BM: İran’da siviller savaş ve baskı arasında ağır bedel ödüyor

Birleşmiş Milletler’e bağlı bağımsız araştırmacılar, Orta Doğu’daki son çatışmaların özellikle İran’da ağır sivil kayıplara yol açtığını açıkladı.

BM Soruşturma Heyeti’ne göre, son savaş, 28 Aralık 2025’te başlayan protestoların ardından İran halkının “kendi hükümeti tarafından kendisine karşı başlatılan eşi görülmemiş bir şiddet dalgasından” yeni çıkmış olduğu bir dönemde meydana geldi.

Açıklamaya göre güvenilir kuruluşlar, 7.000'den fazla kişinin öldürüldüğünü tahmin ediyor; bu rakam, birkaç gün içinde 3.117 kişinin öldüğünü belirten hükümetin kendi şaşırtıcı bilançosunu çok aşıyor.

Açıklamada Haziran 2025'te İran ile İsrail arasında yaşanan önceki çatışmada kaydedilen olayın, bu aşırı şiddet ve artan bölgesel gerilim ortamında gerçekleştiğine vurgu yapılıyor.

Soruşturma Heyeti, İsrail’in Evin Hapishanesi’ne hava saldırıları düzenleyerek, kasıtlı olarak sivil bir hedefe saldırı düzenleme ve en az bir çocuk ve sekiz kadın olmak üzere 80 kişiyi öldürme suçunu işlediğine inanmak için makul gerekçeler bulduklarını kaydetti. 

Soruşturma Heyeti, saldırıların ötesinde,  “zorla kayıplar”dan bahsederek tutukluların akıbeti konusunda İranlı yetkililerin sorumluluğuna işaret ediyor. Heyet, Tahran’ı Evin Hapishanesi’ndeki tutukluları korumamakla ve Evin Hapishanesi’nden nakledilen bazı tutukluların akıbetini veya bulundukları yeri açıklamayı reddetmekle suçluyor.

BM İnsan Hakları Konseyi’nde konuşan Misyon Başkanı Sara Hossain, güneydeki Minab kentinde bir okulun vurulması sonucu çoğu çocuk 168’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı. 

Hastaneler, okullar, kültürel miras alanları ve yerleşim bölgelerinin de hedef alındığı; petrol depoları ve bir tuzdan arındırma tesisinin vurulmasının siviller üzerinde ciddi etkiler yarattığı ifade edildi.

Açıklamada, İran halkının bir yandan geniş çaplı askeri operasyonlar, diğer yandan ise kendi hükümetinin baskıcı politikaları arasında sıkıştığı vurgulandı. Uluslararası insancıl hukuka uyulması çağrısı yapılırken, bazı ABD’li yetkililerin “angajman kurallarının uygulanmayabileceğine” dair açıklamalarının endişe yarattığı belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, 16 Mart’ta Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a karşı sınırlı kara operasyonları başlattığını duyurdu ve İran’da “binlerce hedefin” bulunduğunu açıkladı.

BM Özel Raportörü Mai Sato ise artan askeri gerilimin İran’daki insan hakları krizini daha da derinleştirdiği uyarısında bulunarak, tüm taraflara çatışmaları durdurma ve diplomatik diyaloğa dönme çağrısı yaptı.

Mia Sato, “İran halkını her türlü çözümün merkezine koyarsak, askeri gerginlik sona ermeli ve tüm taraflar derhal diplomatik diyaloğa geri dönmelidir” dedi ve şunları ekledi: “Uluslararası toplum, İran halkının korunmasının en yüksek öncelikli konu olmaya devam etmesini sağlamalıdır.”

Sato, “Öldürülenler, tutuklananlar, yerinden edilenler ve dünyadan koparılanlar. Yaptırımlar ile acımasız baskı arasında sıkışıp kalmışlar. Çok fazla şiddet yaşandı ve çok fazla insan öldü” dedi.

İran’ın Cenevre’deki BM Daimi Temsilcisi, İnsan Hakları Konseyi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ve ABD’nin hava saldırılarının başlamasından bu yana İran’ın “bin yıllık kültürel mirasına” yönelik “kör ve yasadışı saldırıları” kınadı.

Büyükelçiye göre, savaşın ilk on günü boyunca, 20'den fazla hastane ve diğer acil durum tesisleri dahil olmak üzere yaklaşık 14.000 sivil tesis hava saldırılarının hedefi oldu.