Veysî Aktaş: Birlik, öz savunma ve örgütlenme özgürlüğü getirir
İmralı Sekreterya üyesi Veysî Aktaş, MXDŞ Kongresi’ne gönderdiği mesajda, Êzidîler için özerklik arayışının varlık-yokluk meselesi olduğunu belirtti.
İmralı Sekreterya üyesi Veysî Aktaş, MXDŞ Kongresi’ne gönderdiği mesajda, Êzidîler için özerklik arayışının varlık-yokluk meselesi olduğunu belirtti.
İmralı Sekreterya Üyesi Veysî Aktaş MXDŞ Kongresi’ne gönderdiği mesajda, “Êzidî halkının öz savunması yalnızca askeri değildir; aynı zamanda kültürel, siyasi ve toplumsaldır. Özgürlük için birlik ve direniş çok önemlidir. Birlik, öz savunma ve örgütlenme bizi özgürlüğe götürecektir" dedi.
Şengal Demokratik Özerk Meclisi’nin 6. Kongresi’ni selamlamak ve kutlamak amacıyla kongreye çok sayıda yazılı ve görüntülü mesaj gönderildi. Bunlardan biri de İmralı Adası’nda Rêber Apo ile birlikte bir süre kaldıktan sonra tahliye olan Veysî Aktaş’ın mesajıydı. Aktaş, İmralı Sekreterya adına kongreyi kutladı; Êzidî toplumunun varlık ve özgürlük mücadelesine, özellikle Şengal Özerk Yönetimi deneyimine dair önemli değerlendirmelerde bulundu ve 2014 fermanının Êzidîler için derin bir dönüşümün başlangıcı olduğunu vurguladı. Ayrıca ittifak ve birliğin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Aktaş, mesajının başında Êzidî toplumunun 2014 fermanında sadece fiziki katliamla değil, aynı zamanda yok etme tehdidiyle karşı karşıya kaldığını, tarihsel varlıklarının hedef alındığını hatırlattı. Bu süreçte DAİŞ çetelerinin saldırıları sonucu binlerce insanın öldürüldüğünü ve kaçırıldığını, Êzidî kadınların köleleştirildiğini ve yüz binlerce kişinin göç etmek zorunda kaldığını belirtti.
Aktaş, “Bu ferman aynı zamanda Êzidîler için büyük bir dönüşümün başlangıcı oldu. HPG ve YPG dışında hiçbir güç Êzidîleri korumadı. Bu nedenle öz savunma zorunlu hale geldi. Bu süreçte kurulan Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) sadece askeri yapılar değil, aynı zamanda Êzidî toplumunun güvencesi oldu. Êzidî kadınlarının önemli rol oynadığı bu yapı, cinsiyet eşitliği açısından da yeni bir model sundu.”
'Êzidîler için özerklik bir varlık-yokluk meselesidir'
Aktaş, fermandan sonra en önemli gelişmelerden birinin halkın öz yönetim iradesinin güçlenmesi olduğunu belirterek, “Bu çerçevede kurulan meclis ve komünler bağımsız bir yönetim modeli ortaya koydu. Kararlar taban düzeyinde alınıyor, farklı inanç ve kimlikler yönetime dahil ediliyor. Êzidî toplumu tarih boyunca katliamlarla karşılaştığı için özerklik arayışı bir güvenlik ve varlık meselesidir. Şengal’de kurulan yaşam modeli sadece güvenlik ve yönetimle sınırlı değildir; toplumsal ilişkileri yeniden tanımlayan bir paradigmadır. Kadın özgürlüğü, ekolojik yaşam ve kolektif ekonomi bu modelin temel taşlarıdır. Özellikle kadın öncülüğündeki yapılar, geçmiş travmaların aşılmasında önemli rol oynamaktadır" ifadelerini kullandı.
'ÊZİDÎ TOPLUMUNUN KURTULUŞU ÖZ ÖRGÜTLENMESİDİR'
Aktaş, Abdullah Öcalan’ın Êzidî topluma dair değerlendirmelerini hatırlatarak, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Êzidî toplumunu Mezopotamya’nın en kadim inanç topluluklarından biri olarak görmektedir. Şengal’de kadın öncülüğünde gelişen yapılar tarihsel bir ilerlemeyi temsil etmektedir. Êzidî halkının kurtuluşu dış güçlerin korumasında değil, kendi öz örgütlenmesini geliştirmesindedir. Bu savunma sadece askeri değil; kültürel, siyasi ve toplumsaldır. Simurg kuşu gibi, Êzidîlerin yeniden doğuşunu temsil etmektedir" diye ekledi.
'BİRLİK GÜÇ YARATIR, KİMLİĞİ GÜÇLENDİRİR'
Kürt halkı ve Êzidî toplumu arasında birlik ve ittifakın önemine değinen Aktaş, “Ferman döneminde Kürdistan’ın dört parçası Şengal için nasıl birlik olduysa, bugün de birlik sesini yükseltmeliyiz. Birlik sadece bir araya gelmek değildir; ortak amaç, irade ve bilinçtir. Birlik güç yaratır, krizlerin aşılmasını sağlar ve kimliği güçlendirir. Parçalanmış bir toplum taleplerini güçlü ifade edemez. Bu nedenle birlik Êzidî halkı için hayati önemdedir. 2014 soykırımında hayatta kalınması da kolektif dayanışma ve öz savunma sayesinde mümkün olmuştur. Birlik sayesinde siyasi temsil güçlenir, Şengal’in güvenliği ve demografik yapısı korunur. Bilinçli ve gönüllü birlik, zorluklar karşısında direnen bir toplum yaratır ve onurlu bir gelecek kurar. Birlik, öz savunma ve örgütlenme bizi özgürlüğe götürür. Şengal’den sonra Kobanê’de nasıl birlik olduysak, bugün de aynı şeyi yapmalıyız. Bu herkesin sorumluluğudur. Birlik özgürlük ve eşitlik getirir" değerlendirmesini yaptı.
'ÖZGÜRLÜK OLMAZSA KİMLİK; İNANÇ VE GELECEK DE OLMAZ'
Aktaş, Êzidî toplumunun özgürlük mücadelesine dair de şu değerlendirmelerde bulundu: “Özgürlük, Êzidî toplumu için kolektif kimliğin, dilin, kültürün ve iradenin tanınması demektir. Kendi diliyle, kendi inancıyla yaşayabilmek ve geleceğine dair karar verebilmektir. Özgür yaşam onurlu yaşamdır. Özgürlüğün olmadığı yerde kimlik, inanç ve gelecek sürekli tehdit altındadır. Tarihimiz bunu kanıtlıyor. Özgürlük için birlik ve direniş şarttır. Özgürlük halkın kendi kendini yönetmesidir. Şengal’de olduğu gibi, kendi topraklarında kendi savunma güçlerine sahip olmak gerekir. Ancak o zaman gerçek özgürlükten söz edilebilir.”
'HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ RÊBER APO'NUN ÖZGÜRLÜĞÜNE BAĞLIDIR'
Aktaş mesajının sonunda Önder Apo'nun fiziki özgürlüğüne değinerek şunları söyledi:
“Ortadoğu halklarının, özellikle Kürtlerin özgürlüğü Rêber Apo'nun özgürlüğüyle bağlantılıdır. Kürtlere karşı uygulanan imha politikalarını gördük, ancak Rêber Apo bu politikaları boşa çıkardı. Bu nedenle gelin hep birlikte olalım ve bir yaşam nehri gibi özgürlüğe doğru yürüyelim.”