24 Ocak Cumartesi günü yapılan toplantıda İran ve Doğu Kürdistan’daki (Rojhilar) durumun değerlendirildi. Toplantıya Partî Demokratî Kurdistan (KDP-İ), Komeleya Zehmetkêşan, Komeleya Şoreşgerê Zehmetkêşan, Komaleya Hizbê Komînîst – Şaxê Kurdistan, Sazmanê Xebatî Şoreşger, Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê (PJAK) gibi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra Abbas Weli, Ali Kerimi, Aziz Mamle olmak üzere birçok siyasetçi ve aydın katıldı.
Toplantıda özellikle şu vurgu dikkat çekti: “Kürt ulusu tarihi bir değişimin eşiğinde. Birlik, diyalog ve ortak eylem, kurtuluşun, onuru korumanın ve adil bir gelecek inşa etmenin tek yoludur.”
Toplantı bileşenleri şu açıklamayı yaptı:
“Bizler bu toplantıya katılan, siyasi parti ve örgüt temsilcileri, Rojhilat Kurdistanlı bir grup aktivist ve şahsiyet ile Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) olarak İran halklarının son ayaklanmasında İran ve Kürdistan’da artan şiddete karşı duyduğumuz büyük üzüntü ve öfkeyi bildiriyoruz.
KİTLESEL KATLİAMLAR DORUK NOKTASINA ULAŞTI
İran rejimi, geçtiğimiz birkaç hafta içinde kitlesel katliamlar, kitlesel tutuklamalar, bölgelerin militarize edilmesi ve dış dünyayla iletişimin kesilmesi yoluyla tüm İran vatandaşlarına yönelik baskısını artırdı. İran ve Kürdistan’ın farklı bölgeleri, devletin şiddetinin hedefi haline geldi. Gösterilere yönelik kitlesel katliam, Kürdistan kenti İlam’daki Melekşahî’de doruk noktasına ulaştı ve ardından Kürdistan’ın diğer kentleri ile İran geneline aynı boyutta devam etti. Bu süreçte birçok sivil katledildi, yaralandı veya toplu cezalar uygulandı. Yine halkın sesini bastırmak ve devlet şiddetinin gizlenmesi için internet ve telefon hatları kesildi ve Kürdistan ile İran genelinde aşırı bir güvenlik durumu dayatıldı. Katliamın bilançosu hala tam olarak bilinmiyor.
KOLONYAL VE GÜVENLİKÇİ YAPI
Bu eylemler münferit olaylar değil, İran devleti çerçevesinde Kürdistan’a dayatılan kolonyal ve güvenlikçi gücün tarihsel yapısının parçalarıdır. Son ayaklanma dalgasında Kürt halkına uygulanan baskı yalnızca protestolara katılmaları nedeniyle değil, her zaman onur, siyasi tanınma ve kendi kaderini tayin hakkı için mücadele eden bir ulus olduğu için büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Toplantı katılımcıları, baskıya karşı ayaklanan tüm İran halklarına desteklerini ifade ederken, Kürt halkının devletinin olmaması ve tarihten silinmek istenmesinden kaynaklanan çok yönlü bir şiddetle karşı karşıya kaldığını belirtmektedir.
KÜRT BİRLİĞİ KAÇINILMAZ BİR GEREKLİLİK
Bu tür zamanlarda Kürt birliği kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bölgesel ve küresel aktörlerin Ortadoğu’nun siyasi haritasını bizim katılımımız olmadan ve hızla yeniden çizmek istediği bir dönemde iç parçalanma ve bölünme, Kürt halkının büyük krizlere yanıt vermesini zayıflatmıştır. Birlik, ideolojik birlik anlamına gelmez; kendi kaderini tayin hakkı, demokrasi, cinsiyet eşitliği, toplumsal adalet ve Kürdistan'ın tüm bölgelerinde Kürt ulusunun varlığının korunması gibi konularda ortak zeminde uzlaşma ve buluşma anlamına gelir. Toplantının katılımcıları olarak, Kürdistan’daki özellikle de Rojhilat’taki tüm parti ve gruplardan, belirleyici olaylardan önce tüm eylemlerini kolektif sorumluluk temelinde ele almalarını talep ediyoruz.
TOPLUMSAL SEFERBERLİK
Sadece siyasi güçleri değil, aynı zamanda Kürdistan ve diaspora genelindeki aydınları, akademisyenleri, kadın hareketlerini, gençlik inisiyatiflerini ve sivil toplum örgütlerini de kapsayan yapıcı ve sürekli bir diyaloğa ihtiyacımız var. Düşünce üretimi, siyasi eleştiri ve toplumsal seferberlik Kürt ulusunun gelecekteki siyasi ufkunu yeniden inşa etmenin temel stunlarıdır.
ROJAVA’DA GÖRÜLENLER ROJHILAT İÇİN STRATEJİK DERSLER BARINDIRIYOR
Rojhilat’daki olaylara paralel ve eş zamanlı olarak Rojava da büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Toplantı katılımcıları Kürdistan’ın dört parçasındaki halkın dayanışmasına saygı duymakla birlikte, Rojava tecrübesine yönelik tehditler konusunda da uyarılarda bulunuyor. Kürt demokrasisinin alternatifi, Suriye Geçici Hükümeti ve değişen bölgesel şartlar tarafından ağır bir tehditle karşı karşıya. Kendini Kürdistan dostları olarak gösteren küresel aktörlerin geri çekilmesi ve sessizlik, bir ulusun silinmesiyle tehdidiyle sonuçlandı. Şüphesiz ki Rojava’daki başarılı deneyimin yok edilmesi Kürt ulusu için büyük bir facia ve küresel sorumluluğun yok olması anlamına gelirdi. Ancak son olarak Rojava’da görülenler, Rojhilat için önemli stratejik dersler ve anlamlar barındırmaktadır.
PRATİK ÖNERİLER
Bu hakikatler ışığında ve ‘Rojhilat Partileri Diyalog Merkezi’nin desteğiyle; toplantı katılımcıları, birlik, diyalog ve karşılıklı işbirliğine yönelik devam eden eylemleri kolaylaştırma konusuna olan bağlılıklarını yinelemektedirler. Bu kapsamda aşağıda atılacak pratik önerileri sıralıyoruz;
1. Birliğin ve ortak savunma gücünün oluşturulma noktasına değin, Rojhilat partileri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için ciddi ve acil girişimler.
2. Merkezin organize edilmesi için Diyalog Merkezi çatısı altındaki siyasi aktörler arasında bir mekanizmanın acil olarak kurulması.
3. ‘Diyalog Merkezi’ şubelerinin, Kürdistan Bölgesi dışında da özellikle de Avrupa’da açılması.
4. Kürtçe medya ağların güçlendirilmesi ve geniş ve kapsamlı bir medyanın inşası için girişimlerde bulunulması.
5. Tüm siyasi güçlerin, toplumsal örgütlerin ve aktivistlerin katılımıyla Rojhilat’a dair bir konferans düzenlenmesi.
6. Rojhilat’da alınacak tüm siyasi ve diplomatik kararlarda sorumluluk sahibi olacak ‘Karar Merkezi’ ya da bunun gibi bir isimle anılacak geniş bir siyasi platform oluşturulması.
7. Diyalog Merkezi çağrısı ve Kürdistan’ın dört parçasından Kürtlerin katılımıyla Avrupa’da, Rojhilat halkının siyasi iradesini desteklemek ve vurgulamak amacıyla halk eylemlerinin organize edilmesi.
8. Kürdistan’ın tüm parçalarındaki partiler, aydınlar ve sivil toplum arasında sürekli diyalog için kalıcı bir temel oluşturulması.
9. Kürt sorununa yönelik eylem ve diplomasi için küresel bir inisiyatif kurulması.
10. Rojava ve Rojhilat için küresel destek ve dayanışmanın örgütlenmesi.
Kürt ulusu tarihi bir değişimin eşiğinde. Birlik, diyalog ve ortak eylem, kurtuluşun, onuru korumanın ve adil bir gelecek inşa etmenin tek yoludur.”