan fedailer ve onların özlem, sevgi ve özveri dolu hayat hikayeleri… Bu hikayelerin ortak noktası, gerçeğin peşine düşülen yolda tarihi bir mücadelenin parçası olmalarıdır. Hakikate giden bu yolda nice sıkıntılar, elemler ve başkaldırılar insanın yol arkadaşı olur.
Yük ağır, menzil uzak görünebilir; lakin yolun varacağı menzil, yaşam gerçekliğinin ta kendisidir. Bundandır ki bu yol ancak edep ile, güzel bir ahlak ile ve gerçeğe gönül vermiş bir kalp ile geçilebilir.
Egemen sistemin paramparça ettiği ve dört bir yana savurduğu Kürt benliği ile bedenini, özgür Kürdistan dağlarında onurlu bir yaşam mücadelesi için ortak davada buluşturan PKK, doğru temelde bir yoldaşlık arayışını ölçü olarak tüm ezilen halklara kazandırmayı başardı. Tüm zorluklarına rağmen bu yaşam etrafında kenetlenip özgürlüğü, onuru ve devrimciliği; kalbi özgürlük uğruna atan Kürt gençlerinde bir ilke, bir amaç haline getirdi.
Kuşkusuz bu idea ve ölçüler, en somut ifadesini kahraman devrim şehitlerinin yaşamlarında ve mücadelelerinde bulmuştur. Bu ölçü ve erdemlerin sahipleri oldukları için de üzerimizde büyük etkiler bırakıp ağır görev ve sorumluluklar yüklemişlerdir.
Azad ismi, Türkçe karşılığıyla “özgür” demektir. Koca bir hakikat deryası olan bu kelime, birçok kişinin yaşamını derinden etkilemiş; birçokları da bu kelimenin kendisinde barındırdığı hakikat uğruna canlarını seve seve bahşetmişlerdir. Kürdistan halkının onurlu bir evladı, özgürlük savaşçısı ve dağ basınının kahraman şehitlerinden olan gerilla Azad da ismi gibi özgürlüğün peşi sıra hakikate ulaşmanın serüvenine paydaş olanlardandı. Azad Serxwebûn, gerçek adıyla Adil Faruk Gezik, sistem içerisindeki yaşam mücadelesinden bir halkın özgürlük mücadelesine uzanan yolu arşınlayarak unutulmaz izlerin sahibi olur.
Gerilla Azad, aslen Riha’nın Siwêreg ilçesinden olan, özlü bir yurtseverliğe bağlı bir ailenin çocuğu olarak Kürdistan’ın mücadeleyle özdeşleşmiş Amed şehrinde dünyaya gelir. Doğduğu ve büyüdüğü Amed şehri, tarih boyunca Kürtlüğün ve direnişin mekanı olmuş önde gelen şehirlerdendir. Hem ailesinin hem de yetiştiği çevrenin mücadele ile hemhal olmuş bir çevre olmasından dolayı, Kürt özgürlük mücadelesiyle daha çocukluk yaşlarından itibaren tanışır.
Bir ağacın, sudan önce büyüyüp köklerini salacağı verimli ve kendi özüne, yani ihtiyaçlarına cevap olabilecek bir toprağa ihtiyacı vardır. Birey için de aynı durum geçerlidir. İnsan doğup büyür; ama köklerinin olduğu, kendisini ait hissedeceği ve ilk şekillenmesini sağlam temeller üzerinden inşa edeceği ata toprağına ihtiyaç duyar. Azad’ın çocukluğundan itibaren bu arayışları depreşir; çünkü Kürt halkının inkârı onun farklı yerlere sürüklenmesine neden olur. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, sistemin Kürt halkına yönelik yoksullaştırma politikaları nedeniyle okulu bırakarak ailesinin geçimine yardımcı olmayı seçer. Emek kavramıyla daha o yıllarda tanışır aslında. Yaşam için emek vermeyi, yaratma gücünü kendisinde açığa çıkarmayı ve başkasına minnet etmeden yaşayabilmeyi öğrenir. Erken yaşta, mecburiyetlerden dolayı yüklendiği sorumluluklar nedeniyle oldukça olgun bir kişilik kazanır.
Bunun yanında başka bir gerçeği daha öğrenir. O da sistemin emek sömürüsü ve inkarıdır. 2002 yılında gittiği İstanbul’da birçok işte çalışır ve çalıştığı bu yerlerde ayrımcılığa maruz kalır. Kendi emeğinin sahibi oldukça, kendi ayakları üzerinde durmayı; emekle değer yaratmayı ve sömürüye karşı emeğini korumayı öğrenir. Bireylerin yaşamında ilkler hiçbir zaman unutulmaz. Bu anlarda yaşanan duygular, bireyin yaşamını derinden etkiler. Özellikle bir bireyin kendi emeği için mücadele etmeye başladığı andaki hürlük ve kendine güven duygusu, bireyi birey yapan esas unsur olur. Azad, halk ve düşman gerçekliğini tanıdıkça bunun yansımalarını kendi şahsında görmeye başlar. Adımları bilinçlenir, düşünceleri daha da berraklaşır.
Mücadeleye ilk adımlarını, sistem tarafından her şekilde hedef alınan ve yozlaştırılarak dinamizmi esir alınmak istenen gençlik çalışmalarına katılarak atar. Kendisini bilinçlendirdikçe, Kürt gençlerinin de bilinçlenmesi için büyük bir çaba sarf eder. Varlığın anlam bulması için oluşun yaşanması gerekir. Bu şekilde varlık, oluşla neticelenir. Çünkü eşyanın tabiatında değişmek vardır. Bu, evrenin değişmez bir yasasıdır.
2007 yılında, pratik faaliyetlerinden dolayı yakalanıp zindana girdiğinde yaşamında bir eşiği atlatmak üzeredir. Zindan sürecini, kendisini ideolojik ve teorik anlamda geliştirme ve örgütsel açıdan tecrübe kazanarak yetkinleşme süreci olarak değerlendirir; mücadeleye katılma noktasında güçlü bir yoğunlaşma yaşar. Azad, düşünsel olgunluğa eriştikçe bu süreçte yaşadığı yoğunlaşmalarla, düşmanın Kürt halkı üzerindeki soykırım politikalarını bilince çıkarır ve buna karşı mücadele etmenin insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunu düşünür. Bu düşüncesini pratik yaşamına temel haline getirir.
Zindanların kör karanlığını aydınlığa kavuşturan Apocu sosyalizm ışığında mücadele eden Azad, bu süreci düşmanın sindirme politikalarını sonuçsuz bırakarak tamamlar ve güçlü bir yoğunlaşma ile zindandan çıktığı gibi, yoldaşlarının da önerisiyle basın çalışmalarına dahil olur. Apê Musa’nın generallerinden biri olarak, mücadeleye kaldığı yerden daha azimli bir şekilde katılır. Zindandan çıktıktan sonra çalışmalara bu defa gazete ve dergi dağıtıcılığından başlar. Basın çalışması onun için çok yeni bir alan olur; çünkü halkla daha fazla paylaşım gösterebileceği, toplumun duygu ve düşüncelerini en yakından takip edebileceği ve bu duyguları hissedebileceği bir çalışmaya dahil olmuştur.
Birey toplumsal bir varlıktır ve bundan dolayı paylaşım ihtiyacı her zaman vardır. Azad, bunu gazete dağıttığı her kişide yakından görür ve ilişkilerini güçlü bir temelde dizayn eder. Topluma ulaştırdığı gazetenin bir araç olduğunu ve aslında topluma özgürlük için mücadele etmeyi de ulaştırdığını; tanıştığı, konuştuğu, paylaşım içerisinde olduğu her bireyde gördükçe çalışmasına daha güçlü sarılır.
Bu çalışmada ilerlemeyi esas alarak muhabirlik eğitimlerine de katılır. Uzun bir müddet bu çalışmaları sürdürdükten sonra, onun için esas noktaya varma zamanı gelmiştir. Takvimler 2013 yılını gösterdiğinde, geciken zamanı telafi edemeyeceğini; ancak bundan sonraki yaşamını mücadelenin sorumluluğunu en ön saflarda omuzlayarak özgür bir ülke için kavgaya tutuşma kararıyla geçireceğini bilince çıkarır. Böylece Kürt halkının özgürlük kavgasına tarihin her döneminde mekan olmuş Botan dağlarında gerilla saflarına katılır.
Amed’den Botan dağlarına uzanan yaşam hikayesinde önemli bir durağa vardığını ve buradaki varlığını anlama kavuşturması gerektirdiğini bilir. Gerilla saflarındaki ilk eğitimini Botan'da alan Azad yoldaşımız, uzun yıllar uzak yaşamak zorunda kaldığı Kurdistan'a bir gerilla olarak dönmenin onurunu yaşar.
İlk değerlendirmelerinde; gerillaya katılımını, dağlara gelişini ve Kürdistan doğasının muhteşemliğini en saf duygularıyla dile getiren Azad, bu süreçte yaşadığı büyük coşkuyu ve heyecanı yaşamının en değerli anları olarak tanımlar. Çocukluk yıllarında gerilla olmanın anlamını belki o zaman bilemediğini, ama hayalinde hep gerilla olmayı düşlediğini ifade eder. Dağların dorukları, karlı zemheri bir kıştan sonra bin bir renkli çiçeklerle bezenip duru bir bahara ve insanın içini ısıtan yeni güne kucak açarken; dağlarla yoldaşlık edenler de yeni yolculuklara adım atarlar. Azad için bu yürüyüş, tarif edilemeyecek kadar yüce ve kutsaldır.
Bir müddet Botan alanında kaldıktan sonra Medya Savunma Alanları’na geçerek Zap alanında çalışmalara katılır. Güçlü bir temele, sağlam bir duruşa ve emekçi bir kişiliğe sahip olduğundan dolayı gerilla yaşamının tüm inceliklerine vakıf olur. Gerilla saflarına katılmadan önce basın alanındaki pratiğinden dolayı, yoldaşları tarafından basın çalışmalarına önerilir ve aynı alanda faaliyetlere katılır. Bu süreçte, önceki dönemlerde edindiği tüm bilgisini; dağları ve bu dağlarda özgürlük uğruna savaşan yoldaşlarının yaşamını ve mücadele gerçekliğini tüm topluma taşırma gayreti içinde olur. Sonrasında, disiplinli ve düzenli çalışma tarzı ile yoldaşlarına güven veren kişiliği sayesinde HPG-BİM çalışmalarına dahil olan Azad, burada ilk etapta Şehîd Deniz Fırat Basın Akademisi’ne katılır ve eğitimini başarıyla tamamlayarak pratiğe başlar. Bu başarılı eğitimden sonra, gerillanın sesi ve mücadele hakikatinin dili, kalemi ve görünen yüzü olur.
Tüm karanlık zamanlarda, insanlık onurunu savunmak için korkusuzca mücadeleye atılanlar vardır. DAİŞ çeteleri tüm insanlığa ölümü ve yok etmeyi yaymaya çalışırken ve tüm güçler birer birer kaçarken, mücadelenin en ön safına koşan Kürdistan özgürlük gerillaları vardı. Azad da bu mücadeleyi tüm dünyaya duyurmak için Kerkûk alanına geçer. Buradaki gerilla birliklerinin, yurtsever bölge halkıyla birlikte DAİŞ çetelerini püskürtmesini ilk elden tüm Kürdistan ve dünya kamuoyuyla paylaşarak tarihi bir görev yürütür ve önemli bir rol oynar.
Maxmûr-Kerkûk alanında bulunduğu süre zarfında, gerilla mücadelesinin sesi olmasının yanında Apocu militanlık görevlerini de eksiksiz bir şekilde yerine getirmekten bir an bile geri durmaz. Hem ideolojik hem de askeri anlamda yaşanan yetmezlikleri her daim eleştirerek ve gönülden bağlı olduğu yoldaşlarına her anlamda destek olarak aşmanın çabasında olan Azad, bu duruşuyla tüm yoldaşlarına güven vermenin yanında onların saygısını da kazanır.
Her adım, yeni bir başlangıcın ve önceki adımın daha güçlü bir şekilde devam ettirilmesini sağlar. Dağlar bu kadar kucak açmışken insana, bu dağları bırakmak ne mümkün? Bu dağların her bir karışında insanlık için güzellikler yaratan, özgür yarınların kavgasına tutuşanları unutmak ne mümkün? Onlar değil midir bizleri yaşamda tutan? Onlar değil midir bizlere onur için savaşmanın ne demek olduğunu öğreten? Onlar, onur ve özgürlük için nice büyük bedeller ödeyenlerdir.
Azad da yoldaşları gibi, özgürlük kavgasından bir an bile uzak kalmamanın çabası içerisinde olur ve Maxmûr–Kerkûk hattındaki çalışmalarını tamamladıktan sonra yeniden dağların yolunu tutarak Zagroslara geçer. Burada süren direnişi ve bu direnişin kahramanlarını çektiği fotoğraf ile görüntülerle tarihe ve halkımızın yüreğine nakşeder. Bu dağlardan uzakta geçirdiği kısa sürede, sanki çok uzun bir zaman geçmiş gibi; adım attığı her yerde, karşılaştığı her yoldaşının sohbetinde özlem giderir. Dorukları karla kaplı Zagros Dağları’nı, köpüklü şelalelerinin buz gibi sularını ve serin meltemlerini hissettikçe gerçekten yaşadığının farkına varır ve özgürlüğün tadının ne olduğunu anlar.
Dağ basınının başarılı bir emekçisi ve ilkelere sıkı sıkıya bağlı bir Apocu militan olan Azad, Kürt halkı üzerinde soykırım saldırıları geliştiğinde hiç tereddüt etmeden bir savaşçı olarak direniş cephesinde yer almak için ısrarlı önerilerde bulunur. Her şeyden önce, kalbi özgürlük için atan Apocu bir militan olduğu gerçekliğini hiçbir zaman aklından çıkarmayan Azad, tüm yoğunlaşmasını bu gerçekliği ilelebet canlı tutarak mücadele etmek üzere yapar. Bu nedenle her zaman, her göreve hazır olur. Kendisinde sürekli canlı tuttuğu özgürlük iddiası, Apocu ruhu ve militanca duruşuyla yoldaşlarının elini güçlendiren Azad, kendisini tamamen özgürlük mücadelesinin zaferine adar.
Adı gibi özgürlük uğruna ömrünü mücadeleye adayan Azad, 29 Nisan 2019 günü Garê bölgesinde görevi başında olduğu bir sırada, düşman tarafından gerçekleştirilen bir saldırıda şehitler kervanına katılır. Ardılı olduğu ve her daim kendisine örnek aldığı şehit Gurbetelli Ersöz, şehit Halil Dağ, şehit Deniz Fırat, şehit Arhat Ba ve şehit Ali Kanîroj’un hakiki bir ardılı olarak; hakikat deryasının bir damlası misali, gerçeği tüm topluma ulaştırma gayreti içerisinde olduğu mücadele yolculuğunu zirvede tamamlamayı başarır. Hakikatin yılmaz bir savaşçısı ve gerçeğin dili ile kalemi olan bu kahramanları unutmak, gerçeğe ve özgürlüğe ihanet etmekle eşdeğerdir.
Azad’ın devraldığı ve yoldaşlarına devrettiği kamerası ile kalemi, gerçekleri her daim anlatmaya ve karanlığa karşı aydınlığı yaymaya devam edecektir.
* Azad Serxwebûn (Adıl Faruk Gezik) Türk devletinin 29 Nisan 2019'da Medya Savunma Alanları'nda yer alan Garê bölgesine yönelik saldırısında şehit düştü.