Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başlamasıyla birlikte, Kürdistan’da büyük bir savaş ve çatışma hafızasına sahip olan yurttaşlar, her alanda bu sürecin önemine dikkat çekiyor. 90’lı yıllarda köyleri yakılan, işkence gören, cezaevinde kalan ya da yakınlarını kaybeden yurttaşlar, savaşın kimseye bir fayda getirmediğini ifade ederken, bu süreçte yaşadıklarını ise hiç unutamıyor. Yaralarının sarılması için barışın inşa edilmesi gerektiğini belirten yurttaşlar, geçmişin ise asla belleklerinden silinmeyeceğinin de altını çiziyor.
Bu süreçle birlikte, geçmişte yaşananlara rağmen kendi toprakları üzerinde yeniden inşayı hedefleyen isimlerden biri de Abdülkerim Yıldız. 23 Kasım 1993 tarihinde, Amed’in Bismil ilçesine bağlı Birikê (Ağıllı) köyünün yakılmasının ardından şehir merkezine göç eden ve o günden bugüne köyüne dönemeyen Yıldız’ın tek talebi, köyünde yeni bir yaşam kurmak.
Askerler tarafından yakılan köyünde otuz yıldır taş üstüne taş koyamadıklarına belirten Yıldız, hem yaşanan siyasi baskılar hem de imkansızlıklar nedeniyle köyüne gidemediğini söylüyor. Barış süreciyle birlikte gidiş yolunun da önünün açılacağını ifade eden Yıldız, “O günler her an gözümün önünde. Hafızayı silemeyiz ama iyileştirmek için barışı yaşatmak gerekiyor” dedi.
İnsan hakları örgütleri ve bağımsız araştırmalara göre, Kürdistan’da 1990’lı yıllarda 800’ün üzerinde köy ve 2 binden fazla mezra resmi olarak boşaltılırken, gayri resmi ve sahaya dayalı raporlar 2 bin 500 ila 4 bin arasında yerleşim biriminin fiilen yok edildiğini ortaya koyuyor. Bu süreçte en az 350–380 bin kişi doğrudan zorla göç ettirilirken, dolaylı etkilerle birlikte yerinden edilenlerin sayısının bir ila üç milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Güncel olarak ise Colemêrg’in Çelê (Çukurca) ilçesine bağlı 38 köy ve mezraya sivil girişi yıllardır yasaklı durumda. Yine Şirnex’te Gabar, Cûdî, Kato, Cilênimêja ve Besta gibi dağlık alanlar dahil olmak üzere birçok bölge, valilik tarafından “özel güvenlik bölgesi” ilan edilerek halkın girişine kapatılıyor.
KÖYLERİNDE YENİDEN İNŞA OLMADI
Abdülkerim Yıldız ise ailesiyle birlikte yıllardır köyüne dönemeyen binlerce insandan biri. Hem siyasi baskılar hem maddi imkansızlıklar hem de köylerine giden yolun olmaması nedeniyle köylerine dönemediklerini ve ev inşa edemediklerini belirten Yıldız, 1993 yılından bu yana köylerine kimsenin dönmediğini ve köyün boş kaldığını söyledi.
Barış süreciyle birlikte köylerinde yeniden yaşam umutlarının arttığına işaret eden Yıldız, geçmişin izlerinin ve acılarının ancak barışla sona erebileceğini vurguluyor.
Yaşadıkları baskıları ve katliamları unutmayacaklarını, ancak gelecek nesillerin bunlarla yaşamaması gerektiğini ifade eden Yıldız, “Tek talebimiz bu sürecin barışla sona ermesi” dedi.
'BİR GÜNDE TOPRAKLARIMIZDAN KOPARILDIK'
Yıldız, 1993 yılında yaşadıklarına ilişkin şunları söyledi: “Köyümüz 35 haneli bir köydü. İlçe merkezine çok uzak da değildi. O güne kadar hayvanlarla ve tarla işleriyle geçimimizi sağlıyorduk. Kasım 1993 tarihinden önce de köyümüze sürekli baskınlar oluyordu. O dönem birçok köyün yakıldığını, özellikle dağ köylerinde işkenceler olduğunu duyuyorduk.
23 Kasım günü, bir çatışmayı bahane ederek bizim köyümüze de geldiler. Biz ne olduğunu anlamadan evlerimizden çıkarıldık ve evlerimiz yakıldı. Hayvanlarımızın hepsi telef oldu. Köyümüzdeki yangın kırk gün boyunca sönmedi. Bütün evleri ve ahırları yaktılar, bizi de göçe zorladılar. Biz ne evimizden ne hayvanlarımızdan bir yıl boyunca hiç haber alamadık.”
'DÖNÜŞÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILSIN'
Yıldız sözlerine şöyle devam etti: “Yakma sırasında köyümüzde bulunan Abdulkadir Kurt katledildi; Üzeyir Kurt ise faili meçhul bir şekilde kaybedildi. O günden bugüne kendisinden bir haber alınamadı. O olaylardan sonra köyümüze gidemedik. Gittiğimizde de çok fazla kalamıyorduk. Şimdi köyde ne bir ev ne de bir ahır var. O günden bugüne köye gitmek için mücadele ediyoruz. Köyümüze ne yol var ne de ev yapacak bir durumumuz. Bu engellerin sona ermesini istiyoruz.
Hâlâ aile olarak üzerimizdeki baskılar bitmiş değil. Bugün gitsek bir taş koysak, ikinci gün aynı baskılara maruz kalacağız. Bu engellemelerin sona ermesinin tek yolu yasakların kalkmasıdır. Yasakların kalkmasını sağlayacak tek şey ise barıştır.”
'ÇOCUKLARIMIZ TOPRAKLARINDA BÜYÜSÜN'
Göçe zorlanan yurttaşlar olarak bu süreci desteklediklerini belirten Abdülkerim Yıldız, “Bugün ne devlet gitmemize imkan veriyor ne de bizim köye gidip yerleşmemize dair bir ekonomik durumumuz yok. Yıllardır metropollerde yaşam sürdürüyoruz. Barış inşa edilsin, imkanlar oluşturulsun ki biz de topraklarımıza gidebilelim. Köyümüzde olursak hayvan besleriz, her şeyi yaparız. Biz yaşayamadık ama çocuklarımız orada büyüsün, orada hayat kursun istiyoruz. O yıkımın izlerini yok etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.