Mereş Katliamı, Türkiye tarihinin en kanlı katliamlarından biri olarak anılmaya devam ediyor. 47 yıl geçmesine rağmen halen tanıklıklar dinlenirken katliamın boyutları insanı dehşete düşürüyor. Katliamı birebir yaşayanlar ise, katliamın yarattığı acı ve öfkeyi ilk gün gibi hissediyor.
Mereş Katliamı, o dönem iktidarının dediği gibi münferit bir olay değil iyi planlanmış şekilde yapıldığı ise, yıllar geçtikçe yapılan araştırmalarla daha da net ortaya çıkıyor. Ancak Türkiye’de Mereş dahil hiçbir katliamın sorumluları yargılanmamış, katliamda birinci derecede sorumlu olanlardan biri soyadını değiştirerek yıllarca milletvekilliği dahi yapabilmişti.
Yazar Aziz Tunç, yıllarca yaptığı saha çalışmaları sonrası yayımladığı "Beni Sen Öldür" kitabında katliamın çok bilinmeyen bir yönüne; insan hikayelerine yönelerek, katliamların aslında sayılardan ve istatistiklerden oluşmadığını ortaya koymuştu. Tunç, "Beni Sen Öldür" kitabıyla birlikte katledilenlerin son anlarına tanık olmamızı sağlayarak aslında katledilenlerin sayı olmadığını da hatırlatıyor.
"Beni Sen Öldür" kitabında dikkati çeken en önemli noktalardan biri de, katliamın aynı zamanda bir kadın katliamı olduğu gerçeği oluyor. Mereş Katliamı sırasında katledilenlerden 17’si kadın. Bu kadınlardan ikisinin bebeği de katliam sırasında katlediliyor.
Mereş Katliamında yaşanan bir diğer vahşet ise, 20’ye yakın kişinin cenazesinin hiçbir şekilde bulunamaması oldu. Katledildikleri netleşen kişilerin cenazeleri hiçbir zaman bulunamadı ve mezarları hiçbir zaman olmadı. Mezarı bulunamayanlardan beşi ise kadın.
KATLEDİLEN KADINLAR
Gülşen Ün
Katliam sırasında evinde olan Gülşen Ün, saldırganların saldırılarına karşı çocuklarına korumaya çalışırken, bir saldırganın silahla vurması sonucu yaşamını yitirdi. Saldırı sırasında Gülşen, eşi Kamil ve bir çocukları katledildi.
Ümmühan Duman
Ümmühan ile eşi evde iken saldırılar başlamıştı. Saldırılar Ümmühan’ın evine dayandığında, eşi Mahmut Duman elindeki silahla onları beklerken Ümmühan ise çocuklarını saklamaya çalışıyordu. Artık kaçışın olmadığını anlayan Ümmühan eşine dönerek, “Bunlar bizi sağ koymayacaklar, bize ölümden beter kötülük yapacaklar. Çocuklarıma yapacakları kötülükleri görmeye dayanamam. Onlara fırsat verme, beni sen öldür” dedi.
Saldırganlar, Mahmut ve Ümmühan Duman'ı ağır yaralamış, küçük çocukları Muhammed'i ise katletmişlerdi. Ümmühan Duman’ı Mereş'te doktorlar tedavi etmedi, başka şehre gittiler. Orada tedavi gördü ancak kısa bir süre yaşamını yitirdi.
Güllü Ergönül
Güllü Ergönül, Serintepe Mahallesinde evine yapılan saldırıda katledildi. Çocuklarını kurtardı ancak kendisi kurtulamadı. Güllü Ergönül’ün cenazesi hiçbir zaman bulunamadı. Katliamda mezarsız kalanlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Fadime Boz
Evine yapılan saldırıda ailesiyle birlikte ağır yaralanan Fadime Boz, tedavi için giderken yaşamını yitirdi. Fadime’nin de bir mezarı yok.
Zeynep Aydoğdu
Zeynep, evine yapılan baskınla değil, uzaktan uzun namlulu silahla vurularak katledildi. Katliam sonrası ise Zeynep’in mezarı hiçbir zaman bulunamadı.
Hatice Görür
Hatice Görür, ailesi ile katliamdan kaçarken daha evinin olduğu sokaktan çıkmadan vurularak katledildi. Mezarı hiçbir zaman olmadı.
Döndü Ünver
Döndü Ünver’in evine saldırı gerçekleştiğinde çocukları ve eşi ile birlikte başka eve sığınmaya çalışıyordu. Saldırganların, eşi Mehmet Ünver’i öldüreceklerini anlayınca, “İkimizi bir öldürün” diyerek saldırganların üzerine yürüdü. Döndü ve eşi Mehmet aynı yerde katledildiler, aynı mezara konuldular. Saldırganlar ayrıca Döndü’nün doğmamış çocuğunu da katletti. Döndü’nün kızı Olcay’ı ise bir subay alıp yetiştireceğini söyledi ve aileye vermemek için direndi. Sonradan bundan vazgeçerek Olcay’ı babaannesine vermek zorunda kaldı.
Zöhre Yıldırım
Saldırılar başladığında Sünni bir komşusuna sığınan Zöhre Yıldırım ve eşi, eve sığındıklarını gören bir saldırganın ihbar etmesi sonucu dövülerek katledildi.
Hatice Yılmaz
Hatice Yılmaz, evine yapılan baskında ağır yaralanmıştı. Saldırganlar Hatice’yi yaralı halde dışarı taşımış, kafasını taşla ezerek katletmişlerdi. Katletmekle yetinmeyen saldırganlar, bilezikleri için kollarını da kesti.
Hatice Yılmaz ve eşi Mahmut Yılmaz’ın cenazeleri hiçbir zaman bulunamadı.
Zeynep Nergiz
Zeynep Nergiz, babasına yapılan saldırıda babasını kurtarmaya çalışırken saldırganlar tarafından silahla katledildi.
Gülsüm Akırmak
Gülsüm Akırmak, oğlunu ararken katillerle karşılaştı. Onlara oğlunu sordu, onlar da "gel, yanına götürelim" diyerek yanlarına aldıkları Gülsüm Akırmak’ı döverek katlettiler.
Sebahat İşbilir
Saldırılar sırasında evinde bir köşede saklanan Sebahat, saldırganlar tarafından saklandığı yerden çıkartılıp, balta, bıçak gibi aletlerle saldırıya uğradı. Bir yandan saldırırken, bir yandan da Sebahat’a yönelik cinsel tacizde bulundular. Bunlar olurken Sebahat, anne ve babasının katledilmesine de şahit olmuştu. Saldırganlar en son Sebahat’i silahla kalbinden vurarak katletti.
Elif Balta
Elif Balta’nın evine saldıranlar, Elif’in komşularıydı. Saldırılardan ilk başta kurtulan Elif, sonradan saldırganlar tarafından yakalanarak, dövüldü ve yakılarak katledildi. Elif’in cenazesi önce kimsesizler mezarlığına gömüldü ancak ailesinin ısrarı sonucu cenaze 41 gün sonra ailesine teslim edildi. Askerler, Balta ailesinin çocuklarını ‘ganimet’ olarak almak istedi ancak aile bunu kabul etmedi.
Fidan Suna
Fidan, evlerine yapılan saldırılarda ağır yaralandı. İlk saldırı sonrası Fidan hastaneye yetiştirilmek istenirken, evin dışında saldırganlar Fidan’a yeniden saldırarak katlettiler. Fidan katledildiğinde 14 yaşındaydı.
Besey (Esma) Suna
Besey Suna, evlerine yapılan saldırı sırasında silahla katledildi. Saldırganlar Besey’e defalarca ateş etmeleri yetmemiş, hamile olduğunu anladıklarında özellikle karnına ateş etmeye başlamışlardı. Saldırıdan ağır yaralı kurtulan Besey, hastaneye götürülmüş ancak kurtarılamamıştı.
Fatma Bilmez
Fatma Bilmez’in evine saldırılar başladığında, saldırganlar ilk başta eve direkt girmemişlerdi ancak ilk saldırıda Fatma’nın oğlu Ali katledilmiş ve evin önünde yakılan ateşe atılmıştı. Saldırganlar sonra eve girmiş Fatma’yı ve oğlu Hasan’ı baltalar ve bıçaklarla katletmişlerdi.
Cennet Çimen
Cennet Çimen çok yaşlıydı. Evde bulunanlar başka bir eve saklanmaya giderken o gidememişti. Çok yaşlı olduğu için saldırganların bir şey yapmayacakları da düşünülmüştü. Ancak saldırganlar Cennet Çimen’in evini basıp ona baltalarla saldırdı. Tornavidayla gözlerini oydular. 83 yaşındaki Cennet Çimen’in cenazesi bulunduğunda, vahşetin boyutu da ortaya çıkmıştı.
Mereş Katliamı bazı çevrelerin dediği gibi sadece bir Alevi katliamı değildir. Sadece Alevilerin hedef alındığı bir katliam değildir. Mereş Katliamı, aslında dönemin politik ortamı gözönünde bulundurulduğunda, Alevi Kürt toplumunun devrimci mücadele ile buluşmasına engel olmak için yapılmış katliamdır. Bu katliamın hedefi sadece Alevi Kürtler değil, o dönem Mereş ve çevre bölgede güçlenen Kürdistan Özgürlük Hareketi ve devrimci mücadeledir.
Bir diğer yanı ise katliam bir kadın ve çocuk katliamı olarak da görülmek zorundadır. Özellikle kadınlara saldırılması, çocukların birer ‘ganimet’ olarak görülmesi gözden kaçırılmamalıdır.
Üzerinden 47 yıl geçmesine rağmen halen aynı acı ve öfkenin hissedilmesi de, katliamın çok boyutlu olmasından kaynaklıdır. Mereş Katliamı, devletin planlı, programlı yaptığı bir katliam olarak halen yüzleşilmeyi beklemektedir.