ABD’nin A-10 saldırı uçakları Körfez yolunda

ABD’ye ait yaklaşık 20 A-10 Thunderbolt II saldırı uçağının harekete geçirilmesi, İran’a yönelik olası bir kara operasyonu hazırlığı iddialarını güçlendirdi.

ABD’nin simgesel saldırı uçaklarından A-10 Thunderbolt II’lerin Ortadoğu’ya konuşlandırılabileceği yönündeki işaretler, İran’a karşı olası bir kara harekâtı ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.

Uzmanlık sitesi The War Zone’un aktardığına göre, yaklaşık 20 A-10 uçağı ABD’deki bir askeri noktada toplandı, bunlardan sekizi ise Atlantik üzerinde uçuşa geçti. Uçakların, havada yakıt ikmali desteğiyle Körfez bölgesine sevk edilmesinin planlandığı belirtiliyor.

KARA BİRLİKLERİNE YAKIN DESTEK İÇİN KULLANILIYOR

A-10’lar, F-35 ya da F-18 gibi gelişmiş savaş uçaklarından farklı olarak doğrudan kara savaşları için tasarlanmış uçaklar arasında yer alıyor. Özellikle tanklar, zırhlı araçlar ve kara birliklerine karşı etkili olan bu uçaklar, Amerikan ordusunun olası bir kara saldırısında yakın hava desteği sunmak için kullanılıyor.

Bu nedenle A-10’ların bölgeye gönderilmesi, yalnızca hava saldırıları değil, sahada doğrudan askeri müdahale ihtimalini de güçlendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

HEDEF HARG ADASI VE  URANYUM TESİSLERİ Mİ?

ABD’de son günlerde tartışılan senaryolar arasında, İran’ın önemli petrol ihracat merkezi olan Kharg Adası’nın ele geçirilmesi ya da zenginleştirilmiş uranyum stoklarına yönelik operasyonlar da bulunuyor. A-10’ların böyle bir tabloda ön cephede görev alabilecek başlıca uçaklardan biri olduğu belirtiliyor.

GÜÇLÜ AMA SAVUNMASIZ

“Warthog” (Yaban Domuzu) lakabıyla bilinen A-10, özellikle güçlü 30 mm topu ve yüksek mühimmat kapasitesiyle tanınıyor. Ancak bu uçakların alçak irtifada görev yapması, onları hava savunma sistemlerine karşı oldukça savunmasız hale getiriyor.

Uzmanlara göre, İran’ın güçlü hava savunma kapasitesi göz önüne alındığında, A-10’ların bölgeye yoğun biçimde gönderilmesi ciddi riskler de barındırıyor.

SAVAŞTA YENİ AŞAMA SİNYALİ

A-10’ların Körfez’e sevki, Washington’un İran’a karşı yalnızca uzaktan hava saldırılarıyla yetinmeyip, sahada doğrudan askeri varlık göstermeyi de değerlendirdiğine işaret ediyor.