Demokratik Birlik İnisiyatifi: Geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız

Demokratik Birlik İnisiyatifi: Ortadoğu halkları dış projelere de, bölgesel statükocu, tekçi despotizme de mahkum değildir! Kürt halkı statüsüzlüğü asla kabul etmeyecektir. Birliğimizi büyütecek, ve demokratik geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız!

Demokratik Birlik İnisiyatifi, İran ve Ortadoğu eksenli derinleşen savaş durumu ve bunlara dair çözüm önerilerine dair açıklama yaptı. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. 

Demokratik Birlik İnisyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç yaptığı konuşmada, “Ortadoğu’da yaşanan savaş halinde Kürt halkının birliği her zamankinden daha önemli. Gün birlik olma günü birliği oluşturma günüdür. 4 parça Kürdistan bunun sağlanması için kimin üzerine ne düşüyorsa yapmalı. Çözüm sürecinde tek taraflı adımların atılması da devam ediyor. Tarihi adımlara karşın devletin attığı tek adım yok. Savaş halinin aldığı bu süreçte adımların atılması çok önemli. Devletin biran önce adım atması ve barışa katkı sunması gerekiyor” diye belirtti.

Ortak metnin Kürtçesini inisiyatif sekretaryasından Hasan Özgüneş Türkçesini ise Hafize İpek okudu. 

Açıklamada şu hususlara yer verildi:  “Ortadoğu, yüzyılı aşkın süredir emperyalist ve gericiliğin müdahaleleri ile şekillendirilmeye çalışılmıştır. Doksanlı yıllardan bu yana da ABD öncülüğünde Büyük Ortadoğu projesi doğrultusunda bir 3. Dünya Savaşı yürütülmektedir. Amaç kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmektir. Bölge halklarına ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ vaat edenler;  Afganistan'ı, Irak'ı, Libya'yı ve Suriye'yi kan, yıkım ve istikrarsızlıkla baş başa bırakmıştır. Geride parçalanmış toplumlar, talan edilmiş kaynaklar ve derinleşmiş mezhepsel-etnik çatışmalar kalmıştır. Bizler açıkça ifade ediyoruz ki: Ortadoğu halklarının kaderi hegemon batılı devletlerin başkentlerinde yazılamaz. Halkların geleceklerini tayin etme hakkının kendilerine ait olması gerektiğini savunuyoruz. İsrail ve ABD'nin İran'a dönük hamlesi, bölgeyi yeniden dizayn etme girişimlerinin yeni bir halkasından ibarettir. Bu müdahale ne halkların özgürlüğüyle ne de demokrasiyle ilgilidir; enerji yolları, jeopolitik üstünlük ve bölgesel tahakküm hesaplarının yansımasıdır. 

Bununla beraber İran rejiminin tekçi, otoriter ve baskıcı karakteri de kabul edilemezdir. Kürtler başta olmak üzere, Ermeni, Belucî, Ahvâzî, Arap, Azerî, Bahaî gibi farklı etnik ve inanç gruplarına karşı acımasız bir zulüm inkâr, idam, tutuklama ve sistematik baskı politikaları uygulamaktadır. Ne hegemonik güçlerin müdahalesi ne de despotik rejim! Bizler her iki dayatmayı da reddetmekteyiz. Bu savaş Orta Doğuya ve bölge haklarına ne demokrasi ne de özgürlük getirmeyeceği gibi toplumsal yıkım ve acıları daha da derinleştirecektir.

Dört parçada yaşayan Kürtler artık edilgen bir unsur değil, bölgesel bir özne ve belirleyici bir aktördür. Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz. Bulunduğumuz her ülkede barışın, istikrarın ve demokratikleşmenin yolu; Kürt halkının ve diğer halkların, inançların kendi kaderini tayin hakkının ve statü talebinin anayasal güvenceye kavuşmasından geçer. Demokratik Birlik İnisiyatifi tam da bu tarihsel sorumlulukla kurulmuştur. Amacımız nettir: Kürt ulusal birliğini güçlendirmek, diğer halklarla özgür eşit bir temelde yaşamaktır. Ortak siyasi iradeyi büyütmek ve Kürt halkının statü mücadelesini demokratik zeminde tahkim etmek. Biz ne Amerikan ne İsrail ne de İran’daki tekçi rejimin yanındayız. Biz İran'daki Kürtlerin ve tüm bölge halklarının özgür, eşit ve demokratik geleceğinin yanındayız.

İran'daki Kürt siyasi güçleri arasında gelişen diyalog ve ittifak pratiği tarihsel bir değere sahiptir. Bu birlik ruhu korunmalı ve güçlendirilmelidir. Kürtlerin kazanımı, parçalı duruşla değil ortak diplomasi ve ulusal dayanışmayla mümkündür. Dört parçada ve diasporada yaşayan milyonlarca Kürt, İran'daki halkımızla dayanışma içindedir. Bu dayanışma yalnızca duygusal değil; politik, örgütsel ve tarihsel bir sorumluluktur.

İran Kürt kadınlarının öncülüğünde yükselen direniş ise bu dönemin en güçlü özgürlük manifestosudur. Jîna Emînî'nin katledilmesiyle büyüyen ‘Jin, Jiyan, Azadî’  isyanı, yalnızca bir slogan değil; yeni bir toplumsal sözleşme çağrısıdır. Kadınların özgürlüğü olmadan toplumun özgürlüğü mümkün değildir. Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak, Kürt kadınlarının mücadelesini ulusal birliğin ve demokratik dönüşümün temel gücü olarak görüyoruz. Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak buradan sesleniyoruz: Ortadoğu halkları dış projelere de, bölgesel statükocu, tekçi despotizme de mahkum değildir! Kürt halkı statüsüzlüğü asla kabul etmeyecektir. Birliğimizi büyütecek, irademizi ortaklaştıracak ve demokratik geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız! Dolaysıyla tüm Kürdistan halkımıza çağrımız; bu tarihi Süreçte Ulusal birliklerini acilen kurmaları ve her türlü olumlu-olumsuz senaryoya göre hazır olmalarıdır.

Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak açıkça ilan ediyoruz: Kürt halkı artık hiçbir hegemonik müdahalenin, yayılmacılığın ve hiçbir despotik rejimin aparatı olmayacak; inkara ve statüsüzlüğe boyun eğmeyecek, ulusal birliğini esas alarak kendi kaderini tayin hakkını fiili ve meşru temelde savunacak ve Kürt birliğini bölgesel barışın belirleyici gücü haline getirerek özgür, eşit ve demokratik bir Ortadoğu'nun inşasında kurucu özne olacaktır. Dört parça Kürdistan ve diasporadaki Kürt halkı başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarını İran halklarının demokratik mücadelesinin yanında olmaya çağırıyoruz.”