Kuşatma altındaki Maxmûr halkı hakları için yürüdü
Irak ve Kürdistan Bölgesi tarafından abluka altında tutulan Maxmûr sakinleri, ihlallere ve temel yaşam haklarının verilmemesine karşı yürüyüş düzenledi.
Irak ve Kürdistan Bölgesi tarafından abluka altında tutulan Maxmûr sakinleri, ihlallere ve temel yaşam haklarının verilmemesine karşı yürüyüş düzenledi.
Birleşmiş Milletler tarafından siyasi mülteci olarak tanınan Şehit Rustem Cudi Mülteci Kampı (Maxmûr) sakinleri, 30 yılı aşkın süredir Türkiye devletinin hedefinde yer alırken, son yıllarda KDP ve Bağdat hükümeti kamp üzerindeki baskılarını tırmandırdı. Maxmûr halkı, mültecilikten doğan tüm meşru haklarından mahrum bırakılmış durumdalar. Bugün de bu haklarını elde etmek için kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdiler.
Yürüyüş, Şehit Aileleri Derneği binası önünde başladı ve BM binasına kadar devam etti. Yürüyüş boyunca sık sık ‘Bê Serok Jiyan Nabe, Bijî berxwedana Mexmûrê’ sloganları atıldı. Ayrıca taşınan pankartlarda talepler Arapça dile getirildi.
Yürüyüş BM (Birleşmiş Milletler) binası önüne ulaştıktan sonra, burada Gençlik Meclisi Eşsözcüsü Sîpan Yaman tarafından bir açıklama okundu. Açıklama okunmadan önce tüm özgürlük şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, ardından basın açıklaması okundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bizler, Maxmûr Kampı’ndaki mülteciler olarak 1994 yılında; Türkiye devletinin Kürt halkına yönelik tutuklama, öldürme, zorla göç ettirme, inkâr ve imha politikaları nedeniyle mülteci durumuna düştük ve yaklaşık 31 yıldır mülteci olarak yaşamaktayız. Bu yıkıcı politikaların en canlı ve somut örneğiyiz. Kürdistan Bölgesi sınırları içinde beş yıl boyunca birkaç kamp değiştirdikten sonra, 27 yıldır Musul’a bağlı Maxmûr Kampı’nda yaşamaktayız.
Kampta 1000’den fazla kronik hasta bulunmaktadır; bunların arasında ağır hastalar, engelliler ve yaşlılar da vardır. Bu kişiler, imkânsızlıkların yanı sıra hastanelere gidiş gelişlerde de engellerle karşılaşmaktadır. Halkın yıllık yakıt ihtiyacı olmasına rağmen bu ihtiyaç hükümet ve ilgili kurumlar tarafından karşılanmamaktadır. Tüm bu engellere ek olarak, kampın tüm giriş-çıkışları hükümet tarafından bir güvenlik meselesi olarak ele alınmış, yani günlük giriş-çıkışlar izne bağlanmıştır.
Bu yaklaşım, mültecilerin haklarına ilişkin uluslararası hukuka aykırıdır. Her mültecinin özgür bir şekilde yaşama, eğitim, sağlık ve yaşam hizmetlerinden yararlanma hakkı vardır. Bu evrensel haklar hiçbir şekilde engellenemez.
Kamp toplumu olarak bölge halklarıyla barış ve huzur içinde yaşamaktayız. Aynı zamanda hiçbir zaman Irak devletine yük olmadık. Irak halkının ve Irak devletinin en zor dönemlerinden geçtiği süreçlerde biz de kendimizi Irak vatandaşları gibi sorumlu gördük, görev ve sorumluluklarımızı yerine getirdik.
En somut örnek olarak, DAİŞ çetelerinin saldırıları sırasında Irak halkı ve güçleriyle omuz omuza DAİŞ’e karşı mücadele ettik ve direndik; bu süreçte çok sayıda şehit ve yaralı verdik. Bu gerçekliğe rağmen Irak Hükümeti’nden beklediğimiz ve umut ettiğimiz yaklaşım bu olmadı. Özellikle barış ve demokratik toplum çağrılarının yapıldığı bir süreçte bu tutum kaygı vericidir.
Bilindiği üzere, Türkiye’de 100 yıllık Kürt sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesi için Önder Apo ile Türkiye devleti arasında önemli bir çaba bulunmaktadır. Bu çabanın aynı zamanda Irak açısından da tarihsel bir anlamı vardır. Irak’ın bu sürece destek vermesini bekliyoruz. Bu eylemimizle Irak Hükümeti’ne, Kürdistan Bölgesi’ne ve Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunuyor; ilgili kurumlarıyla birlikte mevcut sorunlara bir an önce pratik çözümler geliştirmelerini ve var olan engelleri kaldırmalarını talep ediyoruz. Taleplerimiz ve meşru haklarımız karşılanmadığı takdirde demokratik eylemlerimizi sürdüreceğiz.
Taleplerimiz şu şekildedir:
1. Kimlik belgeleri kısa süre içinde yenilensin
2. Okuma fırsatları sağlanmalı ve üniversitenin kapıları öğrencilere açılmalıdır.
3. Irak’taki her mülteci gibi kışlık yakıt sağlanmalıdır.
4. Kamp giriş-çıkışlardaki engeller kaldırılmalıdır.
5. İçişleri Bakanlığı ile görüşmek için Kamp içinden bir heyete izin verilsin.”
Yürüyüş, ‘Bijî Serok Apo’, ‘Bê Serok Jiyan Nabe’ û ‘Bijî Berxwedana Mexmûrê” sloganlarıyla sona erdi.